İstanbul'da 24 Mart 1976 tarihinde dünyaya gelen Şerafettin Can Atalay, Türkiye'nin yakın tarihindeki en kritik toplumsal davalarda üstlendiği savunmanlık rolüyle öne çıkan, 2023 yılında ise Hatay milletvekili seçilmesine rağmen cezaevinde tutulmasıyla anayasal tartışmaların odağı haline gelen Türk avukat ve siyasetçidir.
Çocukluğu, Ailesi ve Eğitim Hayatı
İstanbul'da bankacı bir anne ile muhasebeci bir babanın tek evladı olarak büyüdü. Çocukluk ve gençlik yılları Kadıköy'ün kültür dolu sokaklarında geçen Atalay, ailesinin geniş entelektüel çevresi sayesinde henüz çok erken yaşlarda edebiyat ve sanat dünyasıyla tanışma fırsatı buldu. Küçük yaşlarda Aziz Nesin, Yaşar Kemal ve Can Yücel gibi usta isimlerin sohbetlerini dinleyerek yetişti. Adını, 1971 yılında uğradığı suikast sonucu yaşamını yitiren amcası Şerafettin Atalay'dan aldı. Türkiye İşçi Partisi Amasya İl Başkanlığı görevini yürüten amcasının mirası, onun adında ve hayatında yaşadı. Yükseköğrenimini Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde başarıyla tamamladı. Mezuniyetinin ardından medya sektörüne adım atarak bir süre NTV kanalının hukuk departmanında görev aldı.
Toplumsal Davalar ve Gezi Parkı Süreci
Hukuk dünyasında adını daha çok işçi mücadeleleri ve toplumsal hak arayışlarıyla duyurdu. Bu doğrultuda Türkiye genelinde geniş yankı uyandıran birçok davanın takipçisi oldu:
- Soma faciası ve Ermenek maden kazası davaları,
- Adana öğrenci yurdu yangını ile Çorlu tren kazası dosyaları,
- Gazeteci ve yazarların düşünce özgürlüğünü savunan hak arayışları.
Ayrıca Gezi Parkı'na yapılmak istenen alışveriş merkezine karşı kurulan Taksim Dayanışması oluşumunun avukatlığını yürüttü. Bu süreçte yürüttüğü çalışmalar nedeniyle yargılandığı Gezi Parkı davası kapsamında, 2022 yılında mahkeme tarafından 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Milletvekilliği ve Anayasa Krizinin Gelişimi
Hapiste bulunduğu sırada, 2023 genel seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi'nden Hatay milletvekili adayı gösterildi. Seçmenlerin yoğun desteğiyle parlamentoya girmeye hak kazanmasına rağmen, milletvekili seçilmesinin ardından cezaevinden tahliye edilmedi. Bu tutsaklık hali sebebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesindeki resmi yemin törenine katılamadı. Parlamentodaki yasama faaliyetlerinde yer alamadığı gibi milletvekilliği haklarından da tamamen mahrum kaldı. Ülkedeki en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi, Atalay'ın tutukluluğuyla ilgili üç kez hak ihlali kararı verdi. Buna karşın Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması yönünde hüküm kurdu. Tahliyenin gerçekleşmemesi, ülke genelinde derin bir anayasa krizini tetikledi. Bu karmaşık hukuki süreç, nihayetinde 30 Ocak 2024 tarihinde Yargıtay kararının Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu salonunda okunmasıyla birlikte Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliğinin resmen düşürülmesiyle sonuçlandı. Anayasa Mahkemesi ise bu düşürme kararını yok hükmünde saydı. Söz konusu yüksek yargı kararı, 16 Nisan 2025'te Meclis kürsüsünden kamuoyuna okundu. Şerafettin Can Atalay, günümüzde Marmara (Silivri) Cezaevi'nde tutuklu bulunmaktadır.
