İsmail Hakkı Akoğuz, 1887 yılında başlayan yaşam yolculuğunda Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan süreçte orduda kritik görevler üstlenmiş önemli bir Türk askeridir. Harbiye sıralarından başlayarak orgenerallik makamına kadar yükselen başarılı komutan, gerek cephelerdeki mücadeleleri gerekse askeri eğitim crumbsındaki öğretmenlik faaliyetleriyle vatana hizmet etmiştir. 20 Ağustos 1978 tarihinde Ankara'da vefat eden Akoğuz, askeri dehasının yanı sıra entelektüel birikimiyle de ülkesine değerli eserler kazandırmıştır.
Cepheden Cepheye İlk Görevler
Mekteb-i Harbiye'deki eğitimini 1905 yılında başarıyla tamamlayan genç teğmen, vakit kaybetmeden kıtalardaki yerini aldı. Mesleğinin ilk yılları olan 1905 ile 1910 yılları arasında Filibe bölgesinde yer alan 7. ve 19. tümenlerde, ardından da Erzincan'daki 4. Ordu bünyesinde bölük komutanlığı vazifelerini başarıyla yürüttü. Askeri becerileriyle dikkat çeken Akoğuz, 31 Ağustos 1910 tarihinde üsteğmenlik rütbesine terfi ettirildi. Terfisinin hemen peşi sıra askeri alandaki bilgisini artırmak amacıyla 1910-1912 yılları arasında tahsil görmek üzere Almanya'ya gitti. Yurda dönüşünün ardından, 29. Tümen bünyesindeki 87. Alay 1. Bölüğe atanarak sıcak çatışmaların yaşandığı Balkan Savaşı'na katıldı. Bu muharebeler dâhilinde Çatalca Cephesi'ndeki savunma hatlarında ve ileri harekât saflarında aktif biçimde görev aldı. Tarih sahnesinde önemli rol oynayan bu muharebelerden sonra, geçici bir süre için 9. Tümen yaverliğine getirildi. 1914 yılında yüzbaşı rütbesine terfi eden genç subay, Birinci Dünya Savaşı'nın en kritik bölgelerinden biri olan Kafkas Cephesi'ne sevk edildi. 1914 ile 1917 yılları arasında 3. Ordu Kurmay Başkanlığı emrinde başarıyla görev yaptı. Ardından aynı cephede 1917-1918 yılları arasında 3. Ordu Komutanlığı'nın başyaverliği makamında bulundu. Cihan Harbi'nin son aşamasında askeri bilgisini pekiştirmek adına Mekteb-i Erkân-ı Harbiye bünyesinde tahsiline devam etti.
Milli Mücadele Dönemi ve Cumhuriyetin İlk Yılları
1920 yılında binbaşılık rütbesine layık görülen askeri deha, aynı dönemde yurdun kurtuluşu için Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele saflarına katıldı ve 9. Kolordu Kurmay Başkanlığı vazifesini üstlendi. Zaferin ardından 1923-1924 döneminde Harp Akademisi eğitimini nihayete erdirdi. Eğitiminin tamamlanmasıyla birlikte, 1926 yılına kadar 2. Kolordu Karargahı emrinde değerli hizmetlerde bulundu. 1 Haziran 1926'da yarbay rütbesini aldı. Bu rütbeyle 1926-1930 döneminde Harp Akademilerinde öğretmenlik, 3. Kolordu Kurmay Başkanlığı ve 41. Tümen 19. Alay Komutan vekilliği görevlerini deruhte etti. 1931 yılında albay rütbesine terfi etti. Albay rütbesiyle 1937 yılına dek Harp Akademilerinde dersler verdi; ayrıca Mersin'de 7. Tümen 23. Alay Komutanlığı ve Erzincan'da 3. Ordu Kurmay Başkan vekilliği yaptı. Bu dönemde Muğla'daki 18. Dağ Tugay Komutanlığı ile Genelkurmay 3. Şube Müdürlüğü görevlerini de üstlendi. Cumhuriyet ordusundaki yükselişi hız kesmeden devam etti. Akoğuz, 30 Ağustos 1937'de tuğgeneralliğe, tam bir yıl sonra tümgeneralliğe ve 30 Ağustos 1942'de korgeneralliğe terfi etti. Takvimler 30 Ağustos 1947 tarihini gösterdiğinde ise askeri hiyerarşinin en üst basamaklarından olan orgenerallik rütbesine erişti. Orgeneral rütbesiyle Balıkesir'deki 2. Ordu Komutanlığı görevini yürüttü; bunun yanı sıra Yüksek Askeri Şura üyeliği de yaptı. Bu şanlı ve onurlu vazifelerin ardından, 19 Temmuz 1950 günü orgeneral rütbesindeyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
Entelektüel Mirası ve Aldığı Nişanlar
Askeri kariyerindeki üstün başarılarının yanı sıra İsmail Hakkı Akoğuz, ileri düzeyde Almanca bilgisiyle entelektüel yönü güçlü bir aydındı. Bu lisan yeteneği sayesinde Alman askeri tarihine ve dönemin savaş stratejilerine ışık tutan önemli eserleri dilimize kazandırmıştır. Akoğuz, Ludendorff'un anıları ile Alman Subayı Feliz Guze'nin yazdığı 'Büyük Harp'te Kafkas Cephesi'ndeki Muharebeler' ve Rafael de Nögalis'in 'Hilal Altında Dört Sene' adlı meşhur eserlerini Türkçeye çevirmiştir. Yaptığı bu tercümeler, askeri literatüre büyük katkılar sağlamıştır. Akoğuz, cephelerde gösterdiği kahramanlıklar neticesinde çok sayıda ulusal ve uluslararası madalyaya layık görülmüştür. Kazandığı nişanlar kronolojik olarak şöyle sıralanmaktadır:
- 1914 yılında Harp Madalyası
- 1915 yılında Kılıçlı Gümüş Liyakat Madalyası ile Alman İkinci Demirsalip Nişanı
- 1917 yılında Kılıçlı Beşinci Mecidiye Nişanı
- 1918 yılında Avusturya İkinci Sınıf Askeri Meziyet Nişanı
- 1923 yılında ülkenin bağımsızlık mücadelesine katkısı nedeniyle İstiklal Madalyası
Cumhuriyet döneminin bu değerli general ve çevirmeni, 20 Ağustos 1978 tarihinde Ankara'da hayata gözlerini yumdu. Naaşı başkentte bulunan Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.
