Türk müzik tarihine damga vuran besteci Ergüder Yoldaş, Balkanlardan göç eden bir ailenin evlâdı olarak 6 Haziran 1939 tarihinde İzmir'de dünyaya gözlerini açtı. Sıra dışı ezgileriyle yetmişli ve seksenli yılların müzik dünyasını şekillendiren usta isim, konservatuvar sıralarından Büyükada'daki barakaya uzanan fırtınalı bir ömür sürdü.
Tiyatro Sahnesinden Müzik Dehasına Uzanış
Sanatçının çocukluk yılları İzmir'de geçerken, annesini elim bir trafik kazasında yitirmesi hayatındaki ilk büyük sarsıntı oldu. Müzik eğitimini yarıda keserek tiyatroya yönelen genç yetenek, 1958 senesinde konservatuvardan ayrılarak Avni Dilligil'in yanında oyunculuk dersleri almaya başladı. Ne var ki kader, tiyatro turnesi esnasında Yoldaş'ın içinde bulunduğu otobüsün Asi Nehri'ne yuvarlanmasıyla bir kez daha ağlarını ördü. Bu korkunç kazanın ardından uzun süre hastanede yaşam mücadelesi veren besteci, zorlu tedavi sürecinin bitiminde tiyatro sahnesine tamamen veda etti.
Sultan-ı Yegâh ile Zirve Yılları
Tiyatro defterini kapattıktan sonra asıl tutkusu olan müziğe yönelen sanatçı, yetmişli yıllarda kariyerinde altın bir sayfa açtı. Hayat arkadaşı ve yorumcusu olacak ses sanatçısı Nur Yoldaş ile 1976 yılında dünyaevine girdi. Bu evlilik eşsiz eserler doğurdu. Ünlü Türk şairi Attilâ İlhan'ın o derin dizelerinden beslenen ve Nur Yoldaş'ın muhteşem ses tonuyla can bulan efsanevi "Sultan-ı Yegah" isimli unutulmaz 45'lik çalışmasına dehasıyla hayat vererek müzik dünyasına altın harflerle yazdırdı. Bu eser büyük yankı uyandırdı. Müzikal dehasını kanıtlayan üretken sanatçı, bu süreçte üstlendiği önemli sorumluluklar ve başarılarla adından söz ettirdi:
- Uluslararası saygın müzik yarışmalarında elde ettiği birincilik ödülleri
- İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde üstlendiği direktörlük görevi
- İstanbul Festivali genel direktörlüğü pozisyonundaki vizyoner çalışmaları
Büyükada Yılları ve İnzivaya Çekiliş
Nur Yoldaş ile yollarını ayırdıktan sonra ruhsal bir yorgunluk yaşayan besteci, 1991 yılında şehir hayatından ve kalabalıklardan tamamen uzaklaşmaya karar vererek Büyükada'ya sığındı. Modern hayatın getirdiklerini reddeden usta müzisyen, burada kurduğu mütevazı bir barakada yıllarca herkesten izole bir yaşam sürdü. Büyükada onun sığınağı olmuştu. Ancak Büyükada'da kurduğu sakin ve dingin yaşam düzeni, yakın dostu olmasının yanı sıra dönemin Adalar Belediye Başkanı görevini yürüten Recep Koç'un silahlı bir saldırı sonucunda hayatını kaybetmesiyle trajik biçimde sarsıldı. Acı olay besteciyi derinden yaraladı. Bu sarsıntının ardından resmi makamlarca verilen yasal karar doğrultusunda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde müşahede altına alınarak tedavi gördü. Yaşanan bu sarsıcı olaylar sağlığını olumsuz etkiledi. Sağlığı her geçen gün bozuluyordu. Son yıllarını İzmir'de yaşayan kız kardeşinin evinde geçirdi. Ömrünün son döneminde Alzheimer ve KOAH hastalıklarıyla boğuşan müzik dehası, zatürre teşhisiyle kaldırıldığı hastanede 25 Ocak 2016 tarihinde yaşama veda etti. Cenazesi, vasiyeti ve sevdiklerinin eşliğinde İzmir'in sakin ilçesi Urla'da toprağa verilerek son yolculuğuna uğralandı.
