10 Mayıs 1970 tarihinde Fatma ve Hüseyin Şık çiftinin evladı olarak Adana'da dünyaya gelen Ahmet Şık, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine ve basın dünyasına damga vurmuş önemli bir gazeteci, yazar ve siyasetçidir. Kökeni Antalya'nın Kumluca ilçesine dayanan Şık, Bülent ve Uğur adlarında iki kardeşe sahiptir. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü tamamladıktan sonra meslek hayatına henüz üniversite sıralarındayken adım atmıştır. Milliyet gazetesinde stajyer muhabir olarak başladığı bu yolda, gerçeğin peşinden gitmeyi her zaman öncelik edinmiştir.
Gazetecilik Yılları ve Mesleki Mücadeleleri
Ahmet Şık, 1991 ile 2007 yılları arasında farklı medya organlarında görev yaparak gazetecilik mesleğini sürdürmüştür. Bu süreçte çalıştığı başlıca yayın organları ve haber ajansları şunlardır:
- Cumhuriyet, Evrensel ve Yeni Yüzyıl gazeteleri (muhabir)
- Nokta dergisi (muhabir)
- Reuters haber ajansı (foto muhabir)
Bu kuruluşlarda görev alan Şık, pek çok kritik gelişmeyi yerinde takip etmiştir. 2005 yılında Radikal gazetesinde çalışmaktayken Doğan Grubu'na yönelik açtığı alacak davası sebebiyle işine son verilmiştir. Ardından çalışmaya başladığı Aktüel dergisindeki görevinden de benzer hukuki gerekçeler öne sürülerek uzaklaştırılmıştır.
Gazetecilik kariyeri boyunca sansasyonel ve toplumsal bellekte iz bırakan işlere imza atan Şık, Nokta dergisinde yayımlanan röportajları ve yazıları nedeniyle yargılanmıştır. Hrant Dink suikastının ardından kaleme aldığı "Asker İç Güvenlikten Elini Çekmeli" başlıklı mülakat ile Hayata Dönüş Operasyonu sonrasında sağ kurtulan Münevver Köz ile yaptığı "Bayrampaşa'da O Gün" söyleşisi nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinden hakim karşısına çıkmış, ancak bu yargılamalardan beraat etmiştir. Meslektaşı Ertuğrul Mavioğlu ile kaleme aldığı iki önemli araştırma kitabı olan Kontrgerilla ve Ergenekon'u Anlama Kılavuzu ile Ergenekon'da Kim Kimdir? eserleri nedeniyle de "Ergenekon Soruşturması'nın gizliliğini ihlal" iddiasıyla yargılanmış, 13 Mayıs 2011'de bu davadan da aklanmıştır.
Cezaevi Süreci ve "İmamın Ordusu" Kitabı
Türkiye'nin adalet ve basın özgürlüğü tartışmalarında dönüm noktalarından biri olan 3 Mart 2011 tarihinde Ahmet Şık, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştır. Evinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki odasında arama yapılan Şık, polis eşliğinde evinden çıkarıldığı esnada hafızalara kazınan "Dokunan yanar" çığlığını yükseltmiştir. Bu operasyonun, Fethullah Gülen Cemaati'nin emniyetteki örgütlenmesini anlatan ve hazırlık aşamasında olan İmamın Ordusu adlı çalışması sebebiyle yapıldığını avukatı Bülent Utku aracılığıyla paylaşmıştır.
Gözaltı sürecinin ardından sevk edildiği mahkemece 6 Mart 2011'de "Ergenekon terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla tutuklanarak gazeteci Nedim Şener ile birlikte Metris Cezaevi'ne gönderilmiştir. Yaklaşık bir yıl cezaevinde kalan Şık, 12 Mart 2012'de özgürlüğüne kavuşmuştur. Cezaevinden tahliyesinin hemen ardından yaptığı sert açıklamalar nedeniyle özel yetkili savcı Muammer Akkaş tarafından kendisine "kamu görevlilerine görevinden dolayı hakaret ve tehdit" suçlamasıyla yeni bir dava açılmış, ancak 8 Kasım 2017'de bu davadan da beraat etmiştir.
Meclis Sıralarına Uzanan Siyaset Yolculuğu
Basın ve araştırma kulvarındaki mücadelesini siyasi arenaya taşımaya karar veren Ahmet Şık, 2018 genel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) bünyesinde milletvekili adayı olmuştur. Seçimlerin ardından İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girmeye hak kazanmıştır. Parlamentodaki görev süresi devam ederken, 4 Mayıs 2020 tarihinde partisinden istifa ettiğini duyurmuştur. Siyasi faaliyetlerini sürdürmek amacıyla 19 Nisan 2021 tarihinde Türkiye İşçi Partisi'ne (TİP) katılım sağlamıştır.
Aktif olarak TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeliğini yürüten Şık, siyasi kimliğini ve dünya görüşünü de açık yüreklilikle ifade etmiştir. Avrupa Parlamentosu bünyesinde gerçekleştirdiği bir hitabında kendisini "Ben aşırı laik veya kökten Kemalist değilim" diyerek tanımlamıştır. Ayrıca bir yazısında da liberal olmadığını, fakat sosyalist olduğunu belirtmiştir.
