Kürt edebiyatı ve dil bilim çalışmaları denildiğinde akla ilk gelen isimlerden olan yazar Hüseyin Sağnıç, 1926 yılında Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Horozdere köyünde dünyaya geldi. Çok dilli bir kültürel birikime sahip olan aydın, yaşamı boyunca ana dilinin araştırılması ve korunması amacıyla akademik düzeyde çalşmalar yürüttü. Özellikle 1990'lı yıllarda İstanbul merkezli kurumsal yapılar aracılığıyla Kürtçe dil eğitimleri verip araştırmalar yayımlayarak bu alanda öncü bir rol üstlendi.
Medreseden Dil Araştırmalarına Uzanan Yol
Çocukluk ve gençlik yıllarında maddi imkansızlıklar nedeniyle marangozluk ile duvar ustalığı gibi bedensel güç gerektiren işlerde çalşan Hüseyin Sağnıç, hayat mücadelesini eğitim azmiyle birleştirmeyi başardı. Öğrenim hayatındaki en kritik gelişme ise 1938'de girdiği medresedir. Burada aldığı eğitimin ardından, medrese öğrencilerine verilen 'Feqi' unvanını elde etti. Kendi imkanlarıyla Latin harflerini de öğrendi. Böylece okuma yazma becerisini kısa sürede pekiştirdi. Ana dilinin ötesinde birden fazla dilde yetkinliğe sahipti:
- Kürtçe (Ana dili)
- Türkçe
- Arapça
- Farsça
Bu dilsel çeşitlilik, onu ilerleyen yıllarda filoloji sahasında derinlemesine çalşmalar yapmaya sevk etti. Dergi yazıları 1983 yılında yayımlanmaya başladı. Aynı süreçte Kürt dili üzerine çeşitli araştırmalar da gerçekleştirdi. Ancak bu fikirsel üretimleri sebebiyle askeri darbe dönemleri dahil birçok kez gözaltına alınıp hapis cezalarına çarptırıldı.
Kültürel Kurumsallaşma ve Son Çalşmaları
Hüseyin Sağnıç, karşılaştığı tüm siyasi baskılara rağmen dil çalşmalarını sürdürmekten hiçbir zaman geri durmadı. Aralarında Musa Anter, İsmail Beşikçi, İbrahim Gürbüz ve Cemşid Bender gibi dönemin önde gelen entelektüellerinin bulunduğu bir aydın heyetiyle birlikte 18 Nisan 1992 tarihinde İstanbul Kürt Enstitüsü'nü kurdu. Bu enstitü bünyesinde coğrafya, etnografya ve dil alanlarında bilimsel çalşmaların koordinasyonunu bizzat üstlendi. Ayrıca enstitünün kuruluşundan bir sene önce faaliyete geçen Mezopotamya Kültür Merkezi çatısı altında düzenli olarak Kürtçe dersleri verdi. Yazar, başta Rewşen olmak üzere dönemin etkin yayı mecralarında dil ve kültür temalı makalelerini okurlarla buluşturdu. Ömrünün son döneminde 'Dîroka Wêjeya Kurdî' adını taşıyan Kürt Edebiyatı Tarihi çalşmasını tamamlamıştı. Eser basılmadan hemen önce rahatsızlandı. Bilgisayar başında yeni bir araştırma ile meşgulken yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirdi. Hastanede uzun süre komada kalan tecrübeli yazar, 12 Mart 2003 tarihinde yaşam mücadelesini kaybederek aramızdan ayrıldı.