Gülseren Yıldırım, 1973 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açan, Türk pop ve etnik müziğine benzersiz bir soluk kazandıran ve Eurovision serüveniyle adını tüm ülkeye duyuran çok yönlü bir ses sanatçısıdır. Henüz çocuk yaşta ailesiyle göç ettiği Paris'te hem Türkoloji eğitimi alıp hem de konservatuvarda şan dersleriyle kendini yetiştirerek Doğu ile Batı tınılarını başarıyla harmanlamayı başarmıştır.
Paris Sokaklarından Caz Sahnelerine Uzanan Yolculuk
Ailesinin 1980 yılındaki kararıyla Fransa macerası başlayan sanatçı, küçük yaşlardan itibaren ritim sazlara ve müziğe derin bir tutku duydu. Paris'in kültürel çeşitliliği içinde darbuka çalmayı öğrenen Gülseren, yükseköğrenimini Türkoloji bölümünde sürdürürken müziği akademik bir boyuta taşımaya karar verdi. Hector Berlioz Konservatuvarı bünyesinde aldığı lirik şan dersleri, onun sesini profesyonel bir enstrümana dönüştürmesinde en büyük basamak oldu.
Okul yıllarında farklı müzikal topluluklarla iş birliği yaparak Avrupa turnelerine çıkan Gülseren, solistlik becerilerini sahnede pişirdi. Profesyonel anlamdaki ilk solo sahne deneyimini ise 1998 senesinde, Fransa'nın efsanevi caz mekanlarından Les Trois Mailletz kulübünde yaşayarak adını duyurmaya başladı. Zamanla kendi orkestrasını kurdu. Avrupa genelinde sayısız konsere imza attı. Çok dilli repertuvarıyla dikkat çeken yorumcu, şu dillerde eserler seslendirerek dinleyicilerini büyülemektedir:
- Türkçe ve Fransızca
- İspanyolca ve Yunanca
- Ermenice, Arapça ve Macarca
- Rumence ve Yugoslavca
Albümler, Sinema ve Rimi Rimi Ley ile Eurovision Gururu
Kendi adını taşıyan ilk solo çalışmasını 2001 yılında müzikseverlerle buluşturan başarılı yorumcu, Fransa'nın prestijli perakende zinciri FNAC tarafından "en iyi self-production" albüm ödülüne layık görüldü. Sanat dünyasındaki üretkenliğini sinema ekranına da taşıyarak, aynı yıl Meral Uslu'nun yönettiği Hollanda yapımı Roos ve Rana filminde oyuncu olarak yer aldı. Bu yapımın müziklerini ise kendisi gibi müzisyen olan eşi Luis ile birlikte besteleyerek sinema dünyasında da adından söz ettirdi.
En büyük dönüm noktası 2005 yılında gerçekleşti. TRT'nin düzenlediği ulusal elemelerde Rimi Rimi Ley adlı şarkıyla birincilik elde ederek, Türkiye'yi Ukrayna'da düzenlenen 50. Eurovision Şarkı Yarışması'nda temsil etme hakkı kazandı. Büyük final gecesinde ülkemiz 13. oldu. Sanatçı, bu önemli yarışmanın ardından hemen Türkiye'ye yerleşti.
Türkiye'de Yeni Dönem ve Benzersiz Melodiler
Eurovision sonrasında Türkiye'deki müzikal arayışlarını ve üretimlerini hızlandırdı. Özgün tarzını yansıtan Kumbiya Turka (2010) ve La Descarga (2013) albümleriyle diskografisini zenginleştiren sanatçı, Latin ezgileriyle geleneksel Türk motiflerini harmanlayarak kendine has bir müzikal kimlik inşa etti. Toplamda altı stüdyo albümüne imza atan deneyimli solist, uluslararası sahnelerde konserler vermeyi sürdürüyor. Günümüzde İstanbul'daki seçkin Fransız eğitim kurumlarında genç yeteneklere şan dersleri veren Yıldırım, aynı zamanda tamamen kendi bestelerinden oluşacak yeni albümünün hazırlıklarını titizlikle yürütmektedir.
