İzmir'de 1924 yılında dünyaya gelen Ayhan Aydan, Türkiye'nin yetiştirdiği en kıymetli opera sanatçılarından biridir. Başarılı sanatçı, opera sahnelerindeki yeteneğinin ötesinde, eski Başbakan Adnan Menderes ile yaşadığı büyük aşkla da ülke tarihinde derin izler bırakmıştır. Menderes'in idam edilmesinin ardından takındığı vakur ve sessiz duruş, onu geniş kitlelerin zihninde apayrı bir yere konumlandırmıştır. Genç yaşta konservatuvardan başarıyla mezun olarak sahnelere adım atan Aydan, asıl büyük şöhretini sanatsal çalışmalarından ziyade, 27 Mayıs darbesinin ardından Yassıada'da görülen tarihi davalardaki cesur açıklamalarıyla edinmiştir. Kendisi bu dik duruşuyla yakın siyasi tarihin en çok konuşulan simge isimlerinden biri haline geldi.
Eğitim hayatına Ankara'da yön veren Aydan, 1944 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü'nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından ilk etapta bazı küçük operalarda çeşitli roller üstlenerek sahne deneyimi kazandı. Genç yeteneğin sahne ışığı, kısa sürede önemli tiyatro ve opera insanlarının dikkatini çekmeyi başardı. Dönemin efsanevi yönetmeni Carl Ebert tarafından keşedilmesiyle birlikte genç soprano için kariyerinde yepyeni bir dönem başladı. Ebert'in yönettiği Figaro'nun Düğünü operasında üstlendiği Susanna rolü, onun profesyonel sahne dünyasına attığı ilk büyük adımdı.
Aydan, henüz 19 yaşındayken ünlü müzisyen Hasan Ferit Alnar ile hayatını birleştirdi. Türk Beşleri arasında yer alan değerli besteci Alnar ile olan bu evliliğinden Aydan adını verdikleri bir erkek çocukları dünyaya geldi. Carl Ebert, sanatçının sahnedeki üstün performansından ve ses tonundan son derece etkilenmişti. Bu nedenle Ebert, Mozart operalarının sahnelendiği ünlü Glyndebourne Opera Festivali'ne katılması amacıyla genç sopranoyu İngiltere'ye götürmek istedi. Ancak Aydan, gelişen engeller sebebiyle bu festivale katılamadı.
Sahne Işıklarından Siyasi Fırtınaya
Sanatçının hayatının seyrini tamamen değiştiren o tarihi buluşma, 1951 yılında gerçekleşti. Amcası Mithat Dülge'nin Çubuk Barajı yakınlarında düzenlediği bir davette dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile tanıştı. O esnada eşinden ayrılmak üzere olan ünlü sanatçı ile Menderes arasında tutkulu bir ilişki başladı. Bu gizli aşk, sonraki yıllarda ülkenin siyasi çalkantılarıyla beraber adeta bir devlet meselesine dönüşecekti.
27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen askeri darbenin ardından kurulan Yassıada mahkemeleri, ünlü sanatçı için hayatının en fırtınalı ve hukuki açıdan en yıpratıcı döneminin kapılarını aralamış oldu. Sanatçı, 'Bebek Davası' kapsamında Adnan Menderes ile gayrimeşru ilişki yaşamak ve bu birliktelikten doğan bebeği öldürmekle suçlandı. Mahkeme salonunda maruz kaldığı tüm ağır baskılara ve suçlamalara rağmen sevgisine sonuna kadar sahip çıkan Aydan, 'Ben bu adamı sevdim' diyerek yakın tarihin en cesur itiraflarından birini yaptı. Yeni doğan bebeğinin ise doğum sırasında eceliyle öldüğünü mahkeme heyetine net bir dille anlattı. Yassıada'da görülen ve kamuoyunu sarsan 13 farklı dava arasından beraat ile sonuçlanan tek yargılama Bebek Davası oldu.
Davalar zincirinin bir diğer önemli halkası olan örtülü ödenek davasında da sanatçının adı kayıtlarda yer buldu. Bu süreçte Menderes'in, Aydan'ın eski eşine devletin örtülü ödeneğinden belirli aralıklarla ödemeler yaptığı gün yüzüne çıktı. Yaşanan tüm bu hukuki süreçler, ikilinin özel hayatının mahkemelerde en ince ayrıntısına kadar tartışılmasına yol açtı. Adnan Menderes'in idam kararının infaz edilmesinin ardından Ayhan Aydan için tamamen inzivaya çekildiği yeni bir dönem başladı.
Sessizlikle Geçen Son Yıllar ve Veda
Basın kuruluşlarının sunduğu astronomik maddi tekliflere rağmen, bu büyük aşk hakkında hiçbir açıklama yapmadı. Hayatının sonuna kadar Menderes ile olan ilişkisine dair konuşmaktan ve röportaj vermekten titizlikle kaçındı. Anılarıyla baş başa kaldığı sessiz bir ömrü tercih etti. Bu kararlı duruşu, onun asaletini gözler önüne serdi.
Ayhan Aydan'ın yaşam yolculuğundaki en önemli dönüm noktaları şunlardır:
- Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezuniyetinin ardından Carl Ebert yönetimindeki operalarla profesyonel sahneye adım atması
- Orkestra şefi Hasan Ferit Alnar ile gerçekleştirdiği evlilik ve bu evlilikten bir erkek evlat sahibi olması
- Yassıada döneminde Bebek Davası'nda sergilediği vakur duruşa beraat eden tek sanık olarak tarihe geçmesi
Yaşamının son yıllarında damar sertliği ve solunum yetmezliği gibi ciddi sağlık problemleri yaşadı. Hastalıkları ilerledikçe İzmir'in huzurlu atmosferine sığındı. Değerli sanatçı, ömrünün son demlerini Çeşme'de geçirdi. 19 Şubat 2009'da seksen beş yaşında vefat etti. Vefat haberi, sanat camiasında büyük üzüntü yarattı. Sanatçının cenazesi, doğduğu ve çok sevdiği İzmir topraklarında törenle sonsuzluğa uğurlandı. Geride unutulmaz sahne performansları bıraktı. Yaşamı boyunca sergilediği vakur ve onurlu duruşuyla, Türkiye'nin yakın tarihinin unutulmazları arasında yerini alan Ayhan Aydan, hafızalardaki yerini her zaman koruyacaktır.
