Türk yükseköğrenim tarihinin en prestijli isimlerinden biri Mehmet Cemil Bilsel'dir. Kendisi hem modern hukuk sistemimizin inşasında hem de köklü eğitim kurumlarımızın kurulmasında başrol oynamış öncü bir akademisyendir. 1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun kültür merkezlerinden Şam'da dünyaya gelmiştir. Genç yaşlardan itibaren üstlendiği kritik kamu görevleri ve akademik çalışmalarıyla cumhuriyet kadrolarının entelektüel omurgasını oluşturmuştur. Ankara Hukuk Mektebi'nin kurulmasına liderlik eden ve ardından İstanbul Üniversitesi'nin kurucu rektörlüğü görevini üstlenen bu deha, 2 Eylül 1949'da Ankara'da vefat etmiştir. Ömrünü son anına kadar Türk hukukunun çağdaşlaşmasına adamıştır.
Bürokrasiden Kürsüye Uzanan Bir Yaşam Hikayesi
Mülki amir Hacı Ahmet Kadri Bey ile Emine Hanım'ın oğlu olan Cemil Bilsel, kökleri Halep'e dayanan saygın bir ailenin ferdi olarak dünyaya adım attı. Babasının memuriyeti vesilesiyle gençlik yıllarını geçirdiği Manastır'da, Manastır Mekteb-i İdadisi'ni üstün başarı derecesiyle tamamladı. Diplomasını aldıktan hemen sonra, 1898 yılında Hariciye Nezareti Tercüme Odası'nda çalışmaya başlayarak devlet hizmetine girdi. Bürokrasi koridorlarında görev yaparken diğer yandan Mekteb-i Hukuk-ı Şahane'de yükseköğrenimine devam etti ve 1903 yılında mezuniyet başarısı gösterdi. Hukuk alanındaki engin bilgisiyle dikkat çeken genç bürokrat, çok geçmeden Darülfünun Hukuk Fakültesi'nde uluslararası hukuk (Hukuk-ı Düvel) dersleri vermeye başlayarak akademik kariyerinin ilk tohumlarını serpti. Bu süreç onun için büyük bir dönüm noktasıydı.
Devlet idaresindeki yetkinliği nedeniyle Evkaf Nezareti bünyesinde emlak müdür yardımcılığı, memurlar müdürlüğü ve mektupçuluk gibi kritik makamlara getirildi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Şam ve Kudüs'te dini vakıfların yönetimini üstlendi, hatta Kudüs Mutasarrıflığı görevine vekalet etti. Savaşın en çalkantılı dönemlerinde, 1918 yılında Batum Mutasarrıflığı görevine vekaleten, ardından da asaleten atandı. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında şehrin İngiliz kuvvetlerince işgal edilmesine kadar bu zorlu görevi başarıyla yürüttü. İşgal koşulları nedeniyle İstanbul'a dönmek zorunda kalan tecrübeli idareci, akademik dünyaya ağırlık vererek Mekteb-i Mülkiye ve Darülfünun kürsülerinde kamu hukuku dersleri vermeyi sürdürdü.
Cumhuriyetin Hukuk Devriminde Öncü Bir Mimar
Genç cumhuriyetin modern hukuk kadrolarına duyduğu acil ihtiyacı karşılamak adına 1925 yılında tarihi bir adım atıldı. Ankara Hukuk Mektebi'nin kuruluş komisyonunda başkan vekili olarak yer alan Cemil Bilsel, bu seçkin kurumun kurucu dekanı olma şerefine erişti. Cumhuriyetin ilk yükseköğrenim kurumunun temel taşlarını döşedikten sonra, 1933 yılındaki büyük üniversite reformunun ardından kurulan İstanbul Üniversitesi'nin rektörlük koltuğuna oturdu. 1934 ile 1943 yılları arasında kesintisiz olarak yürüttüğü rektörlük dönemi, üniversitenin modern bir kimlik kazanmasında ve akademik bağımsızlığın tesis edilmesinde altın çağ olarak kabul edilmektedir. Emekliliğe ayrılmadan hemen önce Türk Devletler Hukuk Enstitüsü'nü kurarak akademik mirasını kalıcı hale getirdi.
Akademideki parlak başarılarının ardından rotasını parlamentoya çeviren usta hukukçu, VII. ve VIII. dönemlerde Samsun milletvekili sıfatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen yeni dünya düzeninde de aktif rol üstlendi. 1945 yılında Birleşmiş Milletler Anayasası'nın hazırlık çalışmalarında Türkiye'yi başarıyla temsil etti. Ülkemizde kurulan Birleşmiş Milletler Türk Derneği'nin kurucu başkanı oldu. Küresel hukuk diplomasisindeki başarıları vesilesiyle 1948 yılında Fransa'daki ünlü Toulouse Üniversitesi tarafından kendisine fahri hukuk doktoru unvanı layık görüldü.
Yazınsal Mirası ve Sonsuzluğa Uğurlanışı
Fransızca ve Arapça dillerine son derece hakim olan Cemil Bilsel, geride gelecek nesillere ışık tutacak pek çok başvuru eseri bıraktı. Uluslararası hukuk alanındaki yetkinliğini taçlandırdığı başlıca yapıtları şunlardır:
- Kapitülasyon (1912)
- Lozan (İki cilt, 1933)
- Dünya Barış Buhranında Boğazlar (1939)
- Milletlerarası Hava Hukuku (1948)
Ömrünün son günlerine kadar ülkesine hizmet etmeye devam eden bilge hukukçu, 2 Eylül 1949 tarihinde Ankara'da geçirdiği kalp krizi sonucu 71 yaşında vefat etti. Cenazesi Cebeci Asri Mezarlığı'nda sonsuzluğa uğurlandı. Bugün adı, İstanbul Üniversitesi'nin en prestijli konferans salonunda ve yetiştirdiği binlerce cumhuriyet aydınında yaşamaya devam etmektedir.
