Türk plastik sanatlar tarihinin kurucu figürlerinden olan heykeltıraş İhsan Özsoy, 1867 ile 1944 yılları arasında İstanbul'da yaşayarak heykelciliğin öncülüğünü üstlendi. Sanatçı, batılı tarzda eğitim veren Sanayi-i Nefise Mektebi'nin heykel bölümündeki ilk Türk öğrenci olarak tarihe adını yazdırdı. Okul binasını gezerken hocası Osgan Efendi tarafından keşedilen yetenek, kazandığı bursla Paris'e giderek kendisini yetiştirdi. Yurda dönüşünde ise hem paha biçilemez heykeller üretti hem de akademide yeni kuşakları yetiştiren bir ekol kurdu.
Sanayi-i Nefise'den Paris'e Uzanan Eğitim Yılları
Sanatçının hayat çizgisi, henüz on üç yaşındayken okul binasını gezerken değişti. O dönem yeni inşa edilen bu eğitim kurumunun koridorlarında dolaşan meraklı genci fark eden kişi, okulun ilk heykel eğitmeni Osgan Efendi'ydi. Usta eğitmen, bu yetenekli gencin içindeki sanat aşkını ve heyecanını sezip ona heykel bölümünün sınıfına katılma teklifini sundu. Bu davet üzerine 1883 senesinde akademiye resmen adım atan İhsan Bey, buradaki zorlu öğrenimini başarıyla tamamlayıp 1891 yılında mezuniyetini ilan etti.
Mezuniyet sonrasında katıldığı sınavda gösterdiği üstün başarı sayesinde devlet bursu kazanarak sanatın kalbi sayılan Paris'e gönderilme hakkı elde etti. Fransa'daki eğitimi sırasında ilk olarak Jean Baptise Gustav Deloye'nin atölyesinde çalışmalar yürüten heykeltıraş, ardından buradan ayrılarak École des Beaux-Arts'a geçiş yaptı. Orada eğitim gördüğü süreçte Carpeaux ve Falguiere gibi önemli akademisyenlerden dersler aldı. Aldığı bu üst düzey eğitimin bir meyvesi olarak sanatçının eserleri, 1893 ve 1894 yıllarındaki Paris Güzel Sanatlar Sergileri'nde sergilendi. Eğitimini 1895 yılında başarıyla tamamlayan sanatçı, donanımlı bir heykeltıraş olarak İstanbul'a geri döndü.
Yurda Dönüş, Zorluklar ve Tarihi Restorasyonlar
Avrupa'daki nitelikli eğitimini tamamlayıp 1895 senesinde payitahta dönen genç sanatçı, vakit kaybetmeden bir arkadaşıyla birlikte İstanbul'da özel bir heykel atölyesi açtı. Ancak dönemin toplumsal yapısı ve halkın heykel sanatına karşı beslediği olumsuz tutum, bu cesur atölyenin kısa sürede kapanmasına yol açtı. Atölyesini kapatmak zorunda kalan İhsan Bey, bir süre özel işlerde çalışarak geçimini sağladı. Bu sıkıntılı dönemde iç mekan alçı süslemeleri, dekorasyon işleri ile uğraştı ve ayrıca memur olarak da görev yaptı. Yaşanan bu geçiş döneminin ardından 1897 yılında Asar-ı Atika Müzesi bünyesine eski eser onarımcısı sıfatıyla atandı. Buradaki görevi sırasında Osman Hamdi Bey ile birlikte tarihi öneme sahip Sayda kazılarına katıldı. Kazıların en kıymetli buluntusu olan ünlü İskender Lahdi'nin restorasyonunda ise eski hocası Osgan Efendi ile omuz omuza çalışarak büyük bir tecrübe kazandı.
Akademideki Öncülüğü ve Ölümsüz Eserleri
Müzelerdeki başarılı restorasyon çalışmalarının ardından akademik dünyaya yönelen sanatçı, 1904 yılından itibaren mezun olduğu okulda öğretmen yardımcısı olarak göreve başladı. Sanayi-i Nefise Mektebi bünyesindeki bu görevi sürerken, hocası Osgan Efendi'nin 1914 yılında emekliye ayrılması üzerine atölyede tek hoca olarak kaldı. Bu gelişmeyle birlikte, akademinin heykel bölümünde atölye sorumluluğu üstlenen Türk asıllı ilk eğitmen unvanını alarak tarihe adını yazdırdı. Sanatçı aynı zamanda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi bünyesinde de öğretmenlik yaparak kız öğrencilerin heykel eğitimi almasına önemli katkılarda bulundu. Türkiye'nin en tanınmış heykeltıraşlarının yetişmesinde pay sahibi olan İhsan Bey, 1933 yılında emekliye ayrıldı. Usta sanatçı, 1944 yılında İstanbul'da yaşamını yitirdi.
Sanat tarzında antik Yunan ve Roma heykellerinin, İtalyan Rönesansı'nın ve 17. yüzyıl Fransız heykeline dayanan natüralizmin bariz izleri gözlemlenir. Tüm bunlarla birlikte Hitit ve Mısır sanatına ilgi duyan usta, modern sanat akımlarına da kapılarını açık tuttu. Sanatçının günümüze kadar ulaşmayı başaran başlıca önemli eserleri şu şekilde sıralanabilir:
- İstanbul'daki ünlü Süreyya Sineması'nın sahne önünde konumlanan Dans Eden Çocuklar frizi,
- Aynı binanın giriş cephesinde bulunan, müzik ile sahne sanatlarını simgeleyen kabartma figürler,
- İstanbul Resim ve Heykel Müzesi bünyesinde korunan Nimet Hanım büstü,
- Osman Hamdi Bey'in kızı Kerime Salahor'u temsil eden Uzun Saçlı Kadın Büstü.
Özellikle Süreyya Sineması için hazırladığı görkemli rölyef çalışmasıyla İhsan Bey, figürlü kabartma sanatının büyük halk kitlelerinin yaşamına doğrudan karşımasını sağlayan ilk isimlerden biri olmuştur.