Türk sanat dünyasının efsanevi isimlerinden Alev Sezer, 23 Nisan 1945 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Sanatçı, Ankara Devlet Konservatuvarı'ndaki yüksek tiyatro eğitiminin ardından hem sahnelerde hem de beyaz perdede sergilediği benzersiz performanslarla Türkiye'nin en sevilen oyuncularından biri haline geldi. Aynı zamanda 'Türkiye'nin en iyi sesi' unvanını kazanan usta aktör, efsanevi Hollywood yıldızlarına hayat vererek hafızalara kazındı. Alev Sezer, 3 Eylül 1997 tarihinde henüz 52 yaşındayken İstanbul'da hayata veda ederek arkasında derin bir boşluk bıraktı.
Ses Dergisi Yarışmasından Devlet Tiyatrolarına Uzanan Yolculuk
Gençlik yıllarında oyunculuğa büyük bir tutku besleyen Sezer, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümünden başarıyla mezun oldu. Eğitimini tamamladığı yıl, Ankara Devlet Tiyatrosu bünyesinde profesyonel oyunculuk kariyerine ilk adımını attı. Usta ismin yeteneği, kısa sürede dönemin prestijli yayın organlarının da dikkatini çekmeyi başarıdı. Nitekim 1970 senesinde Ses dergisi tarafından düzenlenen oyunculuk yarışmasında Ünsal Emre ile birlikte finale kalarak adını tüm ülkeye duyurdu. Bu önemli gelişme, genç sanatçının kariyerinde parlak bir dönemin kapılarını araladı. Sahne ışıkları ona çok yakışıyordu. Yetenekli oyuncu sahnede adeta devleşiyordu. Ankara'daki başarılı yılların ardından rotasını İstanbul'a çevirdi.
Sanatçı, 1981 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosu kadrosuna dahil olarak kariyerini farklı bir boyuta taşıdı. İstanbul'daki bu yeni dönemde sadece oyunculuk yapmakla kalmadı, kurum bünyesinde sergilenen pek çok tiyatro eserinde yönetmenlik koltuğuna da oturdu. Devlet tiyatrolarındaki yoğun mesaisinin yanı sıra sinema filmleri ve televizyon dizileri için de kamera karşısına geçen usta aktör, canlandırdığı her karaktere kendine has duruşu ve güçlü oyunculuk yeteneğiyle hayat vererek izleyicilerin beğenisini topladı.
Çok yönlü bir sanatçı olan Alev Sezer'in kariyerinde öne çıkan temel alanlar şunlardır:
- Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatroları'nda sürdürdüğü oyunculuk ve yönetmenlik çalışmaları,
- Sinema filmleri ile televizyon dizilerinde üstlendiği başarılı roller,
- TRT bünyesinde gerçekleştirdiği haber spikerliği hizmetleri,
- Bruce Willis ve Mel Gibson gibi efsanevi aktörlerin Türkiye'deki sesi olmasıyla taçlanan seslendirme kariyeri.
Hollywood Yıldızlarının Türkiye'deki Eşsiz Sesi
Alev Sezer, oyunculuktaki başarısının yanı sıra Türk dublaj tarihinin en parlak dönemlerine de damgasını vurdu. TRT televizyonunda bir dönem haber spikerliği de üstlenen sanatçı, asıl büyük şöhretini seslendirme odalarında kazandı. Özellikle ünlü Hollywood aktörü Bruce Willis'i seslendirmesi, onun Türk dublaj sanatında bir efsaneye dönüşmesini sağladı. Bruce Willis'in o dünyaca ünlü alaycı ve müstehzi tavrını kendi ses tonuyla kusursuz biçimde harmanlamayı başarıdı. O, kelimenin tam anlamıyla bir ses sihirbazıydı. Sanatçı ayrıca Mel Gibson'ın da Türkiye'deki değişmez sesi olmayı başarmıştı. Alev Sezer hayatta olduğu müddetçe, Bruce Willis ve Mel Gibson karakterlerini onun haricinde hiçbir seslendirme sanatçısı konuşmadı. Onun vefatının ardından ise bu iki dünya yıldızının Türkçe sesleri ekranlarda sıklıkla değişmek zorunda kaldı. Usta sanatçının özellikle 1980'li yıllarda TRT çatısı altında gerçekleştirdiği seslendirme çalışmaları, Türk televizyon tarihinin unutulmaz klasikleri arasına girdi.
Mikrofon başındaki olağanüstü hakimiyeti ve karakterlerin duygusal geçişlerini ses tonuyla izleyiciye doğrudan aktarabilme yeteneği sayesinde, yer aldığı her dublaj çalışmasında adından övgüyle söz ettiren bir sanatçı olmayı başarıdı.
Erken Veda ve Sanat Dünyasındaki Mirası
Türk sanat dünyasında derin izler bırakan Alev Sezer'in hayatı, ani bir sağlık sorunu sebebiyle beklenmedik bir şekilde yarım kaldı. Kronikleşen kusma ve ishal şikayetleri nedeniyle acil olarak hastaneye kaldırılan usta oyuncu, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. 3 Eylül 1997 tarihinde, henüz elli iki yaşındayken aramızdan ayrılan Sezer, sevenlerini yasa boğdu. Büyük ustanın cenazesi, İstanbul'un tarihi Teşvikiye Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından dualarla uğurlandı. Naaşı, Türk sanat dünyasından pek çok ismin de ebedi istirahatgahı olan Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Ondan geriye unutulmaz tiyatro sahneleri, spikerlik anıları ve hafızalardan silinmeyen o muazzam ses tonu kaldı. Onun yeri asla dolmayacak. Türkiye onu her zaman sevgiyle anacak.
