Türk sinemasının en üretken yönetmenlerinden biri olan Çetin İnanç, 12 Eylül 1941 tarihinde babasının görevi sebebiyle bulundukları Ankara'da dünyaya geldi. Yeşilçam'da filmleri inanılmaz bir süratle tamamlaması nedeniyle "jet rejisör" lakabıyla anılan ünlü isim, kısıtlı imkanlara rağmen fantastik yapımlarla Türk sinema tarihinde silinmez izler bıraktı. Özellikle tüm dünyada geniş bir kitle tarafından tanınmasını sağlayan Dünyayı Kurtaran Adam filmiyle ün kazanan yönetmen, zorlu ekonomik şartları yaratıcı çözümlerle aşarak adından söz ettirmeyi başardı.
Sinemaya İlk Adımlar ve Zorlu Yıllar
Ankara'daki ilk çocukluk günlerinin ardından ailesiyle birlikte İstanbul'a taşınan İnanç, lise eğitimini Kabataş Erkek Lisesi'nde tamamladı. Mezuniyetinin akabinde iki yıl boyunca hukuk eğitimi alan genç adam, bu süreçte gerçekleştirdiği evlilikle beraber maddi sıkıntılar yaşamaya başladı. Geçim sıkıntısı nedeniyle bir akrabasının yardımıyla ünlü aktör Orhan Günşiray'ın yazıhanesinde işe girdi. Bu ofis onun sinema dünyasının dev isimleriyle yollarının kesiştiği yer oldu. Bu ofiste tanışma fırsatı bulduğu isimlerden bazıları şunlardır:
- Atıf Yılmaz
- Çetin Tunca
- Çetin Gürtop
- Erol Batıbeki
- Ahmet Danyal Topatan
Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Allah Cezanı Versin Osman Bey" filminin setinde asistanlık yaparak sektöre adım atan İnanç, kısa sürede kendini gösterdi. Ardından başrollerini Orhan Günşiray ve Gönül Yazar'ın paylaştığı "Bir Gecelik Gelin" adlı yapımda birinci yönetmen yardımcılığı görevini üstlendi. Bu tecrübe onun hayatında bir dönüm noktası oldu ve hukuk fakültesini tamamen bırakarak sinema sektörüne yöneldi. Usta yönetmen Atıf Yılmaz ile iki yıl çalıştıktan sonra 1963 senesinde askere gitti. Askerlik dönüşünde ise yine büyük maddi zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldı.
Bu dönemde Atıf Yılmaz'ın yardımcılığını Zeki Ökten yürüttüğü için eski ustasıyla çalıştıma imkanı bulamadı. Ancak Orhan Günşiray'ın daveti üzerine, Türkiye sinema tarihinin ilk siyah beyaz sinemaskop filmi olma özelliğini taşıyan "Sırat Köprüsü" isimli yapımda efsanevi yönetmen Lütfi Akad'ın ekibine dahil oldu. Büyük ustanın yanında yetişen sinemacı, Akad'ın yardımcısı olarak şu önemli klasiklerde çalıştı:
- Hudutların Kanunu
- Kurbanlık Katil
- Vesikalı Yarim
Sektörde edindiği tecrübelerin ardından kendi filmini çekmek isteyen İnanç, Atilla Tokatlı ile birlikte bir senaryo hazırladı. Filmin bazı çekimlerini tamamlasa da hazırlanan senaryo sansür kurulunu geçemedi. Bu engelleme, yönetmeni yeniden derin bir ekonomik krizin ortasına sürükledi.
Yeşilçam'da "Jet Rejisör" Dönemi
Yaşadığı finansal zorluklar sırasında Yılmaz Güney vasıtasıyla Yılmaz Atadeniz ile tanışan İnanç, sinemada tamamen farklı bir ekolle karşılaştı. Atadeniz'in filmleri hem çok kısa sürede tamamlanıyor hem de gişede büyük hasılatlar elde ediyordu. Atadeniz, İnanç'a ünlü aktör İrfan Atasoy ile yeni bir film hazırlığında olduklarını belirterek fikir danıştı. İnanç ise yolda tesadüfen bulduğu bir gazete sayfasındaki İtalyan çizgi roman kahramanı "Killing" karakterini beyaz perdeye aktarmayı önerdi. Bu öneri kabul görünce "Kilink İstanbul'da", "Kilink Canilere Karşı" ve "Kilink Uçan Adam'a Karşı" filmlerinin senaryolarını kaleme aldı.
Maddi sıkıntılarını aşmak adına hızlı ve ticari getirisi yüksek projelere ağırlık veren yönetmen, Yıldırım Gencer ile Hülya Darcan'ın başrollerini paylaştığı "Çelik Bilek" filmiyle bu tarzı sürdürdü. Ardından "Kızıl Maske", "Demir Pençe" ve Yılmaz Köksal'ın ön plana çıktığı "Çeko" filmlerine imza attı. Amerikan sinemasının ve özellikle Western türünün etkilerini taşıyan bu yapımlar, Yeşilçam'da büyük ilgi görerek fantastik filmlerin öncüsü oldu. İnanç, bu dönemde yılda neredeyse on film çekiyordu. Erotik filmler furyasının yaşadığı yıllarda ise "Sokak Kadını" filminin yanı sıra Zerrin Egeliler, Aydemir Akbaş ve Alev Sezer gibi isimlerle bir dizi film çekti.
Kült Bir Eserin Doğuşu: Dünyayı Kurtaran Adam
Dünyada fantastik uzay filmlerinin fırtınalar estirdiği dönemde, Çetin İnanç yerli bir uzay filmi çekmeye karar verdi. Dönem izleyicisinin ilgisini çekecek bol akrobasili, dövüş sahneleriyle örülü, klasik iyi-kötü mücadelesini barındıran bir senaryo kaleme aldı. Ancak hazırlanan bu senaryonun bütçesi, mevcut imkanları katbekat aşıyordu. Yönetmen, sanat yönetmeni Nuri Kırgeç'e rüyasında gördüğü canavarları çizmesini söyleyerek fantastik yaratık tasarımları oluşturdu. Filmin kostümleri bizzat yönetmen, bir terzi ve başrol oyuncusu Cüneyt Arkın tarafından el birliğiyle dikildi.
Filmin dış çekimleri Ürgüp ve İstanbul Kilyos'ta gerçekleştirildi. Kilyos'taki çekimler sırasında çıkan şiddetli rüzgarlar nedeniyle dekorlar uçtu. Tam bu esnada piyasaya çıkan "Yıldız Savaşları" filminin bir kopyasını stüdyodan gizlice temin eden İnanç, bilgisayar teknolojisi bulunmayan o yıllarda uzay gemisi sahnelerini stüdyoda kopyalayarak kendi kurgusuna dahil etti. Bu görüntüleri arkadan yansıtma yöntemiyle kendi oyuncularının arkasına yerleştirerek onların uzayda uçuyormuş gibi görünmelerini sağladı. Filmde kullanılan kask ise sokakta tesadüfen karşılaştıkları bir motosikletliden yarım saatliğine kiralanarak oyuncular arasında dönüşümlü kullanıldı.
İnanç'ın kendi ifadesiyle 19 farklı filmden alıntıların yer aldığı yapım, tüm zorluklara rağmen tamamlanarak vizyona girdi ve büyük bir gişe başarısı elde etti. Zaman içerisinde dünya sinema literatüründe bir kült haline dönüşen bu eser, günümüde bile festivallerde gösterilmekte, afişleri ve orijinal kopyaları koleksiyoncular tarafından yüksek değerlerle aranmaktadır.
