Türkiye'nin ilk heykeltıraşları arasında yer alan Hakkı Atamulu, 1912 yılında Nevşehir'in Derinkuyu ilçesinde dünyaya gelmiştir. Kendi döneminin öncü sanatçısı, vatanına döndükten sonra ülkenin dört bir yanına kazandırdığı Cumhuriyet anıtlarıyla derin izler bırakmıştır. Genç Cumhuriyet'in estetik vizyonunu şekillendiren usta isim, aldığı nitelikli eğitimle taşa ve metale can vermiştir. Yaşamını 17 Temmuz 2006'da 94 yaşında Derinkuyu'daki evinde tamamlayan heykeltıraş, üretkenliğiyle sanat tarihine geçmiştir. Sanatçının çalışmaları, hem geleneksel anıt heykelciğinin izlerini taşır hem de soyut sanatın ülkedeki erken yansımalarını barındırır.
Akademiden Avrupa'ya Uzanan Sanat Yolculuğu
Küçük yaşta sanata yönelen Atamulu, henüz 10 yaşındayken doğduğu topraklardan ayrılmıştır. Ağabeyinin yanına yerleşerek eğitim yaşamını Bursa ve İstanbul'da sürdürmüştür. Ortaöğrenim yıllarını Bursa'da geçiren genç yetenek, yükseköğrenim için güzel sanatların merkezine adım atmıştır. 1934 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü bünyesine katılmıştır. Burada önce Mahir Tomruk'tan, ardından ise ünlü Alman heykeltıraş Rudolf Belling'den dersler alarak kendisini geliştirmiştir.
Akademideki başarılı eğitim sürecini 1938 yılında mezuniyetle taçlandıran Atamulu, daha gelişmiş teknikleri öğrenmek amacıyla Almanya'ya doğru yola çıkmıştır. Ünlü Alman sanatçılar Garbo ve Arno Breker ile çalışma şansı yakalamıştır. Frankfurt ve Berlin gibi önemli sanat merkezlerinde tecrübe kazanan genç heykeltıraşın bu dönemi kısa sürmüştür. İkinci Dünya Savaşı'nın aniden patlak vermesi üzerine, planlarını yarıda bırakarak memleketine dönmek zorunda kalmıştır.
Cumhuriyet Meydanlarında Yükselen Anıtlar
Yurda dönüşüyle birlikte ülkenin farklı yerlerinde anıt çalışmalarına hız veren Atamulu, çalştığı dönemde tek başına ya da meslektaşlarıyla birlikte çok sayıda değerli esere imza atmıştır. 1946 yılında Nejat Sirel ile iş birliği yaparak Malatya için anıtsal nitelik taşıyan Atatürk ve İsmet İnönü heykellerini yontmuştur. 1951'de ise tasarımı Yavuz Görey'e ait olan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi bahçesindeki üçlü kompozisyon projesini hayata geçirmiştir. Bu dönemde gerçekleştirdiği diğer önemli eserleri şunlardır:
- İstanbul Üniversitesi bahçesinde yer alan Gençlik Anıtı
- Nevşehir'deki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Anıtı ve Atatürk anıtları
- Samsun'daki tarihi İlk Adım Anıtı
- Erzurum'daki Atatürk Heykeli ile Kongre Anıtı
- İzmir Fuarı sınırlarındaki, Şadi Çalık ile ortaklaşa hazırladığı Sümerbank rölyefi
- Anıtkabir'deki 23 Nisan Kulesi'nde yer alan kabartma çalışması
Heykeltıraşın en çok ses getiren çalışmalarından biri olan, Samsun'a 19 Mayıs 1982'de yerleştirilen İlk Adım Anıtı ise şaşırtıcı tartışmalara konu olmuştur. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Samsun gezisi esnasında verdiği emirle anıttaki iki figür yerinden sökülmüştür. Elinde defne yaprağından çelenk tutan genç kız ile avucunda güvercin taşıyan erkek figürü, "muzır" bulunduğu için kaldırılmıştır. Yıllarca depolar ve bahçelerde bekletilen bu iki önemli figür, nihayet 1999 yılındaki resmi törenlerde yeniden eski yerlerine kavuşturulmuştur.
Derinkuyu'da Bir Sanatçı Belediye Başkanı
Takvimler 1960 yılını gösterdiğinde Atamulu, doğduğu topraklara geri dönerek Derinkuyu'ya yerleşme kararı almıştır. İlçede büyük değişimler yaratmayı amaçlayan usta sanatçı, iki dönem boyunca belediye başkanlığı görevini yürütmüştür. İlk başkanlık dönemini 1968-1973 yılları arasında yaşayan heykeltıraş, ikinci kez 1984-1986 yıllarında halkın seçimiyle bu koltuğa oturmuştur. Derinkuyu'yu heykellerle bezeli modern bir şehir haline getirmek için yoğun çaba göstermiştir.
Görevi başındayken sanatsal üretimden kopmayan usta, ilçeye adeta açık hava müzesi kimliği kazandıran Kültür Park'ı inşa etmiştir. Parka yeşil alanlar, yürüyüş yolları, yüzme havuzu, gazinolar ve açıkhava tiyatrosu ekleyerek beldeyi zenginleştirmiştir. Kurduğu kültür sitesine, 1969 yılında yontu taştan imal ettiği 13,5 metre yüksekliğinde bir Atatürk Anıtı yerleştirmiştir. Bu heykel, tamamlandığı dönemde Türkiye'nin en yüksek heykeli ünvanını almıştır.
Kasabada yürüttüğü imar çalışmaları kapsamında bir de cami inşa ettiren belediye başkanı, burada ilginç bir tasarıma yer vermiştir. Caminin üçgen şeklinde tasarlanan minaresi, çevredeki bazı kesimler tarafından fırtınalı tartışmalara yol açmıştır. Tasarımı "şeytan minaresi" olarak adlandıran topluluğun tepkileri yüzünden, bu ibadethane ne yazık ki hizmete açılamamıştır.
Sanatsal Üsslup ve Vefatı
Heykel çalışmalarına 1967'de iyice ağırlık veren Atamulu'nun eserlerinde, hacimli ve tok kitlelerin ağır bastığı görülür. Malzemeye yüksek bir teknikle hükmeden sanatçı, detayları uyum içinde şekillendirme yeteneğine sahiptir. Kariyerinin son dönemlerinde tamamen soyut çalışmalara yönelerek büyük kitleleri stilize öğelerle hareketlendiren heykeller üretmiştir. Klasik düzenin dışında kalarak modern ve sert geometrik çizgileri eserlerine aktarmıştır.
Sanat yaşamı boyunca iki evlilik yapan heykeltıraşın ikinci evliliği Nazan Hanım ile olmuştur. Her iki evliliği de boşanma ile son bulmuştur. Derinkuyu'ya katkılarından dolayı adı pek çok eğitim kurumu ve caddeye verilmiştir. Nevşehir Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı taş atölyesine de onurlandırma amacıyla Nevşehir Hakkı Atamulu Taş Atölyesi adı verilmiştir. Vefatından önce eserlerinin bir kısmını ve kitaplığını Kayseri Erciyes Üniversitesi'ne bağışlayan sanatçının adı, bu üniversitede açılan özel bir bölümde yaşatılmaktadır.
