Türk pop müziğinin kurucu öncülerinden olan besteci, şarkı sözü yazarı ve sunucu Fecri Ebcioğlu, 2 Mart 1927 tarihinde İstanbul'un Cihangir semtinde dünyaya geldi. Asıl adı Fecrettin olan sanatçı, ülkemizde aranjman dönemini başlatarak yabancı melodileri Türkçe sözlerle buluşturdu ve müzik dünyasında kalıcı bir çığır açtı. Sabahın ilk ışıklarında, yani fecir vaktinde doğduğu için babası tarafından bu ad verilen müzisyen, yaşamı boyunca radyo programcılığı, şovmenlik ve sporculuk gibi pek çok alanda adından söz ettirmeyi başardı.
Yeşil Sahalardan Havalimanına Uzanan Sıra Dışı Gençlik
Sanatçının çocukluğu Cihangir Susam Sokak'ta, tiyatro dünyasının ünlü ismi Gazanfer Özcan ile oyunlar oynayarak geçti. Ut çalan müziksever annesi Raciye Hanım'ın ve Babıali'de kırtasiye işleten babası Seyfullah Bey'in desteğiyle, evde Türk sanat musikisinin eksik olmadığı son derece sanat dolu bir ortamda el üstünde büyütüldü. Taksim Lisesi'nden mezun olduktan sonra Anadoluhisarı yazlarında piyano eşliğinde şarkı söylemeye başlayan genç Fecrettin, aynı zamanda yeşil sahalara da ilgi duydu. Anadoluhisarı kulübünde kalecilik yaparken çevikliği nedeniyle Kedi kaleci lakabını alan Ebcioğlu, daha sonra İzmir Karşıyaka Spor Kulübü'ne transfer oldu.
Fenerbahçe'de üç yıl yedek bekledikten sonra askerlik için gittiği Ankara'da Muhafız Gücü takımının kalesini koruyarak büyük ün kazandı. Sivil hayatta Adalet takımının kalesine geçen sporcu, yediği hatalı gollerle takımının küme düşmesi üzerine eldivenlerini astı. İş hayatına 1944 yılında henüz 17 yaşındayken Halit Kıvanç ile tanıştığı Öz Fenerbahçe dergisinin yazı işleri müdürü olarak girdi. Müzik tutkusu sönmeyen Ebcioğlu, 1950'lerde Yeşilköy Havalimanı'nda çalışırken şirket tarafından eğitim için Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderildi. Amerika'da kaldığı süreçte akşamları televizyonculuk ve DJ'lik dersleri alarak gelecekteki şovmenlik kariyerinin temelini attı.
Türk Popunun Kapılarını Açan Tarihi Adım
Sanatçı, 1956 yılında Türkiye'ye döndü. Döndükten sonra Yeni Sabah ve Hürriyet gazetelerinde müzik yazarlığı yaptı. Radyo programcılığının zirve yaptığı dönemde, İstanbul Radyosu'nda "Çay Saati Melodileri" adlı popüler haftalık müzik programını sundu. Türk müzik tarihinde devrim niteliğindeki olay ise 1961 yılının sonlarında yaşandı. Ebcioğlu, Bob Azzam'ın ünlü parçasına Türkçe sözler yazarak Bak Bir Varmış Bir Yokmuş adıyla İlham Gencer'e seslendirtti. Bu çalışma, Türkiye'de orijinal dillerinde şarkı söyleme alışkanlığını kırarak Türkçe pop müziği dönemini resmen başlatan ilk yapıt oldu.
Bu başarının ardından 1964 yılında Salvatore Adamo'nun seslendirdiği Her Yerde Kar Var şarkısının Türkçe versiyonu geldi. Ebcioğlu; Marc Aryan, Juanito, Dario Moreno ve Dalida gibi Avrupalı ünlü sanatçılara Türkçe sözlü aranjmanlar hazırlayarak onları Türk dinleyicisine sevdirdi. Müzik kariyeri boyunca birçok hite imza attı. Dario Moreno için sadece yarım saat içinde Deniz ve Mehtap ile Her Akşam Votka, Rakı ve Şarap şarkılarının Türkçe sözlerini kaleme aldı.
Sanatçının Türk popuna kazandırdığı en bilinen şarkılar şunlardır:
- Bak Bir Varmış Bir Yokmuş (İlham Gencer yorumuyla ilk Türkçe pop şarkısı)
- Her Yerde Kar Var (Adamo'nun Türkçe seslendirdiği efsanevi aranjman)
- Deniz ve Mehtap (Dario Moreno'nun sesiyle devleşen eser)
- Arkadaşımın Aşkısın, Boş Vermişim Dünyaya ve Dünya Dönüyor gibi hitler
Televizyon Showlarından Sinema Dünyasına
Radyo yayınlarındaki başarısıyla haftada altı binden fazla mektup alan sanatçı, 1965 yılında İTÜ televizyonunda cuma akşamları ekranlara gelen ve o gecelerde sokakları bomboş bırakan efsanevi Ebcioğlu Show ile ülkenin ilk talk show programını gerçekleştirdi. Sokakları boşaltacak kadar ilgi gören bu programın ardından TRT bünyesine geçerek Ersan Başbuğ ile birlikte "Biz Bize" programını hazırladı. Bu yayınlar aracılığıyla Nilüfer, İlhan İrem ve Ali Kocatepe gibi geleceğin efsanevi isimlerini Türk müzik sektörüne kazandırdı. Ayrıca 29 sinema filminin müziklerini hazırlayan Ebcioğlu, Susuz Yaz, Acı Hayat, Yılanların Öcü gibi önemli yapımlara müzikal katkı sağladı.
Yeşilçam'da oyunculuk da denedi. Bu doğrultuda 1976'da Seyyal Taner ile kamera karşısına geçti. Hayatının son döneminde, 1985 yılında geçirdiği felç nedeniyle zor günler geçirse de azmiyle iki yıl içinde yeniden ayağa kalktı. Levent'teki evine taşınan büyük müzisyen, 6 Mart 1989 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu 62 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ardında bıraktığı zengin kültürel mirasla adını Türk pop tarihine altın harflerle yazdıran sanatçının ismi, vefat ettiği sokakta yaşatılmaktadır.
