Türk hariciyesinin saygın temsilcilerinden olan Ahmet Galip Balkar, 9 Mart 1983 tarihinde Yugoslavya'nın başkenti Belgrad'da uğradığı hain silahlı saldırı neticesinde yaşamını yitirdi. Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi olarak görev yaptığı sırada, terör örgütü ESAK militanları tarafının çapraz ateşe tutularak şehit edildi. 1936 yılında İstanbul'da dünyaya gelen başarılı diplomat, genç yaşta adım attığı dışişleri kariyerinde pek çok kritik kademede bulunmuştu.
Eğitim Hayatı ve Dışişleri Bakanlığı'ndaki Yükselişi
Gençlik yıllarında Ankara Koleji'ndeki eğitimini tamamlayan Ahmet Galip Balkar, ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Bu fakülteden başarıyla mezun olduktan sonra, 1959 senesinde Dışişleri Bakanlığı bünyesinde göreve başladı. Aynı zamanda bürokrasi basamaklarını hızla tırmanarak, 1961 yılında ülkesini NATO nezdindeki Daimi Temsilcilik bünyesinde Üçüncü Katip unvanıyla temsil etmeye başladı. Devlet kademelerindeki liyakati sayesinde dikkat çeken Balkar, 1966 ile 1969 yılları arasında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın Özel Kalem Müdürü vazifesini yürüttü.
Londra Büyükelçiliği Başkatipliği görevine getirildi. İngiltere'deki başarılı çalışmaları vesilesiyle kısa sürede büyükelçilik müsteşarlığına terfi etti. Bakanlığın merkez teşkilatında yer alan Müşterek Güvenlik Dairesi çatısı altında Genel Müdür Yardımcılığı ve Daire Reis Vekilliği gibi mühim ve kritik pozisyonlarda büyük sorumluluklar üstlendi. Türkiye'nin NATO nezdindeki Daimi Temsilciliğine bu defa Birinci Müsteşar olarak tayin edilerek uluslararası arenadaki mesaisine devam etti. Başarılarla dolu diplomatik geçmişi, onu Ekim 1981'de Belgrad Büyükelçisi olarak Yugoslavya'ya taşıdı.
Ahmet Galip Balkar'ın kariyeri boyunca üstlendiği başlıca diplomatik roller şunlardır:
- Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın Özel Kalem Müdürü olarak görev yapması,
- Londra Büyükelçiliği bünyesinde Başkatiplik ve sonrasında Müsteşarlık yürütmesi,
- Dışişleri Bakanlığı Müşterek Güvenlik Dairesi'nde Genel Müdür Yardımcılığı üstlenmesi,
- Belgrad Büyükelçisi sıfatıyla Türkiye'yi Yugoslavya nezdinde temsil etmesi.
Hain Belgrad Suikastı ve Şehadeti
Belgrad'daki vazifesini sürdüren Büyükelçi Balkar, 9 Mart 1983 sabahı Yugoslav Dışişleri Bakanlığı'nda yapacağı diplomatik görüşme için yola koyuldu. Yerel saatle 11.00 civarında, elçilik binasından henüz 400 metre uzaklaşmışken Devrim Bulvarı ile General Zdanova Sokağı'nın kesişiminde kırmızı ışık nedeniyle aracı yavaşladı. Tam bu esnada pusu kuran silahlı iki terörist, diplomatik plakalı otomobile yaylım ateşi açmaya başladı. Kurşunlardan biri omuz bölgesinden geçip giderken, diğeri şakağından girerek beyninde ağır tahribata yol açtı.
Saldırıda makam şoförü Necati Kaya da sol omzundan vuruldu. Kaya'nın hayati tehlikesi bulunmamaktaydı. Olay yerinde bulunan Yugoslav öğrenci Dragan Vuković, büyük bir cesaretle yaralıları kendi imkanlarıyla Nevrohirvska Klinik Hastanesi'ne ulaştırdı. Ancak şakağına saplanan kurşun ameliyatla çıkarılmasına rağmen beyni şişen ve damarları çatlayan Ahmet Galip Balkar, iki günlük yaşam savaşının ardından 11 Mart 1983'te, Türkiye saatiyle 19.20 sularında hayata gözlerini yumdu.
Son Yolculuk ve Katillerin Akıbeti
Şehit diplomat için ilk merasim 14 Mart günü Belgrad'da gerçekleştirildi. Yugoslavya hükümeti tarafının tahsis edilen özel bir uçakla Ankara'ya getirilen naaş, ertesi gün düzenlenen resmi devlet töreninin ardından Cebeci Asri Mezarlığı bünyesindeki Dışişleri Şehitliği'nde toprağa verildi. Kanlı eylemi gerçekleştiren saldırganlardan 23 yaşındaki Harutyun Kirkor Levonian olay yerinde kıskıvrak yakalandı. Diğer fail, 21 yaşındaki Raffi Alexandre Elbekian ise kaçmayı denese de sekiz saatlik takibin neticesinde ele geçirildi.
Lübnan pasaportu taşıdıkları tespit edilen her iki saldırgan da yargılanarak yirmişer yıl hapis cezasına çarptırıldı. Buna rağmen, adaletin tecellisi tam anlamıyla sağlanamadı. Cezasını çekmek üzere cezaevine konulan Levonian, yalnızca dört yıl hapis yattıktan sonra tahliye edilerek Erivan'a yerleşti. Diğer suç ortağı Elbekian ise sekiz sene parmaklıklar ardında kaldıktan sonra salıverilerek Beyrut'un yolunu tuttu. Bu kararlar, terörün cezasız kalmasına dair uluslararası alanda derin tartışmaları da beraberinde getirdi.
