Türk edebiyatının unutulmaz seslerinden biri olan Dilâver Cebeci, 1943 senesinde Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesine bağlı Dayısı köyünde hayata gözlerini açtı. Genç yaşta ailesiyle birlikte Kırıkkale'ye taşınan yazar, ilk ve orta öğreniminin ardından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne girdi ve buradan 1970 yılında başarıyla mezun oldu. Hem lirik şiirleriyle hem de akademik kimliğiyle bilinen Cebeci, ardında silinmez izler bırakan çok yönlü bir fikir insanıdır. Edebiyat dünyasında özellikle milli duyguları coşkuyla işleyen eserleriyle tanınan şair, 2008 yılının Mayıs ayında geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul'da vefat etti. Cebeci, geride iki çocuk bıraktı. Kabri ise Çengelköy Mezarlığı'ndadır.
Gümüşhane'den İstanbul'a Uzanan Bir İlim ve Edebiyat Yolculuğu
Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Aydın'da öğretmenlik yapan Dilâver Cebeci, aynı kentte Halk Eğitimi Başkanlığı görevini de üstlendi. Daha sonra İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü bünyesinde öğretim görevlisi olarak dersler veren yazar, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda ise neşriyat uzmanı unvanıyla çalıştı. Eğitimcilik hayatına Üsküdar Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaparak devam eden Cebeci, ilmi çalşmalarını da hiçbir zaman aksatmadı. Yükseköğreniminin ardından akademik kariyerine odaklanan Cebeci, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi bünyesinde iktisat tarihi alanında yüksek lisans yaparken, sosyoloji ana bilim dalında ise doktora derecesini başarıyla tamamladı. Akademik basamakları kararlılıkla tırmanan aydın, ömrünün olgunluk döneminde Marmara Üniversitesi bünyesinde öğretim üyesi olarak görev alarak çok sayıda öğrenci yetiştirdi.
Milli Romantizm, Lirik Şiirler ve Türkiyem Efsanesi
İlk şiiri Defne dergisinde çıktı. Bu başlangıç 1965 yılına rastlar. Yazarın kaleminden çıkan lirik şiirler, hikâyeler, mensureler ve mizahi yazılar zaman içerisinde geniş bir yelpazede karşılık buldu. Bu değerli eserler, döneminin önde gelen birçok süreli yayınında okuyucuyla buluştu. Cebeci'nin imzasına rastlanan başlıca dergi ve gazeteler şunlardır:
- Devlet
- Töre
- Bozkurt
- Türk Edebiyatı
- Türk Yurdu
- Güney Su
- Ortadoğu
- Hergün
- Yeni Düşünce
- Ayrıntılı Haber
- Türkiye
Milli ve tarihi temaları lirik bir duyarlılıkla harmanlayan şair, Türk edebiyatında uzun ve hikâyemsi mensure türþnde özgün denemeler gerçekleştirdi. Bu yazınsal denemelerinde milli romantizmi canlı tutmayı amaçlayan Cebeci, geniş kitlelerin kalbine taht kurmayı da başardı. Özellikle sanatçı Mustafa Yıldızdoğan tarafından bestelenen o meşhur Türkiyem şiiri, onun ismini tüm ülkeye duyuran en büyük eseri oldu. Eser, çok geniş kitlelere ulaştı.
Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi ve Hiciv Dünyası
Dilâver Cebeci, ciddi akademik çalşmaları ve lirik şiirlerinin yanı sıra mizah alanında da çok önemli bir başarıya imza attı. Geliştirdiği Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi karakteri, edebiyatımıza kazandırılan son derece kıymetli ve özgün bir mizahi tiptir. Yazar, bu özel takma isimle kaleme aldığı yazılarında modern Türk toplumsal yaşamını adeta on altıncı yüzyılda yaşayan bir Osmanlı vatandaşının gözünden inceledi. Gözlemlerini aktarırken toplumsal hayatta gözlemlediği, Türk kültürünün özüne ve geleneklerine aykırı düşen yabancılaşmış yönleri latif ve ince bir üslupla hicvetti. Toplumu kırmadan, tebessüm ettirerek düşündürmeyi başaran bu hicivler, onun kültürel duyarlılığının ve yüksek zekâsının en net göstergesi oldu. Hem ilahiyatçı, hem düşünür, hem de edip olarak Türk kültürüne büyük hizmetlerde bulunan Cebeci, milli edebiyat akımının en saygın temsilcileri arasındadır.
