Modern İspanyol edebiyatının yirminci yüyıldaki en parlak temsilcilerinden biri olan Federico Garcia Lorca, 5 Haziran 1898 tarihinde İspanya'nın Granada şehri yakınlarındaki Fuente Vaqueros köyünde dünyaya gözlerini açtı. Çiftçi bir baba ile öğretmen bir annenin oğlu olan sanatçı, çocukluğunda dadısından dinlediği geleneksel İspanyol baladları ve çingene öyküleriyle beslenerek büyümüştür. Çok yönlü yaratıcılığıyla tanınan Lorca; şiir, tiyatro, resim, müzik ve bestecilik alanlarında eserler üreterek İspanyol kültürünün çağdaşlaşmasında öncü bir rol üstlendi. Hayatı boyunca ülkesinin folklorik köklerini modern sanat akımlarıyla birleştiren yazar, 19 Ağustos 1936'da Alfacar'da Falanjistler tarafından kurşuna dizilerek otuz sekiz yaşında trajik bir şekilde yaşamını yitirdi.
Sanata Adanmış Bir Çocukluk ve Gençlik Yılları
Sanatçının çocuk yaşlarda tiyatroyla tanışması, ailesinin ona hediye ettiği küçük bir kukla tiyatrosu sayesinde gerçekleşmiştir. Lorca ailesinin Fuente Vaqueros köyünden Granada kentine göç etmesiyle birlikte, şairin dünyasında yeni bir sayfa açıldı. Gençlik yıllarını çingenelerin arasında geçiren Lorca, burada şiirler kaleme aldı ve şarkılar mırıldandı. Eğitim hayatına Colegio Del Sagrago Corazon des Jesus adlı Cizvit okulunda başladı. Bu okulun ardından Granada Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Ancak onun asıl tutkusu hukuktan ziyade edebiyat, sahne sanatları, resim ve piyanoydu. Sanatçı, hukuk öğrenimiyle yetinmeyerek bu yaratıcı disiplinlerle de derinden ilgilendi.
Madrid Dönemi ve Edebi Yükseliş
Federico Garcia Lorca, 1918 yılında ilk eseri olan İzlenimler ve Görünümler (Impresiones y paisajes) kitabını çıkardı. Bu ilk yayının hemen ertesi yılında, yani 1919'da kültür ve sanatın kalbi olan Madrid'e taşındı. Madrid, sanatçının yaratıcı ruhuna son derece verimli bir iklim sağladı. Burada İspanyol halk kültürünü detaylıca araştırdı. Başkentte geçirdiği dönem, ona dönemin önemli aydınlarıyla tanışma fırsatı sundu. Genç yazar; Rafael Alberti, Vicente Aleixandre, Juan Ramon Jimenez, Pedro Salinas, ressam Salvador Dali ve yönetmen Luis Bunuel gibi değerli isimlerle sıkı dostluklar kurdu. Bu dostluklar, İspanya'nın çağdaş bir çehreye kavuşması için yürütülen ortak çabaların temelini oluşturdu. Sanatçı aynı zamanda İspanyol folklorunu derinden inceleyerek kendi sanatsal çizgisine yön vermiştir.
Madrid'de kaldığı dönemde, 1922 yılında yirmi dört yaşındayken, kendisinden küçük olan on sekiz yaşındaki ressam Salvador Dali'ye gönlünü kaptırdı. Sanatçının 1933 yılında eşcinsel tercihini kamuoyuna açıklaması, muhafazakar kesimlerle ve Katolik Kilisesi ile olan bağlarının kopmasına yol açmıştır. Edebi alanda ise şiir kitapları geniş kitleler tarafından büyük bir heyecanla karşılandı. Lorca, 1928'de yayımladığı Çingene Baladları (Primer romancero gitano) adlı yapıtıyla adını geniş kitlelere duyurarak büyük bir ün kazandı.
Uluslararası Başarılar ve İç Savaşın Karanlığı
Giderek artan şöhretiyle birlikte Lorca, 1930 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne davet edilerek orada pek çok konferans verdi. Bu seyahat, onun sanatsal ufkunu genişleten önemli bir deneyim oldu. Nitekim 1933 yılında ikinci kez Amerika kıtasına geçerek Arjantin, Brezilya ve Uruguay'ı kapsayan geniş bir tura çıktı. 1934 yılında vatanı İspanya'ya geri döndüğünde ise ülkeyi derin bir siyasi kargaşa içinde buldu. Sağcıların yönetimi ele geçirmesi ve maden işçilerinin grevlerinin kanlı şekilde bastırılmasıyla toplumsal kutuplaşma had safhaya ulaşmıştı. Zor koşullara rağmen Lorca, bir yandan şiirlerini yazmayı sürdürürken diğer yandan tiyatro oyunlarını sahnelemeye devam etti.
1936 yılında sol eğilimli hükümet başa gelince, gerginlik daha da arttı. Faşistlerin suikastları ile halkın misillemeleri ülkeyi büsbütün gerdi. Güvenliğinden endişe eden şair, memleketi Granada'ya sığınmak mecburiyetinde kaldı. Fakat o şehre ulaştıktan kısa süre sonra, General Franco yanlısı isyancılar İspanya'nın güney bölgelerini ele geçirdiler. Bölgede geniş çaplı bir ideolojik temizlik başlatan darbeciler, yaklaşık on beş bin kişiyi vahşice katletti. Bu vahşet sırasında tutuklanan Lorca, 19 Ağustos 1936'da Alfacar bölgesinde Falanjistler tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü.
Federico Garcia Lorca'nın Eserleri
Sanatçının hayattayken kaleme aldığı ve ölümünden sonra da etkisini sürdüren başlıca İspanyolca eserleri ile Türkçeye kazandırılan çalışmaları şu şekildedir:
İspanyolca Başlıca Eserleri
- Impresiones y paisajes (İzlenimler ve Görünümler - 1918)
- Poema del cante jondo (Cante Jondo Şiiri - 1921)
- Libro de poemas (Şiirler Kitabı - 1921)
- Oda a Salvador Dalí (Salvador Dalí’ye Övgü - 1926)
- Canciones (Şarkılar - 1927)
- Primer romancero gitano (Çingene Baladları - 1928)
- Poeta en Nueva York (şair New York’ta - 1930)
- Llanto por Ignacio Sánchez Mejías (İgnacio Sançez Mejiyas’a Ağıt - 1935)
- Seis poemas gallegos (Altı Galiçya Şiiri - 1935)
- Diván del Tamarit (Tamarit Divanı - 1936)
- Sonetos del amor oscuro (Kara Sevda Soneleri - 1936)
- Primeras canciones (İlk Şarkılar - 1936)
Türkçeye Çevrilmiş Önemli Kitapları
- Seçme Şiirler (Çeviri: Adnan Özer)
- Zambak ve Gölge (Çeviri: Kemal Özer - Gülşah Özer)
- Seçilmiş Şiirler ile Cante Jondo Şiiri (Çeviri: Sabri Altınel)
- Bütün Şiirler (Çeviri: Sait Maden - 4 Kitap)
- Ne Garip Federico Adında Olmak (Çeviri: Erdal Alova)
- Bütün Şiirleri (Çeviri: Erdoğan Alkan)
Tanınmış Bazı Şiirleri
- Anış
- Atlının Türküsü
- Ayağı Karıncalı
- Deniz Suyu Türküsü
- Dövülen Çingenenin Şarkısı
- Göğün Yeşilinde
- Hoşça Kalın
- Kaçışa Gazel
- La Soleâ
- Ölü Çocuğa Gazel
- Sevilla Ninnisi
- Sezilmemiş Aşka Gazel
- Su Kıyısında İki Gemici
- Üç Nehir Üstüne Küçük Balad
