Sivas'ın İmranlı ilçesinde 1971 yılında dünyaya gelen Hasret Gültekin, küçük yaştaki üstün yeteneğiyle Türk halk müziğine yenilikçi bir soluk getiren Alevi kültürünün en önemli temsilcilerinden biridir. Söz yazarı, besteci ve bağlama virtüözü olan sanatçı, 2 Temmuz 1993 tarihindeki Sivas Katliamı'nda henüz yirmi iki yaşındayken hayatını kaybetmiştir. Halk şairi ve ozan kimliğiyle üretim yapan müzisyen, geliştirdiği şelpe tekniği sayesinde bağlamada adeta devrim gerçekleştirdi.
Sazla Tanışma ve İlk Gençlik Yılları
Süleyman ve Hacıhanım çiftinin üçüncü çocuğu olarak doğan Hasret Gültekin'in çocukluğu İstanbul'da geçti. Henüz altı yaşındayken eline aldığı bağlamayı çok geçmeden kendi üretkenliğiyle harmanlayarak çalmaya başladı. Onun için müzik her şeyin önündeydi. Eğitim hayatı müziğin gerisinde kaldı. Kadıköy Anadolu Lisesi bünyesindeki eğitimini, tamamen müzik çalışmalarına ağırlık verebilmek amacıyla henüz lise yıllarında yarıda bıraktı. Okuldan kaçıp Haydar Acar'ın yanına giderek Deli Derviş'i dinlemek onun gelişiminde çok daha büyük bir rol oynadı. Bu dönemde "Dağlar Atamadım Sevdamı" ve "Sen Benim Başıma" gibi önemli eserleri besteledi. Profesyonel sahne adımları kısa sürede hız kazandı. Kadıköy Moda Sineması bünyesinde gerçekleştirdiği ilk resitaliyle adını duyuran genç yetenek, henüz on altı yaşındayken Gün Olaydı isimli profesyonel albüm çalışmasını müzik marketlerde dinleyicilerle buluşturarak büyük sükse yaptı. Bu albümün çıktığı gün Lütfü Gültekin ile karşılaşarak yaşam boyu sürecek sağlam bir dostluğun temellerini attı.
Müzikal Devrim ve Şelpe Tekniğinin Gelişimi
Hasret Gültekin, sadece solo albümleriyle değil, diğer sanatçıların albümlerinde yönetmenlik yaparak da yeteneğini gösterdi. Dostlar Muhabbeti albümünün yönetmenliğini üstlenip tüm saz kayıtlarını tek başına çaldığında henüz 1988 yılındaydı. Almanya'da yer alan Netses firması bünyesinde birçok usta ozanın çalışmasına enstrümanlarıyla katkı sağladı. Talip Özkan'ın öğrencisi olan müzisyen; Arif Sağ, Musa Eroğlu ve Haydar Acar gibi önemli ustalardan etkilendi. Ülkedeki Kürtçe müzik yasağını, hazırladığı Newroz albüm serisiyle pratik bir biçimde aşmayı başardı. Genç yaşta "Bağlama Devrimcisi" lakabını almasını sağlayan gelişme ise 1989 yılında yayımladığı Gece ile Gündüz Arasında adlı çalışmasıydı. Kopuz ve ruzbanın tarihindeki gibi el ile çalma yöntemine yenilik katarak tezene kullanmadan deyişleri icra etti. Arif Sağ ve Zülfü Livaneli gibi ustaların geçmiş yıllardaki benzer denemelerinden ilham alan sanatçı, şelpe tekniğinin bağlama klavyesi üzerinde sistematik biçimde icra edilmesine ve yaygınlaşmasına öncülük ederek kalıcı katkılar sundu. Bu çalışma, enstrüman çalmada sınırları zorladı. Ayrıca tar, kabak kemane, zurna ve davul gibi çok farklı sazlardaki hâkimiyetiyle de çok yönlü bir müzisyen olduğunu kanıtladı.
İlerici Müzik ve Toplumsal Duruş
Sanatçı, Hollanda Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen Genç Türküler festivalinde ülkesini başarıyla temsil etmeyi başardı. Kendi değerlendirmesiyle "ilerici müzik" yöneliminin zirve noktası olan Rüzgarın Kanatları albümünü 1991 yılında yayımladı. Bu albümde yer verdiği bazı önemli eserler şunlardı:
- "Derman Sendedir"
- "Çeke Çeke"
- "Yaralı Ceylan"
Eserlerdeki çok seslilik, alışılagelmiş deyiş yapısının özünü bozmadan batı müziğiyle buluşturulması halk müziği açısından gerçek bir dönüm noktasıydı. Yaşına dair tüm önyargıları kıran müzisyen, 1992 yılındaki "Türküler Yalan Söylemez" çalışmasında büyük ustalarla birlikte yer aldı. Musa Eroğlu ve Arif Sağ gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşması, müzik dünyasında rüştünü ispat ettiğinin önemli bir göstergesi oldu. Hayat felsefesini eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkeleri üzerine kuran sanatçı, politik dünyada da aktif bir duruş sergiledi. Bilimsel sosyalizmi benimseyerek önce Sosyalist Parti'ye, bu partinin kapanmasının ardından ise İşçi Partisi'ne üye oldu. Müzik yöneticiliği alanında da üreten sanatçı, 1991 yılında Yeter Gültekin ile dünyaevine girdi.
Yarım Kalan Hayaller ve Sanatsal Miras
Avrupa'dan Türkiye'ye uzanan çok sayıda konser veren müzisyen, "Enel Hakk" ismini vermeyi planladığı yeni albümün çalışmalarına yoğunlaşmıştı. Bu sırada Pir Sultan Abdal Kültür Festivali'ne katılmak üzere dönemin valisi Ahmet Karabilgin'in davetiyle Sivas'a yola çıktı. Etkinlikler sırasında şehirde son resitallerini sunan bağlama virtüözü, konaklama amacıyla yerleştiği Madımak Oteli'nin karanlık odaklarca kundaklanmasıyla alevler içinde kalan otuz iki aydınla birlikte trajik biçimde can vermiştir. Bu acı kaybın ardından, 13 Eylül 1993'te dünyaya gelen oğluna Roni Hasret ismi verildi. Hasret Gültekin'in vefatı sonrasında anısını yaşatmak için önemli albümler hazırlandı. Kalan Müzik, sanatçının popüler eserlerini "Seçmeler" adı altında yayımlayarak müzikseverlerin beğenisine sundu. Aynı yıl Yunan rembetiko grubu Prosechos ile gerçekleştirdiği konserin kayıtları "Ege'nin İki Yakası" ismiyle kültür merkezi tarafından çıkarıldı. "Rüzgarın Kanatları" albümü ise 1995'te kapağına "Yobaz Katliamı Şehidi" ibaresi eklenerek yeniden piyasaya sunuldu. Erken yaşta kaybolan bu değer, Türk halk müziğinde kalıcı izler bıraktı.
