Türkiye'nin en saygın dermatologları arasında kabul edilen Ermeni asıllı tıp insanı Agop Kotoğyan, 21 Kasım 1937'de İstanbul'da dünyaya geldi. Tıp dünyasında "Kolsuz Agop" lakabıyla tanınan ünlü hekim, ömrünü cilt hastalıklarının tedavisine ve akademik çalışmalara adadı. Bu değerli bilim insanı, 13 Şubat 2018 tarihinde yine doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Kendisi büyük bir azmin simgesiydi. Çocukluğunda geçirdiği ağır bir kaza sonrasında tek koluyla tıp dünyasının zirvesine tırmanmayı başardı.
Zorluklarla Dolu Çocukluk ve Gençlik Yılları
Kotoğyan'ın babası Kirkor Bey, Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinden gelen bir Ermeni Kırımı yetimlerindendi. Annesi Makruhi Hanım ise Yozgat'ın İğdere köyünde doğmuştu. Aile, 1938 yılında İstanbul'a göç ederek Samatya semtine yerleşti. Ailenin ilk çocuğu olan Agop, eğitim hayatına Sahakyan Nunyan Ermeni İlkokulu bünyesinde adım attı. İlkokulu 1952 yılında başarıyla tamamladı. Mezuniyetinin ardından çalışmaya başladığı gümüş atölyesinde, elini trajik bir kaza sonucu makineye kaptırdı. Gelişen kangren nedeniyle doktorlar, küçük Agop'un kolunu omuz hizasından kesmek zorunda kaldı. Bu büyük yıkım onu durdurmadı. Yaşama tutunarak eğitimine Bezciyan Ermeni Ortaokulu çatısı altında devam etme kararı aldı. Ortaokulu bitirdikten sonra lise öğrenimini Getronagan Ermeni Lisesi bünyesinde başarıyla tamamladı. Gençlik yıllarında futbola ilgi duyan Kotoğyan, mahalli takımlarda oynadı. Samatya Gençler Kulübü'nün kadrosunda yer alarak yeşil sahalarda ter döktü. Futbol tutkusunu üniversite yıllarında da sürdürdü.
Tıp Eğitiminde Birincilik ve Akademik Yükseliş
1957 yılında adım attığı İstanbul Tıp Fakültesi'ni 1963 senesinde okul birincisi olarak tamamladı. Fakültede kadro bulunmaması sebebiyle 1963 ile 1964 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği bünyesinde herhangi bir ücret almadan, tamamen gönüllü olarak görev yaptı. 1964 yılına gelindiğinde, Cerrahpaşa Hastanesi Deri Hastalıkları ve Frengi Kürsüsü'nün kadroya alınan ilk asistanı olma unvanını elde etti. "Dermatitis Herpetiformis" başlıklı uzmanlık teziyle 1967 yılında deri ve zührevi hastalıklar alanında resmen uzman hekim unvanına kavuştu. Üniversite yönetimi tarafından 1969 senesinde Almanya'ya gönderilen Kotoğyan, yalnızca dört ay gibi son derece kısa bir sürede bu dili öğrenerek Hamburg Saar Üniversitesi Dermatoloji Kliniği'nde akademik faaliyetlerine başladı. Buradaki bilimsel çalışmalarında ağırlıklı olarak malign melanom vakalarının klinik ve histopatolojik incelemeleri üzerine yoğunlaştı. Aynı üniversitenin bünyesinde bulunan alerji ve histoloji bölümlerinde de çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Klinikte sergilediği üstün başarılar dolayısıyla, Alman Üniversite Kurulu'nun resmi talebi üzerine okulda kalma süresi bir sene daha uzatıldı.
Yurda Dönüş ve Uluslararası Başarılar
Almanya'daki başarılı çalşmalarının ardından 1972 senesinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesindeki görevine geri döndü. Ülkesine dönmesinin hemen ardından, 1973 senesinde doçentlik unvanını kazanarak akademik basamakları tırmanmaya devam etti. 1979 yılına gelindiğinde ise hazırladığı "Akne Vulgaris Vakalarında İmmunolojik Araştırmalar" isimli profesörlük teziyle profesörlük makamına yükseldi. Almancadan sonra kendi kişisel çabalarıyla Fransızca ve İngilizce dillerini de ileri düzeyde konuşacak şekilde öğrendi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesindeki akademisyenlik görevini, emekli olduğu 2004 yılına kadar başarıyla devam ettirdi. Kariyeri boyunca cilt hastalıkları alanında iki önemli kitaba ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış üç yüzden fazla makaleye imza attı. Tıp dünyasındaki birikimini paylaşmak amacıyla dünyanın birçok farklı ülkesinde dersler ve konferanslar verdi. Yabancı ülkelerden gelen teklifleri vatan sevgisi nedeniyle her zaman geri çevirmeyi tercih etti. Kotoğyan, bu duruşunu şu sözlerle açıklamıştı: "Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak, hatta vatan uğruna ölmeyi göze almak demektir."
