Türk heykel sanatının önemli temsilcilerinden biri olan Hakkı Atamulu, 1912 senesinde Nevşehir'in Derinkuyu ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Sanatçı, özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk adına hazırladığı anıt yapıtlarla geniş kitlelerce tanındı. Yaşamı boyunca çok sayıda kentte yükselen özgün eserlere imza atan heykeltıraş, eğitimini İstanbul ile Almanya'da tamamlayarak edindiği büyük sanat birikimini yurdun dört bir yanına taşımış ve gelecek kuşaklara miras bırakmıştır. Sanat hayatına yön veren heykellerinin yanında, doğduğu topraklara yönetici sıfatıyla da hizmet eden Atamulu, vefatına dek heykelcilik alanında hep etkin bir rol üstlenmiştir.
Akademiden Avrupa'ya Uzanan Eğitim Yılları
İlk ve ortaöğrenim sürecini Bursa sınırları içinde bitiren Hakkı Atamulu, heykel sanatına profesyonel adımını 1934 yılında attı. Yetenekli genç, o dönemki adıyla İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde yer alan Heykel Bölümü'ne kabul edildi. Akademi çatısı altında, dönemin saygın hocaları olan Mahir Tomruk ile Belling'in gözetiminde atölye çalışmalarına katılarak kendini geliştirdi. Buradaki dört yıllık disiplinli eğitimini 1938 senesinde başarıyla nihayete erdirdi. Mezun olduktan sonra eğitimine Almanya'da devam etti. Frankfurt ve Berlin gibi önemli kültür merkezlerinde sanat eğitimini sürdüren Atamulu, dönemin dünyaca meşhur heykeltıraşları Garbo ile Arnobrekker'in atölyelerinde yoğun dersler alarak kendi estetik vizyonunu ve teknik becerilerini en üst seviyeye ulaştırdı.
Avrupa'da sürdürdüğü eğitim hayatı, İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi nedeniyle beklenmedik bir biçimde kesintiye uğradı. Savaşın yarattığı kaotik ortam dolayısıyla genç heykeltıraş Türkiye'ye geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Ülkesine döndükten sonra heykel çalışmalarına hız kesmeden devam eden sanatçı, birçok farklı kent için anıt tasarımları üretmeye başladı. Bu anıtlar Malatya ilinde halkla buluştu. Hakkı Atamulu, meslektaşı Nijat Sirel ile ortaklaşa yürüttüğü çalışma neticesinde Malatya halkı için bir Atatürk heykeli ve bir de İnönü heykeli tasarlayıp şehre kazandırdı. Bu başarılı ortaklığın ardından sanatçı, üretimlerini İstanbul'a da taşıdı. Heykeltıraş Yavuz Görey tarafından çizilen çizimleri esas alarak, İstanbul Üniversitesi'nin önündeki meşhur üçlü heykel grubunun yapım sürecini 1951 senesinde Hakkı Atamulu tek başına üstlenerek başarıyla tamamlamıştır.
Derinkuyu Belediye Başkanlığı ve Dev Yapıtlar
Sanatçı, takvimler 1960 yılını gösterdiğinde çocukluğunun geçtiği Derinkuyu ilçesine kalıcı olarak yerleşme kararı aldı. Doğup büyüdüğü topraklara olan bağlılığı, onu yerel yönetimde sorumluluk almaya itti ve ilçe sakinlerinin desteğiyle belediye başkanlığı makamına seçildi. Başkanlık görevini başarıyla sürdürdüğü 1969 yılında, ilçeye büyük bir sosyal alan kazandırmak için kolları sıvadı. Kendi adını taşıyan Hakkı Atamulu Kültür Parkı'nın açılış hazırlıkları sırasında, alana görkemli bir imza bırakmak istedi. Atamulu, açılış töreniyle eş zamanlı olarak parkın merkezine konumlandırılacak, tam 13,5 metre yüksekliğe sahip, yontma taştan imal edilmiş devasa bir Atatürk heykeli yonttu. Bu muazzam eserin yanı sıra, Türk tarihinin en önemli anıt kabri olan Anıtkabir için de çalıştı. Cumhuriyet'in kuruluş simgelerini taşıyan Anıtkabir'in 23 Nisan Kulesi'nde yer alan tarihi kabartma kompozisyonu bizzat Hakkı Atamulu tarafının şekillendirildi.
Sanatçının eğitiminde ve önemli ortaklıklarında yer alan bazı önemli isimler aşağıda listelenmiştir:
- Mahir Tomruk ve Belling (İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki eğitmenleri)
- Garbo ve Arnobrekker (Almanya'da ders aldığı heykeltıraşlar)
- Nijat Sirel (Malatya'daki heykelleri birlikte yaptığı heykeltıraş)
- Yavuz Görey (İstanbul Üniversitesi önündeki grubun çizimini gerçekleştiren sanatçı)
Son Yolculuk ve Sanat Mirası
Yaşlılığa bağlı gelişen solunum yetmezliği problemi nedeniyle Hakkı Atamulu, 17 Temmuz 2006 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Değerli sanatçının naaşı, doğduğu ve belediye başkanlığı yaptığı Derinkuyu'da ebedi istirahatgahına tevdi edildi. Atamulu, bıraktığı anıtlarla Türk sanat tarihinde yaşamaya devam etmektedir.