Türkiye'nin opera tarihindeki öncü kadın seslerinden Havva İclal Ar, 1 Temmuz 1913'te İstanbul'un Şişli semtinde dünyaya geldi. Müzikle yoğrulan seçkin bir aile ortamında büyüyen sanatçı, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde sergilediği üstün performanslarla Türk opera sanatının temel taşlarından biri oldu. Şişli'deki evlerinden büyük dayısı Münir Gencer'in müzikli toplantılarına uzanan çocukluk yılları, onun sanatsal duyarlılığını küçük yaşta şekillendirdi.
Sanatçıya ilham veren bu köklü aile ortamında müzikle ilgilenen pek çok önemli isim bulunuyordu:
- Annesi Rabia Afet Hanım, ut çalan ve alaturka sanatına gönül vermiş bir müzikseverdi.
- Teyzeleri Neyyire ve Lebibe Hanımlar, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Lale ve Nergis takma adlarıyla plaklar çıkaran ses sanatçılarıydı.
- Bir diğer teyzesi Aliye Belkıs Hanım, kendi özgün adıyla Türk musikisi eserlerini içeren plaklar doldurmuştu.
Bu kültürel atmosfer, İclal Ar'ın içindeki yeteneği erkenden uyandırdı. O, sadece sesiyle değil, sinema kurgusundan mum sanatı tasarımlarına uzanan çok yönlü üretimleriyle de kültür dünyamızda derin izler bıraktı.
Sinema Stüdyosundan Nazım Hikmet'in Şiirlerine
Nişantaşı Ortaokulu'nu başarıyla tamamlayan genç İclal, teyzesinin eşi Recep Naci İpekçi'nin aracılığıyla adım attığı İpekçi Film Stüdyosu'nda çalışmaya başladı. Burada montaj işinin inceliklerini öğrenen sanatçı, Türk sinema tarihinin klasiklerinden Bir Millet Uyanıyor filminin kurgusunu bizzat üstlendi. Stüdyoda çalıştığı dönemde sinemamızın öncülerinden Muhsin Ertuğrul ve dahi şair Nazım Hikmet gibi isimlerle yakın dostluklar kurdu. Ünlü şairin o dönem kaleme aldığı bazı eserlerde ve operet şarkılarında geçen efsanevi "kızıl saçlı kız" tasvirinin İclal Hanım olduğu kulaktan kulağa yayılan tatlı bir söylencedir. Genç kadın, 1933 yılında stüdyoda dekoratörlük yapan Vedat Ar ile hayatını birleştirerek sinema kariyerine son verdi. Bu evlilik onun müzik yolunu açtı.
Tangonun Gizemli Sesi "Kızıl Ay"
Evliliğinin ardından evinde düzenlediği müzikli davetlerde ünlü tango bestecisi Necip Celal Bey ile tanışan İclal Ar, bu buluşmalar sayesinde adını daha geniş kitlelere duyurdu. Onun muazzam yeteneğini keşfeden İstanbul Radyosu Müdürü Mesut Cemil Bey, genç sanatçıdan radyoda Necip Celal'in bestelerini seslendirmesini rica etti. Böylece mikrofon arkasına geçen İclal Ar, dinleyicilerin hafızasına kazınan tangoları Kızıl Ay takma adını kullanarak büyük bir gizemle yorumladı. Müzik eğitimini akademik bir düzeye taşımak amacıyla İstanbul Devlet Konservatuvarı sınavlarına giren sanatçı, burada Muhittin Sadak yönetiminde yoğun şan çalışmaları yaptı. Geçirdiği bazı sağlık sorunları nedeniyle konservatuvardan ayrılmak zorunda kalsa da yılmadı. Eğitimine seçkin özel eğitmenlerden dersler alarak kararlılıkla devam etti.
Sahne Işıkları Altında Opera Yılları
Sanat kariyerinin en parlak dönemlerini ünlü besteci Cemal Reşit Rey ile gerçekleştiren İclal Ar, piyanistin eşliğinde hem radyoda hem de prestijli sahnelerde unutulmaz resitaller verdi. Klasik müzik dünyasındaki yerini sağlamlaştıran soprano, 1950 yılında kapılarını amatörlere de açan konservatuvar korosunun seçmelerini kazandı. Burada dokuz yıl boyunca solist olarak görev aldı. İtalyan müzisyen Italo Brancucci ile de ortak konserler verdi. Muhsin Ertuğrul'un öncülüğünde açılan Şan Stüdyosu'nun sınavlarını geçerek eğitimini dört yıl daha pekiştirdi. Ardından kurulan İstanbul Operası'nın kadrosuna dahil olan sanatçı, burada sergilediği olağanüstü performanslarla başrollere tırmandı. Menotti'nin ünlü Konsolos yapıtında ve Mascagni'nin ölümsüz eseri Cavalleria Rusticana operasında canlandırdığı başkarakterlerle sanatseverlerden tam not aldı.
Operadan Emeklilik ve Rengarenk Mum Sanatı
Dört yıl boyunca İstanbul Operası bünyesinde fırtınalar estirdikten sonra sahnelere veda ederek emekliye ayrılan İclal Ar, içindeki yaratıcı enerjiyi bu kez el sanatlarına yönlendirdi. Bu dönemde dekoratif mumlar üretmeye başladı. Titizlikle şekillendirdiği rengarenk mum tasarımlarını sanatseverlerin beğenisine sunmak için 1967 yılında Beyoğlu Şehir Galerisi'nde kişisel bir sergi açarak büyük ilgi topladı. 2 Ekim 2007 tarihinde 94 yaşında hayata gözlerini yuman bu öncü Cumhuriyet kadını, arkasında eşsiz tınılar ve unutulmaz bir sanat mirası bıraktı.