Türk resim sanatının modernleşme sürecinde derin izler bırakan Hamit Görele, kübizm ve empresyonizm akımlarını harmanlayarak geliştirdiği kendine has üslubuyla sanat tarihimizin en özgün figürlerinden biridir. 1900 yılında Giresun'un Görele ilçesinde dünyaya gelen sanatçı, 6 Haziran 1980 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumana dek tuvaline yansıttığı yenilikçi vizyonuyla ülke sanatına yön vermiştir. Akademi yıllarından Paris'in avangart sanat çevrelerine uzanan bu sıra dışı yaşam, Türk resminin çağdaş bir kimlik kazanmasında büyük rol oynamıştır. Sanatçı, hem fırçası hem de fikir yazılarıyla kuşağının öncüleri arasında yer almıştır.
İstanbul'dan Paris'e Uzanan Sanat Eğitimi
İlk ve orta öğrenimini Gümüşhane sınırları içinde tamamlayan Hamit Görele, lise yıllarını geçirmek üzere İstanbul'a gelmiştir. Gençlik döneminde mühendislik eğitimi almayı hedefleyen sanatçı, 1922 yılında başladığı Mühendis Mektebinden iki yıl sonra ayrılmıştır. Sanata olan tutkusu sebebiyle bu okuldan ayrılan Görele, vakit kaybetmeden Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarını kazanarak buraya kaydoldu. Bu kararın ardından girdiği Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde, dönemin usta ressamları Hikmet Onat ve İbrahim Çallı'nın atölyelerinde eğitim görmüştür. Öğrencilik yıllarında bir yandan da Amerikan Kız Koleji ile Galatasaray Lisesi'nde resim dersleri vererek öğretmenlik kariyerine adım atmıştır. Sanatçı, uzun ve yorucu eğitim sürecinin ardından 1928 senesinde akademiden başarıyla mezun oldu.
Dünya Sanatının Devleriyle Aynı Sergide
Akademiden mezun olduğu yıl, Maarif Vekâleti tarafından düzenlenen Avrupa Resim Yarışması'na katılan genç yetenek, burada ikincilik derecesi elde etti. Bu başarısıyla dikkat çeken Görele, resim eğitimi almak üzere devlet bursuyla Fransa'ya gönderildi. Paris'te sergilediği üstün performans ve elde ettiği akademik başarılar kısa sürede Ankara'nın takdirini topladı. Nitekim Paris'teki bu başarılarından ötürü bakanlık, 16 Şubat 1929 tarihinde kendisine özel bir takdirname sundu.
Fransa'daki eğitim hayatı boyunca kendisini sürekli geliştiren Hamit Görele, 1930 yılında Paris sanat dünyasında ses getiren bir başarıya imza atmıştır. Montparnasse Bulvarı üzerinde bulunan ünlü Grand Galerie Moderne'de açılan karma sergide sanatçının Firavunun Eşi ve Odalık isimli çalışmaları yer buldu. Türk ressamın eserleri, şu dünya devlerinin tablolarıyla aynı salonda sergilenmiştir:
- Cézanne
- Matisse
- Picasso
- Bonnard
- Lhote
Görele, Paris'teki verimli döneminde Andre Lhote atölyesinde ve Akademie Moderne bünyesinde dört yıl boyunca aralıksız çalışarak modern resmin teknik detaylarına tamamen hakim oldu.
Yurda Dönüş ve Sanatta Modernleşme Mücadelesi
Takvimler 1933 yılını gösterdiğinde Türkiye'ye geri dönen Hamit Görele, ülkesinde modern sanatın yaygınlaşması için yoğun bir çaba sarf etti. Yurda döner dönemez Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin etkinliklerinde aktif görev alan sanatçı, ilerleyen dönemde bu birliğin başkanlık makamına getirildi. 1934 ile 1940 yılları arasında Anadolu'yu karış karış gezerek İstanbul, Ankara ve diğer şehirlerde resim öğretmenliği yaptı. Aynı dönemde düzenli olarak kişisel sergiler açarak yeni eserlerini sanatseverlerin beğenisine sundu.
Ustanın Türk resmine katkıları sadece tuvallerine yansıyan fırça darbeleriyle sınırlı kalmamıştır. Görele; yazdığı makaleler, kaleme aldığı eleştiriler ve yaptığı çeviriler vasıtasıyla batıdaki modern sanat kuramlarının Türkiye'de tanınmasını sağladı. Bu entelektüel çabası, Türk resminin çağdaş bir karaktere bürünmesinde büyük rol oynadı. Sanatçı, 1965 yılında Türk Çağdaş Ressamlar Derneği Başkanlığına getirilerek önemli bir sorumluluk üstlendi. Bu görevdeki başarıları sebebiyle, iki yıl sonra derneğin verdiği Yılın Sanatçısı ödülünü aldı.
Devlet Onur Belgesi ve Son Yapıtı
Kariyerinin olgunluk döneminde ulusal düzeyde pek çok prestijli ödüle layık görüldü. Ressam, 1978 yılında Devlet Onur Belgesi verilen iki sanatçıdan biri olma gururunu yaşadı. Yaşamının son günlerinde bile üretmeye devam eden usta, 1980 yılında imza attığı Heybeliada adlı tablosuyla başarı ödülü kazandı. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde gelen bu başarı, onun yaşamı boyunca aldığı son büyük ödül oldu. Büyük sanatçı, bu anlamlı ödülü aldıktan kısa süre sonra, 6 Haziran 1980 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Geride modern Türk resminin temel taşlarını oluşturan paha biçilemez bir miras bıraktı.