Elazığ'ın Ağın ilçesine bağlı Ayvacık (Kopinik) köyünde 1855 yılında dünyaya gelen Abdullah Lütfi Dayıoğlu, Türk eğitim tarihine yenilikçi metotlarıyla yön veren önemli bir yazar ve muallimdir. Bölgede daha çok Tahtasız Hoca lakabıyla tanınan eğitimci, zorlu bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Henüz dokuz yaşındayken babası Molla Halil ile annesini kaybederek yetim kalmıştır. Erken yaşta yaşadığı bu büyük kayba rağmen kendini yetiştirmekten asla vazgeçmemştir. Gençlik yıllarında vatan savunmasında da aktif görev alarak 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na gönüllü sıfatıyla katılmıştır. Hayatı boyunca Anadolu ve Rumeli'nin dört bir yanında cehaletle savaşan aydın, Türk eğitiminde devrim niteliğinde adımlar atmıştır.
Zorlu Coğrafyalarda Eğitime Adanmış Bir Ömür
Abdullah Lütfi Dayıoğlu, mesleki yaşamı boyunca adeta bir seyyah gibi farklı coğrafyalarda görev yapmıştır. Öğretmenlik kariyeri boyunca rüştiye mekteplerinde ve çeşitli okullarda dersler vermiştir. Bu kapsamda hizmet sunduğu şehirler şunlardır:
- Yanya, Bursa ve Mardin
- Diyarbakır, Hakkâri ve Kemaliye
- Ağın, Harput, Arapgir ve İstanbul
Farklı kültürleri tanıma imkanı bulan muallim, dil öğrenimine de büyük önem vermiştir. Ağın ve Kemaliye'de bulunduğu dönemlerde, yöredeki Ermeni Kilisesi'nde vazife yapan papazlardan Fransızca dersleri almıştır. Batı dilinin yanı sıra, doğu kültürünün temelini oluşturan Farsça ve Arapçayı da ileri düzeyde öğrenmiştir. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra dini hizmetlerde de bulunmuştur. Bu doğrultuda İzmit, Diyarbakır ve Mamuret-ül Aziz'in çeşitli köylerinde imamlık vazifesini yerine getirmiştir. Sosyal ve kültürel faaliyetlerden uzak durmayan aydın, İstanbul'da bulunduğu süre boyunca şehirdeki tiyatro oyunlarını yakından izlemiş, sahne sanatlarına büyük bir ilgi duyarak bu alandaki gelişmeleri de yakından takip etmiştir.
Osmanlıca Öğretiminde Reform ve Harf Devrimi Arayışları
Muallimlik yaptığı yıllarda, Arap harfleriyle yazılan Osmanlı Türkçesinin öğrenilmesindeki zorlukları bizzat gözlemlemiştir. Bunun üzerine okuma yazma sürecini kolaylaştıracak yenilikçi bir alfabe sistemi tasarlamıştır. Bu sistemde mevcut Arap alfabesinin yapısını bozmadan, seslerin daha net kavranmasını hedeflemiştir. Osmanlıcadaki çok sesli harflerin yarattığı karışıklığı önlemek amacıyla, Latin alfabesindeki gibi her sese özel harfler üretmiştir. Yeni metodunu ders verdiği rüştiye mekteplerinde deneyerek çocukların çok daha hızlı okuma yazma öğrendiğini tespit etmiştir. Bu özgün çalışmasını geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla Osmanlıca Elifba isimli bir eser kaleme almıştır. Fikirlerini devlet erkânına sunmak amacıyla defalarca İstanbul'a giderek Padişah ve bürokratlarla görüşme yollarını aramıştır. Ne var ki bu girişimleri sonuçsuz kalmış, başkentten eli boş dönmüştür. Yılmadan mücadelesini sürdüren yazar, 1904 senesinde hazırladığı metotları ve kitapları Maarif Nezareti'ne takdim etmiştir. Fakat bu başvurusunda da eserinin basılması için gerekli olan resmi ruhsatı almayı başaramamıştır. Karşılaştığı tüm engellere karşın pes etmeyerek çalışmalarını sürdürmüştür. Bu kapsamda, yeni yöntemini detaylandıran Tertib ve Elifba-yı Hamidiye adlı yeni bir kitap hazırlamıştır. Büyük çabalar sonucunda bu çalışmanın basımı ve dağıtımı için gerekli yasal izinleri ancak 1908 yılında koparabilmiştir.
Eğitim Dünyasındaki Yankıları ve Aldığı Ödüller
Abdullah Lütfi Efendi'nin ortaya koyduğu bu yenilikçi eğitim hamlesi, dönemin önemli entelektüellerinin de dikkatinden kaçmamıştır. Ünlü yazar Peyami Safa, onun bu çalışmaları hakkında İçtihat Dergisi'ne oldukça detaylı bir telgraf çektiğini aktarmıştır. Safa, muallimin eski harfleri koruyarak kurguladığı bu pratik sistem sayesinde binlerce çocuğun kısa sürede okuma yazma öğrendiğini vurgulamıştır. Ayrıca, muallimlik vazifesini yürüttüğü Keban ilçesinde o dönem görev yapmakta olan Kaymakam Şükrü Bey de Abdullah Lütfi Efendi'nin hazırladığı yeni alfabenin son derece yenilikçi ve kolaylaştırıcı bir yapıya sahip olduğunu belirtmiştir. Eğitim alanında gerçekleştirdiği bu önemli atılımlar devlet düzeyinde de takdir görmüştür. Hizmetlerinden ötürü geçmiş yıllarda prestijli Maarif Nişanı ile onurlandırılmıştır. Cumhuriyet döneminde de unutulmamış, 1927 ve 1929 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Fazilet Mükafatı ile ödüllendirilen Abdullah Lütfi Efendi, 1931 yılında doğduğu topraklar olan Ağın'da hayata gözlerini yummuştur.