Türk resim sanatının değerli isimlerinden Arzu Başaran, el yapımı kâğıtlar üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınmaktadır. Sanatçı portre üretimleriyle de dikkat çeker. 1963 yılında İstanbul’da dünyaya gelen sanatçı, eğitim hayatı sonrasında İtalya ve Fransa’da kazandığı araştırma burslarıyla kendi özgün sanatsal dilini geliştirmiştir. Eserlerinde Doğu toplumundaki bakış ve nazar olgularını otoportreler üzerinden sorgulayan Başaran, toplumsal meseleleri de resimlerine yansıtmıştır.
Akademi Yıllarından Roma ve Paris’e Eğitim Yolculuğu
Başaran, 1985 yılında o dönemki adıyla İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’nde yer alan Özdemir Altan Atölyesi’ni bitirmiştir. Akademi yıllarının ardından, 1989 yılında İtalyan Hükûmeti’nden kazandığı araştırma bursuyla Roma’ya giden sanatçı, oradaki Modern Sanatlar Müzesi bünyesinde yürüttüğü akademik çalışmalarla mesleki birikimini uluslararası boyuta taşımıştır. Sanat çalşmalarını sürdüren ressam, 2000 yılında ise Fransız Kültür Merkezi ile Siyah Beyaz Sanat Galerisi aracılığıyla Cite des Arts Paris Bursu’nu kazanmıştır. Sanatçı, gazeteci Ali Bayramoğlu ile evlidir.
Renklerin Dili ve Portrelerdeki Sorgulamalar
Yarattığı ilk eserlerinde egemen kahverengi tonlarını kullanan ressam, portre ögelerinin ön planda olduğu figüratif soyut çalşmalara imza atmıştır. Sanatçının el yapımı kâğıt üzerine gerçekleştirdiği özgün tasarımlar, onun malzeme seçimindeki hassasiyetini göstermektedir. Otoportrelerinde arka planı belirsiz bir dokuyla kurgulayarak izleyicinin bakışını doğrudan resmedilen yüze yöneltmeyi başarmıştır. Bu sanatsal yöntemle Doğu toplumlarındaki nazar ve bakış kavramlarını sorgulamıştır. Sanatçı, bu yolla toplumsal algı biçimlerini kendi tuvalinde derinlemesine tartışmaya açmıştır.
“İhlal” Sergisi ve Bedenin Nesneleştirilmesi
Ressamın 2005 yılında sanatseverlerin beğenisine sunduğu İhlal adlı sergisi, günlük gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde yer alan çocukların bu içeriklerde nasıl nesneleştirilip kimliksizleştirildiğini eleştirel bir bakış açısıyla sorgulamaktadır. Sanatçı, söz konusu düşünceden hareketle hazırladğı çocuk portrelerini çerçevesiz ve boş alanlar üzerine çizerek yan yana sergilemiştir. Bu özgün yerleşimle beraber bedenin nesneleşmesi sorununu cesurca izleyiciyle buluşturan ressam, çağdaş Türk resim sanatında kendine has üslubuyla varlığını sürdürmektedir.