İçeriğe Atla
Afife Jale fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Afife Jale Kimdir?

İlk Türk kadın tiyatro oyuncusu Afife Jale, 1902 yılında İstanbul'da doğdu. Tiyatro aşkı uğruna büyük bedeller ödeyen sanatçı, sahnede çığır açtı.

Diğer adlar: Jale

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Afife Jale Hakkında

Türk sanat dünyasında kadının sahneye çıkışının öncüsü olan Afife Jale, 1902 yılında İstanbul'un Kadıköy semtinde doğmuş ve Müslüman kadınların sahne almasının yasak olduğu karanlık bir dönemde tiyatro aşkı için tüm hayatını feda etmiştir. Genç yaşında kalbinde büyüttüğü oyunculuk tutkusuyla 1918 yılında Darülbedayi sınavını kazanan cesur sanatçı, dönemin ağır baskılarına ve toplumsal engellerine rağmen 1920 senesinde Apollon Tiyatrosu'nda ilk kez seyirci karşısına çıkarak Türk tiyatrosunda silinmez bir iz bırakmıştır.

Sahnede Yükselen İlk Çığlık ve Darülbedayi Yılları

Orta halli bir ailenin evladı olan genç Afife, Dr. Sait Paşa'nın torunu ve Hidayet Bey'in kızıdır. İstanbul Kız Sanayi Mektebi sıralarında eğitim alırken aklı ve ruhu tamamen tiyatroyla doludur. Sahneye çıkma hayaliyle yanıp tutuşan genç kız, 1918 yılında Darülbedayi'nin açtığı sınavlara katılarak stajyer kadrosuna kabul edilir. O dönem Müslüman kadınların sahneye adım atması kesinlikle yasaktır. Darülbedayi bünyesine alınan diğer genç kızlar baskılara dayanamayarak tiyatroyu bırakır. Ancak Afife ve yakın arkadaşı Refika, tüm olumsuzluklara karşı mücadele etmeyi seçer. Refika sahne gerisinde suflör olarak görev alırken, Afife ise büyük bir sabırla provalara devam eder.

Uzun süren bekleyişin ardından tarihi fırsat 1920 yılında kapısını çalar. Darülbedayi, Hüseyin Suat'ın kaleme aldığı Yamalar isimli oyunu sahneye koymaya hazırlanmaktadır. Oyundaki Emel rolünü üstlenen Eliza Benemenciyan Paris'e gidince, rolü canlandıracak bir kadın sanatçı aranır. Topluluktan ayrılan oyuncunun yerini doldurmak amacıyla seçilen Afife, tiyatro sahnelerinde fırtınalar estirecek olan Jale sahne ismiyle Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda ilk kez seyirci karşısına çıkarak adını tarihe yazdırmıştır. Bu büyük adım, Türk tiyatro tarihinin en cesur devrimlerinden biridir. Fakat bu cesaretin bedeli ağır olur. İlk gösterinin ardından tiyatro salonunu basan zaptiyeler yöneticilere sert uyarılarda bulunur.

Genç sanatçı, ilk başarısının ardından sahne aldığı Tatlı Sır ve Odalık oyunları sırasında da polis baskınlarıyla karşılaşmaya devam eder. İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan sert bir genelgeyle Müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkması tamamen yasaklanmıştır. Polisler tarafından tutuklanmak istenen Afife, meslektaşlarının yardımıyla kimi zaman arka bahçeden kimi zaman ise makine dairesinden kaçırılarak kurtulur. Sokakta yürürken yakalanıp karakola götürüldüğünde, inançlarını ve milli kimliğini unutmakla suçlanarak ağır muamelelere maruz kalır. Aile cephesinde de durum farksızdır; babası Hidayet Bey kızının tiyatrocu olmasını kesinlikle reddeder ve onu evlatlıktan siler. Sanatı uğruna baba evini terk eden genç kadın, artık hem kimsesiz hem de tamamen korumasız bir hayatın ortasındadır.

Dahiliye Nezareti'nin emri doğrultusunda belediyenin gönderdiği resmi bir bildiriyle Darülbedayi'deki görevine son verilen Afife, tamamen parasız kalır. Sanatçı için karanlık günler başlar. Bu zorlu ve güvencesiz dönemde yaşadığı şiddetli baş ağrıları, zaten yıpranmış olan sinir sistemini tamamen altüst eder. Tedavi ve ağrı kesici amacıyla hayatına giren Suriyeli bir eczacının uyguladığı morfin enjeksiyonları, ne yazı ki genç kadını ömrünün sonuna kadar yakasını bırakmayacak olan çok ağır ve geri dönüşü olmayan bir bağımlılık sarmalına sürüklemiştir. Yıllar sonra Anadolu turnelerine çıkarak yeniden sahne alsa da, bozulan sağlığı ve uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle tiyatroyu tamamen bırakmak zorunda kalır.

Fırtınalı Bir Aşk ve Melankolik Melodiler

Tiyatrodan uzak kaldığı bu hüzünlü dönemde, 1928 yılında Kuşdili çayırındaki bir konserde tambur üstadı Selahattin Pınar ile tanışır. Aralarındaki derin sevgi, 1929 yılında evlilikle taçlanır ve Fatih semtindeki bir apartman dairesinde birlikte yaşamaya başlarlar. Evliliklerinin ilk yılları, geçmişte ıskaladıkları tüm güzellikleri yaşama çabasıyla dolu, son derece mutlu bir çocuk oyunu gibidir. Birlikte şiirler yazıp bahçede enginar yetiştirirler. Selahattin Pınar'ın ezgileri ise Afife'nin ruhunu iyileştirmeye çalışır. Selahattin Pınar, eşine duyduğu bu büyük aşkla "Nereden Sevdim O Zalim Kadını" ve "Huysuz ve Tatlı Kadın" gibi Türk müziğinin en nadide eserlerini besteler.

Ancak bu rüyâ gibi günler, Afife'nin morfin bağımlılığının pençesinden kurtulamaması sebebiyle kısa sürede son bulur. Güzel günler çok kısa sürer. Eşinin durumunu fark eden Selahattin Pınar, onu bu karanlıktan kurtarmak için çırpınsa da tüm çabaları karşılıksız kalır. Eşini uçurumun kenarından çekip almaya çalışırken kendisi de bağımlılığın eşiğine gelen sanatçıya, Afife daha fazla zarar vermek istemez. Kendi yıkımının sevdiği adamı da mahvetmesini engellemek amacıyla ondan ayrılmayı talep eder. Bu acı dolu çırpınışların ardından çift, 1935 yılında yollarını resmen ayırmak zorunda kalır.

Hüzünlü Son ve Ölümsüzleşen Bir Sanat Efsanesi

Ayrılığın ardından parklarda sabahlayan ve aşevlerinde karnını doyururken eski eşinin arkasından bestelediği hüzünlü şarkıları taş plaktan dinleyerek gözyaşı döken Afife, hayatının son dönemini Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde geçirmiştir. Henüz 39 yaşındayken, 24 Temmuz 1941 günü hayata gözlerini yuman bu büyük sanatçının cenazesine ne yazı ki sadece dört kişi katılmıştır. Vefatı gazetelerde haber dahi olmayan Afife Jale, Türk kadınının sahnede özgürce var olabilmesi adına kendi canını feda eden unutulmaz bir efsane olarak tarihe geçmiştir.

Onun cesaret dolu yaşamı ve sanata olan tutkusu, sonraki yıllarda Türk kültür dünyasında hak ettiği saygıyı bulmuştur. Yaşam öyküsü hem sinema perdesine hem de tiyatro sahnelerine taşınarak gelecek nesillere aktırılmıştır. Onun anısını yaşatan önemli kültürel çalışmalar şunlardır:

  • Şahin Kaygun yönetmenliğinde, Müjde Ar ve Tarık Tarcan'ın başrollerini üstlendiği Afife Jale sinema filmi
  • Nezihe Araz'ın yazdığı, Kenan Işık'ın yönettiği ve İstanbul sahnelerinde sergilenen biyografik tiyatro oyunu
  • Yapı Kredi Sigorta tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve tiyatro dünyasının en saygın ödülleri arasında yer alan Afife Tiyatro Ödülleri

Afife Jale'nin kaybıyla derin bir yasa boğulan Selahattin Pınar, ömrünün sonuna dek bu büyük aşkın acısını yüreğinde taşımıştır. Ünlü besteci, 6 Şubat 1960 tarihindeki vefatına kadar ona ithafen unutulmaz eserler üretmeye devam ederek aşkını ölümsüz kılmıştır. Günümüde Afife Jale ismi, tiyatro sahnesine adım atan her Türk kadınının attığı cesur adımda yaşamaya devam etmektedir.

İlgili Kişiler

Meslek, coğrafya, dönem ve ilgi alanı benzerliğine göre önerilen profiller.

Benzerlik skorları meslek, coğrafya, dönem ve Wikidata bağlantılarına göre otomatik hesaplanır.