Berlin'de 1887 yılında dünyaya gelen Erich von Manstein, İkinci Dünya Savaşı sırasında Wehrmacht bünyesinde mareşalliğe yükselerek savaşın gidişatını belirleyen en önemli Alman komutanlardan biri olmuştur. Prusya ordusunun köklü askeri geleneğinden beslenen bu sıra dışı kurmay, geliştirdiği yenilikçi taktiklerle askeri tarihin en çok tartışılan figürleri arasında yer almaktadır.
Prusya Askeri Geleneğinden Harp Meydanlarına
Asıl adı Fritz Erich von Lewinski olan komutan, 24 Kasım 1887'de Prusyalı aristokrat Topçu Generali Eduard von Lewinski'nin onuncu çocuğu olarak Berlin'de doğdu. Çocukları olmayan teyzesi ve eniştesi Tümgeneral Georg von Manstein tarafından evlat edinilmesiyle soyadı değişti. Ailesindeki neredeyse tüm erkek figürleri general olan küçük Erich'in orduya katılması kaçınılmazdı. Almanya Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg ile olan ailevi akrabalık bağları, Prusya ordusundaki bu prestijli kariyerinin daha en başından kesinleşmesinde son derece belirleyici bir unsur olmuştur. 1907 yılında teğmen rütbesiyle orduya girdi. 1913 yılında ise Harp Akademisi'ne kabul edildi. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde hem Doğu hem de Batı cephelerinde kritik müadelelerin içinde yer aldı.
Bu dönemde savaştığı başlıca muharebe alanları şunlardır:
- Batı Cephesi: Belçika ve Fransa toprakları (Verdun ile Champagne muharebeleri)
- Doğu Cephesi: Kuzey Polonya, Sırbistan ve Estonya sınırları
- Cephe Savunma Kuvvetleri: 1918'de Breslau'da üstlendiği kurmaylık görevi
Kasım 1914'te Polonya'da ağır yaralanan subay, 1915'te yüzbaşılığa terfi ederek kurmay olarak görevine geri döndü. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ordudaki konumunu koruyan Manstein, Versay Antlaşması ile mevcudu 100.000 askerle sınırlandırılan Weimar Cumhuriyeti kara kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasında kritik görevler üstlendi. 1920'de bölük, 1922'de ise tabur komutanlığına getirildi. 1927 yılında binbaşılığa terfi ederek Genelkurmay bünyesine girdi. Bu dönemde yabancı orduları yerinde incelemek üzere dış ülkelere geziler düzenledi.
Orak Darbesi ve Doğu Cephesi'ndeki Büyük Çarpışmalar
Nazilerin 1933'te iktidara gelişiyle birlikte orduyu genişletme ve Versay'ı devre dışı bırakma süreci hız kazandı. 1 Temmuz 1935 tarihinde Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanlığı koltuğuna oturan Manstein, önemli bir askeri projeye imza attı. Piyadelere doğrudan ağır ateş desteği sağlayacak kundağı motorlu topların (Sturmgeschütz - StuG) üretilmesini teklif etti. Bu etkili ve ucuz silah sistemi, İkinci Dünya Savaşı boyunca Alman ordusunun en başarılı aracı oldu. 1 Ekim 1936'da Genelkurmay Başkan Vekili olan Manstein, ordu üzerindeki parti baskısına karşı koydu. Hava Kuvvetleri Komutanı Hermann Göring ile kara kuvvetlerinin üstünlüğü konusunda derin bir anlaşmazlığa düştü. Bu çatışmalar ve parti üyesi olmaması nedeniyle Hitler tarafından pasifize edilerek Liegnitz'deki 18. Piyade Tümeni'ne gönderildi.
Savaş rüzgarları eserken görev yeri tekrar değişti. Polonya'nın işgalinden hemen önce, 18 Ağustos 1939'da Gerd von Rundstedt'in komutasındaki Güney Ordu Grubu Kurmay Başkanlığına atandı. Fransa seferi öncesinde hazırladığı Orak Darbesi (Sichelschnitt) adlı planı, Wehrmacht'a tarihin en hızlı zaferlerinden birini kazandırdı. Bu üstün başarısı sayesinde generalliğe terfi ettirildi ve Şövalye Haçı nişanı ile ödüllendirildi. Ardından Doğu Cephesi'nde 56. Tank Kolordusu ve Kırım'ı fethetmekle görevlendirilen 11. Ordu komutanlıklarını yürüttü. Zorlu direnişin ardından Haziran 1942'de Sivastopol'u düşüren tecrübeli komutan, 1 Temmuz 1942'de mareşalliğe yükseltildi. Hemen ardından Leningrad cephesinde Kuzey Işıkları Operasyonu'nun idaresini ele aldı. Stalingrad kuşatması sırasında 6. Ordu'suyla temas kurabilmek için yeni oluşturulan Don Ordular Grubu komutanlığına tayin edildi. Çemberi yarmak için başlattığı hücum çetin direniş sebebiyle durdurulsa da, karşı taarruzuyla Harkov'u geri almayı başardı.
Savaş Sonrası Yargılanma, Anılar ve Askeri Miras
Askeri yeteneğinin yanı sıra güçlü bir siyasi algıya da sahip olan Manstein, Hitler'in kararlarına generallerin önünde defalarca karşı çıktı. Bu stratejik fikir ayrılıkları neticesinde Mart 1944'te görevinden azledildi. Yine de kendisine Almanya'nın en büyük ikinci nişanı olan Şövalyelik Haçı'na Kılıçlar eklentisi verildi. Azledilmesinin ardından göz kataraktı ameliyatı geçiren emekli mareşal, Temmuz 1944'teki suikast girişiminde yer almadı. Ocak 1945'te Liegnitz'deki evini boşaltıp Batı Almanya'ya sığındı. 23 Ağustos 1945 tarihinde İngiliz ordusuna teslim olan Manstein, hastane tedavilerinin ardından esir kampına gönderildi. 1946 yılında Nürnberg Mahkemelerinde savaş suçları gerekçesiyle yargılanarak 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sağlık sorunları nedeniyle 1953 yılında erken tahliye edildi. Serbest kaldıktan sonra Batı Almanya'nın yeni ordusu Bundeswehr'in kuruluş çalışmalarına askeri danışman olarak katıldı. 1920'de evlendiği eşi Jutta Sibylle von Loesch'i 1966'da kaybetti. Oğlu Gero ise 1942 yılında cephede ölmüştü.
Anılarını kaleme almaktan geri durmadı. 1955 yılında yayımladığı Kayıp Zaferler (Lost Victories) başlıklı anı kitabı büyük ilgi topladı. Mareşal kitabında, Doğu Cephesi'ndeki stratejik kararların Hitler yerine profesyonel generaller tarafından verilmesi durumunda savaştan zaferle çıkılabileceğini iddia ederek Nazi liderinin yönetim tarzını sert biçimde eleştirmiştir. Erich von Manstein, 9 Haziran 1973 tarihinde Irschenhausen bölgesinde 86 yaşında hayata gözlerini yumdu.
