Ersan Erdura, 15 Mayıs 1949 tarihinde Gaziantep'te dünyaya gözlerini açtı. Sıra dışı tarzıyla "Türk Elvis" olarak anılan ünlü sanatçı, hem şarkıcı hem de aktör olarak Türk sanat dünyasında derin izler bırakmıştır. Gaziantep'te doğduktan sonra henüz altı yaşındayken babasını kaybetmenin acısını yaşayan Erdura, bu büyük kaybın ardından ailesiyle birlikte yeni bir hayat kurmak üzere İstanbul'a yerleşti. Çocukluk yıllarında büyük şehirde ailesiyle birlikte yeni bir düzen kuran sanatçı, hayatın getirdiği zorluklara müzikle göğüs gerdi.
İlk Gitar ve Boğaziçi Orkestrası'nın Kuruluşu
Genç yeteneğin müzik dünyasıyla ilk teması, henüz on bir yaşındayken anneannesinin ona hediye ettiği gitar sayesinde gerçekleşti. Gitar çalmayı kısa sürede öğrenen Erdura, müziği hayatının odağına yerleştirdi. Anneannesinden aldığı bu anlamlı ve kıymetli hediye, onun içindeki müzikal potansiyeli ortaya çıkaran en önemli vesile oldu. Gitar tellerine her dokunuşunda yeteneğini daha da geliştiren genç müzisyen, kısa zamanda müzik çevresinde adından söz ettirmeye başladı.
On iki yaşında kurduğu Boğaziçi Orkestrası'nda gitarda Vedat Biçkin, bas gitarda Talat Kunter, davulda Celal Uygun ve klavyede Hakan Tan gibi isimlerle bir araya gelerek müzikal yolculuğunu başlattı. Bu yetenekli genç ekip, kısa sürede dönemin popüler sahnelerinde kendisini göstermeyi başardı. Takvimler 1965 yılını gösterdiğinde Son Saat gazetesinin Caddebostan'da düzenlemiş olduğu müzik yarışmasına katıldılar. Bu prestijli yarışmada sergiledikleri üstün performansla hem "En iyi orkestra" hem de Erdura'nın etkileyici solistliğiyle "En iyi solist" ödüllerini kazandılar. Kazandıkları bu çift ödül, grubun müzik dünyasındaki yerini sağlamlaştırırken genç solistin de gelecekteki büyük başarılarının ilk habercisi oldu.
Altın Ses Krallığı ve Altın Kelebek Ödülü
Grup başarısının ardından solo kariyerine odaklanan sanatçı, 1967 yılında Haftasonu Gazetesi'nin düzenlediği ünlü Altın Ses yarışmasına tek başına katıldı. Bu zorlu yarışmada birinciliği elde ederek "Altın Ses Kralı" unvanını almaya hak kazandı. Müzik kariyerindeki bu hızlı yükseliş devam ederken, sanatçı 1968 yılında Leyla Erdura ile dünya evine girdi. Bu evlilik, sanatçının hayatında yepyeni bir sayfa açtı.
Sanat kariyerinin en verimli dönemlerinden birinde, 1977 yılında "Çocuk Gözler - Yalnız Değilsin" adını taşıyan çalışmasını dinleyicileriyle buluşturdu. Bu özel plak çalışması, müzik listelerinde büyük başarı kazandı. Çalışmanın getirdiği başarı sayesinde, 1978 yılında düzenlenen Altın Kelebek Ödülleri'nde "Türk Hafif Müziğinde Yılın Erkek Sesi" dalında ödüle layık görüldü. Türk müziğine sunduğu bu değerli katkı, onun unutulmaz sanatçılar arasında yer almasını sağladı.