Geleneksel Türk sanatlarının en seçkin temsilcileri arasında yer alan ebrûcu, hattat ve şair Fuat Başar, 7 Mart 1953 tarihinde Erzurum'da dünyaya gözlerini açtı. Ömrünü unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasımızı yaşatmaya adayan sanatçı, özellikle hat ve ebru sanatlarının sevilmesi ve geniş kitlelere yayılması adına çok büyük çabalar harcadı. Sergilediği üstün gayretlerin bir neticesi olarak ebru dalında Türkiye'nin "Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri"ne dahil edilen Başar, ayrıca 2009 yılında layık görüldüğü Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün de sahibidir.
Tıp Fakültesinden Geleneksel Sanatlara Uzanan Yolculuk
Fuat Başar'ın çocukluk ve gençlik yıllarını kapsayan eğitim hayatının tamamı, doğup büyüdüğü köklü kültür şehri Erzurum'da geçti. Eğitim sürecinde fen bilimlerine de ilgi duyan Başar, lise yıllarından itibaren atom fiziği konularıyla yakından ilgilendi. Yükseköğrenim tercihini ise tıp alanından yana kullanarak Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde zorlu bir eğitime başladı. Ancak zihninde başka planlar vardı.
Geleceğin hekim adayı olarak tıp fakültesinde öğrenim gördüğü 1976 yılında, unutulma tehlikesiyle karşı karşıya olan geleneksel Türk el sanatlarıyla ilk ciddi teması gerçekleşti. Hüsn-ü hat ve ebru sanatlarına duyduğu ilgi, tamamen kendi çabasıyla başladı. Bu yönelimin ilk kıvılcımı, Mahmud Yazır'ın kaleme aldığı "Kalem Güzeli" adındaki kıymetli kitapta yer alan eşsiz yazıları ve büyüleyici ebru örneklerini görmesiyle çakılmış oldu. Görsellerden etkilenen Başar, bu sanat dallarına gönülden bağlandı.
Bu alandaki teorik ve pratik bilgisini geliştirmek isteyen Başar, 1978 yılına gelindiğinde dönemin saygın uzmanlarından Uğur Derman ile yazışmaya başlayarak kendisinden önemli yardımlar ve yönlendirmeler aldı. Sanata olan tutkusu her geçen gün büyüyen genç yetenek, dönemin büyük hattatı Hamid Aytaç ile tanşma şerefine nail oldu ve kendisinden mektuplaşma vasıtasıyla düzenli dersler almaya başladı. Tıp fakültesinin beşinci sınıfına geldiğinde, sanata olan bağlılığı hekimlik mesleğinin önüne geçti. Başar, tıp eğitimini yarıda bırakarak hayatını tamamen sanat çalışmalarına vakfetme kararı aldı.
İstanbul'da Sanatla Yoğrulan Yıllar
Hayatındaki bu büyük dönüm noktasının hemen ardından, 1980 senesinde Erzurum'dan ayrılarak sanatın kalbinin attığı İstanbul'a yerleşti. Burada yeni bir dönem başladı. İstanbul'da usta hattat Hamid Aytaç'ın atölyesindeki derslere bizzat iştirak eden sanatçı, aynı yıl içerisinde hocasından hat sanatı icazetini almaya hak kazandı. Ebru sanatında da en üst seviyeye ulaşmayı hedefleyen Başar, 1989 yılında bir diğer efsanevi isim olan Mustafa Düzgünman'dan üç ayrı ebru icazeti alarak bu alandaki ustalığını tescilledi.
İstanbul'un tarihi atmosferini barındıran Küçükayasofya semtinde kendine ait özel bir sanat atölyesi açan Fuat Başar, profesyonel yaşamını hattat ve ebrucu olarak burada sürdürdü. Atölyesinde ürettiği eserlerle hat ve ebru sanatının yaygınlaşmasını sağladı. Geleneksel usta-çırak ilişkisini devam ettirerek bu sanatların geleceğe taşınması adına çok sayıda nitelikli öğrenci yetiştirdi ve geleneksel mirasın kesintiye uğramamasını sağladı.
Akademik Çalışmalar ve Küresel Başarılar
Sanatın sadece uygulama boyutuyla yetinmeyen Başar, onun bilimsel ve teorik altyapısına da eğildi. Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde, dünyaca ünlü bilim insanı Oktay Sinanoğlu ve Duru Ören ile bir araya gelerek ebru sanatının fizikokimyasal yapısı üzerine derinlemesine araştırmalar gerçekleştirdi. Bu akademik çalışmaların yanı sıra ebru sanatı hakkında kaleme aldığı bir kitap ve çeşitli makaleler yayımlayarak literatüre değerli katkılar sundu.
Usta sanatçının elinden çıkan nadide eserler, günümüzde yerli ve yabancı pek çok özel koleksiyonda ve seçkin müzede sergilenmektedir. Bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen yaklaşık 600 farklı sergiye katılarak Türk sanatını başarıyla temsil etti. Dünya çapında bir şöhrete kavuşan Başar, pek çok yabancı devlet başkanı ve bakan için özel tuğralar çekti. Tuğrasını çektiği önemli şahsiyetlerden bazıları şunlardır:
- Japon İmparatoru
- Malezya Devlet Başkanı
- Suudi Arabistan Kralı
Çok yönlü bir entelektüel kişiliğe sahip olan Fuat Başar, müzik ve edebiyat gibi farklı sanat dallarıyla da yakından ilgilendi. Sanat dalları arasında köprüler kurdu. Şiir sanatına yönelmesinde, Erzurum'da yaşadığı dönemde âşıklık ve meddahlık geleneğinin son büyük temsilcilerinden biri olan meddah Behçet Mahir'in etkisi oldu. Onun anlatıları ve birikimiyle yoğrulan sanatçının, henüz gün ışığına çıkmamış ve yayımlanmamış çok sayıda şiiri bulunmaktadır.