Cyril Ramaphosa, Güney Afrika'nın ırkçı apartheid rejiminden kurtularak demokratik bir yapıya kavuşmasında tarihi uzlaşma müzakerelerini yürüterek ülkenin kaderini tayin eden en etkili liderlerden biridir. 17 Kasım 1952 tarihinde Johannesburg'da doğan bu kararlı devlet adamı, çocukluğundan itibaren maruz kaldığı baskılara boyun eğmeyerek önce işçi hakları savunuculuğu, ardından başarılı iş insanlığı ve sonrasında cumhurbaşkanlığı koltuğuna uzanan çok yönlü bir yaşam sürdü. Gençlik yıllarında hukuk eğitimi alırken başlattığı apartheid karşıtı eylemleriyle bilinen Ramaphosa, toplumsal adaleti tesis etme arzusuyla girdiği bu yolda hapis cezalarıyla sınanmış ancak geri adım atmayarak Güney Afrika Cumhuriyeti'nin en tepe noktasına kadar yükselmeyi başarmıştır.
Zorlu Yıllardan Sendika Liderliğine Ulaşan Yol
Siyasi bilincini genç yaşta edinen Ramaphosa, çocukluğunu Transvaal bölgesinde ve sonrasında ailesiyle birlikte zorunlu göç ettirildikleri Soweto mahallesinde geçirdi. Üniversite yıllarında Kuzey Üniversitesi'nde hukuk eğitimine başlayan genç aktivist, Güney Afrika Öğrenci Örgütü (SASO) ve Öğrenci Hristiyan Hareketi çatısı altında örgütlenerek direnişin ön safında yer aldı. Mozambik'teki sömürge karşıtı gösteriye katıldığı gerekçesiyle 1974'te tutuklanan aktivist, yaklaşık on bir ay hücre hapsinde kaldı. Yaşadığı bu ağır tecrübe onun inancını kırmaya yetmedi. 1976 yılındaki tarihi Soweto Ayaklanması'nın ardından bir kez daha demir parmaklıklar arkasına gönderildi. Serbest kaldıktan sonra eğitimine dışarıdan devam ederek 1981 yılında Güney Afrika Üniversitesi'nden hukuk lisans derecesini almayı başardı.
Hukuk diplomasını aldıktan sonra mücadelesini işçi hakları zeminine taşıyan Ramaphosa, Güney Afrika Sendikalar Konseyi bünyesinde hukuk danışmanlığı görevini üstlendi. Ardından 1982'de Ulusal Madenciler Sendikası'nın (NUM) kurucu liderleri arasında yer alarak genel sekreterlik koltuğuna oturdu. Siyah işçilerin haklarını savunan lider, 1985'te kurulan Güney Afrika Sendikalar Kongresi'nin (COSATU) inşasında da etkin bir rol üstlendi. Özellikle 1987 yılında ülke tarihinin en kapsamlı ve en büyük madenci grevlerinden birini başarıyla organize etmesi, onun güçlü bir kitle lideri ve son derece usta bir müzakereci olarak tüm dünyada adını duyurmasını sağladı.
Demokrasinin İnşası ve Siyasetten İş Dünyasına Geçiş
1990'ların başında ırkçı rejimin gerilemesiyle birlikte Afrika Ulusal Kongresi (ANC) üzerindeki yasaklar kalktı. Bu gelişme, yeni bir başlangıçtı. Bu yeni dönemde Ramaphosa, 1991 yılında partinin genel sekreterliğine seçilerek tarihi bir sorumluluk üstlendi. Ülkeyi çok ırklı bir demokrasiye taşıyacak barışçıl geçiş müzakerelerinde baş müzakereci olarak kilit bir rol üstlenen Ramaphosa, uzlaşmacı tavıyla süreci başarıyla yönetti. 1994 yılındaki ilk ırk ayrımı gözetmeyen demokratik seçimlerin ardından Nelson Mandela ülkenin ilk siyah cumhurbaşkanı olduğunda, Ramaphosa da meclise girdi. Cumhurbaşkanı yardımcılığı görevi Thabo Mbeki'ye verilince Ramaphosa, 1994-1996 yılları arasında yeni anayasayı hazırlayan Anayasa Meclisi'ne başarıyla başkanlık etti. Bu üstün anayasa çalışmaları, 2009'da ona Gümüş Baobab Nişanı kazandırdı.
Anayasa çalışmalarının tamamlanmasının ardından 1996'da aktif siyaset sahnesinden çekilmeye karar veren Ramaphosa, rotasını ekonomi dünyasına çevirdi. İlk olarak New African Investments Ltd. bünyesinde üst düzey yöneticilik üstlendi. Daha sonra 2001 yılında kendi çok sektörlü yatırım firması olan Shanduka Group'u kurarak iş dünyasındaki gücünü perçinledi. Elde ettiği finansal gücü topluma sunmak amacıyla 2004'te kurduğu Shanduka Vakfı, daha sonra kendi adıyla eğitim ve kalkınmayı destekledi. Õzellikle şu alanlarda faaliyet gösterdi:
- Madencilik yatırımları
- Finans sektörü
- Gayrimenkul ve perakende alanları
Zirvedeki Dönem: Cumhurbaşkanlığı ve Reform Mücadelesi
Siyasetten uzak kaldığı yılların ardından partisi ANC'den gelen çağrıya yanıt veren Ramaphosa, Aralık 2012'de genel başkan yardımcılığına seçilerek aktif politikaya dönüş yaptı. 2014 yılında Jacob Zuma hükümetinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev aldı. Aralık 2017'de ise ANC liderliğine seçilerek cumhurbaşkanlığının en güçlü adayı haline geldi. Jacob Zuma'nın karşıtığı yolsuzluk iddiaları sonrasında görevinden istifa etmesi üzerine, Ramaphosa 15 Şubat 2018'de Güney Afrika Cumhuriyeti'nin yeni Devlet Başkanı olarak yemin etti. Cumhurbaşkanlığı döneminde kronik elektrik kesintileri, ekonomik zorluklar ve kurumsal yolsuzluk gibi köklü krizlerle kararlı bir şekilde mücadele etmeye çalıştı. Devlet iştiraklerindeki usulsüzlükleri mercek altına alırken, partisinden gelen iç baskılar doğrultusunda toprak reformu gibi çetin meselelerde de adım atmak durumunda kaldı.
2019 genel seçimlerinde partisi oy kaybetse de liderliğini korumayı başardı ve yeniden bu göreve seçildi. Bu başarı, onun güçlü olduğunu kanıtladı. Kabinesinde kadın ve erkek bakan sayılarını eşitleyerek Güney Afrika tarihinde çığır açan bir karara imza attı. Ancak iktidarı dikensiz bir gül bahçesi olmadı. COVID-19 küresel salgını sırasında uyguladığı katı tedbirler ve kısıtlamalar başlangıçta olumlu karşılansa da sonradan eleştirilere maruz kaldı. Geçmişte Lonmin şirketinin yönetimindeyken yaşanan kanlı Marikana maden grevi ve 2022'de gündeme bomba gibi düşen Phala Phala çiftliği skandalı da siyasi kariyerinin en çok tartışılan gölgeleri oldu. Tüm bu fırtınalara rağmen Cyril Ramaphosa, ülkesinin özgürleşme ve modernleşme sürecinde diyalog, uzlaşı ve yapısal reformların en önemli simgelerinden biri olarak kabul görmektedir.
%20(cropped).jpg?width=640)