Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına uzanan tarihi süreçte önemli sorumluluklar üstlenmiş olan Ali Haydar Yuluğ, 1878 yılında İzmir'de doğmuştur. Mülkiye Mektebi'nden mezun olduktan sonra mülki idare basamaklarını hızla tırmanan Yuluğ, hem bürokraside hem de yasama organlarında kritik görevlerde bulunmuştur. İstanbul Valiliği, Ankara Şehreminiliği ve milletvekilliği gibi üst düzey makamları dolduran bu değerli devlet adamı, özellikle yerel yönetimler ile altyapı hizmetlerine yaptığı katkılarla hatırlanmaktadır. Ülkenin idari yapısının şekillendiği kritik bir dönemde görev yapan Yuluğ, yaşamı boyunca kamu düzeninin tesisi ve modern belediyecilik anlayışının yerleşmesi için yoğun çaba harcamıştır.
Mülkiye Mezuniyetinden Anadolu'nun Dört Bir Yanına Uzanan İdari Hizmetler
Mülkiye'den mezun olan Ali Haydar Yuluğ, mesleki kariyerine İzmir Vilayeti Maiyet Memurluğu ile başlamıştır. Bu başlangıç, onun parlak bürokrasi kariyerinin ilk adımı olmuştur. İdari yapıyı yerinde tanımak amacıyla Anadolu ve Trakya coğrafyasında yoğun bir mesai harcayan Yuluğ, şu bölgelerde kaymakamlık vazifesini üstlenmiştir:
- Seferihisar ve Foçateyn Kaymakamlığı
- Milas ve Nazilli Kaymakamlığı
- Çorlu Kaymakamlığı
İlçe yönetimindeki bu başarılı çalışmaları, önünü açmıştır. Kaymakamlık tecrübelerinin ardından Karadeniz bölgesine geçerek Trabzon-Canik Bölgesi 2. Sınıf Mülkiye Müfettişliği unvanıyla denetim faaliyetlerinde bulunmuştur. Devlet işleyişini yakından inceleyen tecrübeli idareci, merkez teşkilatında da önemli roller üstlenmiştir. Dahiliye Vekaleti Muhacirin ve Aşiret Şubesi Müdür Yardımcılığı görevinde bulunarak, göçmenlerin durumu ve aşiretlerin yerleşimi hususunda çalışmıştır. Bürokrasi kariyerini sancak mutasarrıflıkları ile taçlandıran Yuluğ; Antep, Urfa, Aydın, Isparta, Çatalca ve Bolu sancaklarında mutasarrıf sıfatıyla görev almıştır.
Cumhuriyet Dönemi Valilikleri ve Belediye Hizmetleri
Yetenekleri sayesinde Dahiliye Vekaleti Mahalli İdareler Umum Müdürlüğü ve 1. Sınıf Mülkiye Müfettişliği gibi üst düzey makamlara atanmıştır. Ülkenin farklı coğrafyalarında kazandığı birikimi valilik makamlarına taşıyan Yuluğ, sırasıyla Sivas ve İstanbul Valiliği görevlerini yürütmüştür. Özellikle 11 Nisan 1923 ile 8 Haziran 1924 tarihleri arasında yürüttüğü İstanbul Valiliği dönemi, kentin modernleşme sürecinde kritik bir virajı temsil etmektedir. Yaklaşık on dört ay süren bu valilik vazifesinde, kentin en büyük eksikliklerinden olan modern itfaiye teşkilatını kurmuş ve şehre hijyenik koşullarda hizmet verecek büyük bir mezbaha kazandırmıştır.
Bunun yanı sıra yeni kurulan cumhuriyetin başkentinde de büyük sorumluluk alan devlet adamı, Ankara Şehreminiliği görevini üstlenerek Ankara'nın kentsel gelişimine yön vermiştir. Ayrıca İstanbul Belediye İstimlak Encümeni Reisliği görevini yürüterek belediyecilik sahasındaki derin tecrübesini şehircilik faaliyetlerine aktarmıştır. Bu adımlar, modern şehircilik ilkelerinin Türkiye'de uygulanmasını kolaylaştırmıştır.
Siyasi Kariyeri, Aile Yaşamı ve Vefatı
İdari görevlerinin yanı sıra siyaset sahnesinde de etkin bir figür olan Ali Haydar Yuluğ, parlamenter sistemin her iki dönemine de tanıklık etmiştir. İlk parlamento deneyimini, 1912 Nisan-Ağustos döneminde Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Menteşe mebusluğu yaparak kazanmıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni rejimin inşasında da görev almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde gerçekleştirilen ara seçimlerle TBMM II. Dönem milletvekili olarak meclise girmiştir. Ara seçimlerle meclise giren Yuluğ, ardından yapılan genel seçimlerde de güven tazeleyerek TBMM III. Dönem İstanbul Milletvekili olarak yasama faaliyetlerine devam etmiştir. Milletvekilliği görevi, 19 Ocak 1930 tarihinde son bulmuştur. Hem Osmanlı Meclis-i Mebusanı hem de TBMM çatısı altında görev yaparak Türk parlamento tarihinin önemli isimleri arasında yerini almıştır.
Devlet işlerindeki disiplini ve çalışkanlığı ile tanınan Ali Haydar Yuluğ, özel yaşamında da örnek bir aile babası olarak bilinmektedir. Yuluğ, evli ve dört çocuk babasıydı. Hayatının son anına dek memleket meseleleriyle yakından ilgilenen tecrübeli siyasetçi ve bürokrat, 18 Eylül 1937 tarihinde İstanbul'da bulunan Cerrahpaşa Hastanesi'nde yaşama gözlerini yummuştur. Vefatının hemen ertesi günü Pertevniyal Valide Sultan Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından, kalabalık bir cemaat eşliğinde Edirnekapı Şehitliği'ndeki aile kabristanına defnedilmiştir. Geride bıraktığı temiz bürokrasi geçmişi ve yerel yönetimlere kazandırdığı eserler, onun adını Türk idari tarihine altın harflerle yazdırmıştır.
