Türk edebiyatının en cesur seslerinden biri olan Hasan Hüseyin Korkmazgil, toplumcu-gerçekçi şiir akımının öncü isimleri arasında yer alır. 4 Mart 1927 tarihinde Sivas'ın Gürün ilçesinde dünyaya gelen şair, kalemiyle Anadolu insanının çilesini, direncini ve umudunu dile getirmiştir. Lise yıllarında yazmaya başladığı şiirlerle edebiyat dünyasına adım atan yazar, sadece eserleriyle değil, inandığı değerler uğruna göğüs gerdiği zorluklarla da akıllarda yer edinmiştir. Gerek öğretmenlik yıllarında gerekse sonrasında yaşadığı siyasi baskılar ve sürgünler, onun sanat çizgisini olgunlaştıran en önemli unsurlar olmuştur. Edebi hayatı boyunca pek çok seçkin ödüle layık görülen Korkmazgil, 26 Şubat 1984'te evinde hayata veda ederek arkasında silinmez bir edebi miras bırakmıştır.
Sürgünler ve Zorlu Mücadele Yılları
Gençlik yıllarında eğitimine büyük bir hassasiyet gösteren şair, ortaöğrenimini 1948 senesinde Adana Erkek Lisesi bünyesinde başarıyla tamamlamış, ardından Ankara'ya giderek Gazi Eğitim Enstitüsü'nden 1950 yılında mezun olmuştur. Eğitim hayatını başarıyla noktaladıktan sonra, meslek hayatına ilk adımını Göksun ilçesinde öğretmenlik yaparak attı. Lakin bu görevde uzun süre kalamadı. Göksun ilçesinde başladığı öğretmenlik görevinden siyasi eylemleri gerekçe gösterilerek uzaklaştırılan Korkmazgil, peşinden tutuklanıp hüküm giyerek hayatının en zorlu ve en çetin mücadele dönemlerinden birine adım atmak zorunda kalmıştır.
Hüküm giydikten sonra, 1955 ile 1960 yılları arasında Gürün ve Sivas dolaylarında arzuhalcilik yaparak geçimini temin etmeye çalıştı. Aynı dönemde tabela ressamlığı, portre çizimleri ve hatta inşaat işçiliği gibi ağır fiziksel güç gerektiren işlerde çalıştı. Hayatın en alt kademesinde emek veren insanlarla omuz omuza çalışması, onun ilerleyen yıllarda yazacağı şiirlerin zeminini hazırladı. Yaşadığı tüm bu yoksulluk ve baskılara rağmen sanata olan tutkusunu asla kaybetmedi. Karşılaştığı her engel, onun mücadeleci ruhunu kamçılayan birer unsur haline geldi.
Edebi Olgunluk ve Gazetecilik Dönemi
Takvimler 1960 yılını gösterdiğinde taşra yaşamını geride bırakarak önce İstanbul'a, sonrasında ise Ankara'ya göç eden sanatçı, başkentteki yeni hayatında basın sektörüne giriş yaparak dönemin popüler yayınlarından Akis dergisi kadrosuna katılmıştır. Burada edindiği tecrübelerin ardından, 1968 ile 1970 yılları arasında Forum dergisi'nin sanat ve edebiyat sayfalarının yöneticiliğini üstlendi. Lise yıllarında kalemiyle dostluk kuran ve şiir yazmaya başlayan sanatçının matbu ortama aktarılan ilk eseri 1959 senesinde Dost dergisi bünyesinde yayımlanırken, şairin mizah yönünü yansıtan eğlenceli öyküleri de yine bu dönemde okuyucuyla buluşmuştur.
Sanatçının edebi başarısı, beraberinde siyasi takibatları ve hukuki mücadeleleri de getirdi. Yayımladığı Kızılırmak isimli şiir kitabı nedeniyle hakkında komünizm propagandası yaptığı savıyla dava açıldı. Bu yargılama neticesinde üç yıl hapis cezasına çarptırılsa da, daha sonra aklanarak özgürlüğüne kavuştu. Korkmazgil, tüm baskılara inat üretmeye devam etti. Onun edebiyat dünyasında sarsılmaz bir yer edinmesini sağlayan eserleri ve kazandığı ödüller şunlardır:
- 1963 yılında yayımlanan Kavel adlı şiir kitabı ile 1964 senesinde prestijli Yeditepe Şiir Armağanı'nı kazanmıştır.
- 1971'de okurla buluşan Kızılkuğu eseriyle TRT 1970 Sanat Başarı Ödülü'ne layık görülmüştür.
- 1981 senesinde basılan Filizkıran Fırtınası isimli eseriyle hem 1981 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü'nü hem de Nevzat Üstün Şiir Ödülü'nü kazanarak başarısını taçlandırmıştır.
- 1974 yılında ise edebiyat dünyasında geniş yankı uyandıran Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin isimli eserini yayımlamıştır.
Ayrıca mizah dergilerinde yayımladığı eğlenceli ve iğneleyici hikayelerini derleyen şair, bu eserlerini kitaplaştırdı. Söz konusu mizah yazılarını okuyucuya ulaştırırken Hüseyin Korkmazgil imzasını veya sadece Korkmazgil soyadını kullandı. Bu mizahi derlemeleri toplamda üç kitap halinde bir araya getirdi.
Ailesi ve Yaşama Veda
Edebi üretkenliğinin yanı sıra düzenli bir aile yaşantısı kuran şair, hayatını Azime Korkmazgil ile birleştirmiştir. Çiftin bu evlilikten 1965 senesinde dünyaya gelen Temmuz Korkmazgil adında bir oğulları olmuştur. Şair, oğlunun doğumunun getirdiği sevinci ve geleceğe dair beslediği umutları, Türk şiirinin unutulmaz eserlerinden biri olan 'Bir Oğlum Olacak Adı Temmuz' isimli şiiriyle ölümsüzleştirmiştir. Aile bağları ve eşine olan sevgisi, Korkmazgil'in fırtınalı hayatındaki en güvenli limanı olmuştur.
Ömrünün son dönemecinde oldukça ağır sağlık problemleriyle boğuşmak durumunda kalan şair, 1983 senesinde geçirdiği beyin kanaması sonucunda yaklaşık bir yıl boyunca bitkisel hayatta kalarak yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgide direnmiştir. En nihayetinde, 26 Şubat 1984 tarihinde evinde gözlerini sonsuzluğa yumdu. Korkmazgil'in vefatı, Türk edebiyatında derin bir boşluk yarattı. Cenazesi, Maltepe Camii'nde düzenlenen törenin ardından kılınan namazla birlikte Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir. Onun ürünleri ve geride bıraktığı eserleri, Türk şiir dünyasında varlığını korumaya devam etmektedir.
