Türk sanat dünyasının en renkli isimlerinden biri olan Altan Erbulak, 11 Kasım 1929 tarihinde Erzurum'da dünyaya gelmiş; karikatürden tiyatroya, gazetecilikten televizyon sunuculuğuna kadar uzanan çok yönlü yeteneğiyle Türkiye'de mizahın ve sahnenin seyrini değiştirmiştir. Subay bir babanın oğlu olarak Anadolu'nun farklı kentlerinde büyüyen usta sanatçı, keskin gözlemleri ve taklit yeteneği sayesinde gazete sayfalarından tiyatro sahnelerine kadar geniş kitlelere ulaşmayı başarmıştır.
Çizgilerden Sahneye Uzanan Düşsel Yolculuk
Erbulak'ın çocukluğu, babasının askeri görevleri nedeniyle kız kardeşi Bilgi ile Anadolu'nun farklı kentlerinde geçti. İlkokul yıllarını her sene başka bir okulda tamamlayan sanatçı, Bakırköy Ortaokulu'nu bitirdikten sonra Işık Lisesi'ne yazıldı. Lisede aradığı başarıyı bulamayınca Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne girdi ve Cemal Tollu atölyesinde beş sene eğitim gördü. Çeşitli sebeplerle okulunu yarım bırakarak askere giden ve onbaşı rütbesiyle vatani görevini yapan Erbulak, 1950'li yıllarda akademiyi tamamladı.
Karikatürle bağı çocuk yaşlarda kurulan ve çok yönlü yetenekleriyle tanınan sanatçının ilk çizimleri 1943'te Akbaba mizah dergisinde basıldı. Profesyonel çizgi kariyerine 1947'de Hergün gazetesinde adım atan sanatçı, aynı zamanda çizdiği 'Kibar Hırsız' ve 'Cafer ile Hürmüz' serileriyle büyük ün kazandı. Sonrasında Çocuk Haftası, Milliyet, Vatan, Akşam, Yeni Sabah gibi gazetelerde ve Tef, Markopaşa, Doğan Kardeş, Gırgır, Fırt, Gümgüm gibi dergilerde çizdi. 1946 ve 1989 yılları arasında 'Taş Arabası' ve 'Altanca' başlıklarıyla yazılar yazdı. Radyoda Orhan Boran'ın canlandırdığı Yuki'yi ve Taş Arabası'-nı dergi olarak da çizip yayımladı.
Dormen Tiyatrosu ve Sahne Aşkının Başlangıcı
Babasının emekli olup Bakırköy Kartaltepe Mahallesi Muhtarı olduğu dönemde genç Altan, banliyö treninde Münir Özkul, Sadri Alışık ve Altan Karındaş gibi isimlerle skeçler oynayarak komiklikler yapıyordu. Amatör olarak sahneye ilk kez 1955'te Cep Tiyatrosu'nun 'Bir Evlenme' oyunuyla adım attı. Aynı yıl Altan Aşkın ile evlendi ve bu evlilikten 1957'de kızı Ayşe Erbulak doğdu. Çift 1963 yılında evliliklerini noktaladı.
Haldun Dormen ile 1957'deki tanışmasının ardından Küçük Sahne'de 'Teyzesi' oyununda kel bir uşak rolünü üstlendi ve tiyatrodan bir daha kopamadı. 1958'de Yeni Sabah gazetesindeyken bir hafta boyunca Medrano Sirki'nde palyaçoluk yapıp bu anılarını 'Bir Başka Dünya' adıyla yazıp çizdi. 1962'de 'Ayı Masalı' oyununda tanıştığı Füsun Şahin (Füsun Erbulak) ile 21 Şubat 1964'te evlendi. Çiftin bu evliliğinden 20 Ekim 1975'te kızları Sevinç Erbulak dünyaya geldi. İkili bir ara boşanıp sonradan yeniden nikah masasına oturdu.
Çevre Tiyatrosu Dönemi ve Ekrana Taşınan Mizah
Profesyonel olarak Dormen Tiyatrosu'nda pek çok oyunda rol alan ve yönetmenlik yapan sanatçı, Münir Özkul Tiyatrosu'nda misafir oyuncu oldu. 1969'da 'Midas'ın Kulakları'-nda 'Berber Başı' oldu. Metin Serezli ile 1971-1979 yılları arasında kurduğu Çevre Tiyatrosu, ünlü ikilinin Beyoğlu-Şişli hattı dışında tiyatro açması yönüyle ülkede bir ilki temsil ediyordu. Bu sahne üzerinde 'Yüzsüz Zühtü' ve 'Deli Deli Kulakları Küpeli' oyunlarını başarıyla sergiledi. Teknik ekiple sabahlara kadar dekor yapardı. Tam bir teknoloji tutkunu olan Erbulak, en yeni cihazları tiyatroya kazandırırken, topluluğun kapanmasının ardından 1980'lerde farklı gruplarda çalışmalarına devam etti.
Televizyona aşık olan sanatçı TRT'ye 'Alıngan Gemisi' ve 'Deneme Televizyonu' programlarını yaptı. Bilen Şoför Kazanıyor programında moral hocasıydı. Yeşilçam'da 1962'ye kadar çok sayıda filmde rol alan sanatçının en sevdiği sinema oyuncusu Muhterem Nur'du. Özellikle 'Çitlenbik' filmindeki yoksul ve iyi yürekli köylü tiplemesiyle dikkat çeken Erbulak, Filiz Akın ve Gönül Yazar gibi yıldızlarla da çalıştı. İtalyan yapımı 'Yavru ile Katip' serisinde Katip karakterini seslendirirken, Yavru'yu Erol Günaydın seslendirdi. Venüs Tiyatrosu'nda 'Bit Yeniğimi?' oyununu sahnelerken, Aksaray Köşebaşı Tiyatrosu'nda 'Fehim Paşa Konağı'-nı yönetip Yedi Bela Rasim rolünü üstlendi. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nda 1986'da oynadığı 'Yanımdaki Yatak' adlı dramda ilk kez ciddi bir rol üstlenen sanatçı, seyircinin kendisine gülmemesinden büyük mutluluk duydu.
Usta çırak ilişkisini her zaman önemseyen alaylı oyuncu, 1961'de İlhan İskender ve 1982'de İsmail Dümbüllü ödüllerini kazandı. Öne çıkan ödüllerinden bazıları şunlardır:
- İlhan İskender Ödülü (1961)
- İsmail Dümbüllü Ödülü (1982-1983 Yılının En Başarılı Sanatçısı)
- Ekspres Altın Heykel - Yılın En İyi Erkek Tiyatro Sanatçısı Ödülü (1971)
