Türkiye'de modern astronominin kurumsallaşmasında öncü rol üstlenen Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak, Türk bilim dünyasına silinmez izler bırakmış seçkin bir gökbilimci ve akademisyendir. 1925 senesinde Kayseri ilinin Pınarbaşı ilçesinde dünyaya gözlerini açan Kızılırmak, yaşamını gökyüzünün gizemlerini çözmeye ve bu alanda akademik altyapıyı inşa etmeye adamıştır. Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği bu değerli bilim insanı, 4 Aralık 1983 tarihinde İzmir'de hayata gözlerini yumuştur. Kariyeri boyunca hem Ege Üniversitesi bünyesinde astronomi kürsüsü ile gözlemevinin kurulmasına büyük katkılar sunarak öncülük etmiş hem de Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi'nin ilk kurucu dekanlığı görevini üstlenmiştir. Kendisi yalnızca akademik başarılarıyla değil, aynı zamanda bilim dilinin Türkçeleştirilmesi yönündeki kararlı çabalarıyla da tanınmaktadır. Astronomi camiasında bıraktığı kalıcı miras, günümüzde de genç nesillerin yolunu aydınlatmayı sürdürmektedir.
Akademik Yolculuk ve İlk Yıllar
Abdullah Kızılırmak, temel eğitimini tamamladıktan sonra yükseköğrenimini sürdürmek üzere Ankara'ya gitmiştir. Genç yaşta adım attığı Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi, onun bilimsel kariyerinin ilk temel taşlarını döşemiştir. Matematik-Astronomi lisans eğitimini 1947'de bitirdi. Mezuniyetinin ardından öğretmenliğe başladı. 1947 ile 1952 yılları arasında ortaöğretim kurumlarında matematik ve astronomi öğretmenliği görevlerini üstlenmiştir. Öğretmenlik yaptığı beş yıllık dönem boyunca matematik ve uzay bilimlerini yeni nesillere aktarmak için çaba göstermiştir. 1952 yılında asistanlığa başladı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesinde başladığı asistanlık görevi, onun akademik geleceğini şekillendirmiştir. Akademik araştırmalarını sürdürdüğü asistanlık dönemi, onun ileride gerçekleştireceği büyük projelerin habercisi niteliğindeydi. Araştırmalarına büyük bir titizlikle devam eden Kızılırmak, 1957 yılında aynı üniversitede astronomi alanında doktora derecesini başarıyla almıştır. Doktora çalışması astronomi alanındaydı. 1960 senesinde doçent unvanını aldı. Akademik çevrelerde gösterdiği üstün gayret, onun kısa sürede doçentlik kadrosuna yükselmesini sağlamıştır. Ankara Üniversitesi'ndeki verimli çalışma dönemi, İzmir'deki kurucu adımlarının en büyük hazırlayıcısı olmuştur.
Kurucu Rolü ve Kurumsallaşma Hamleleri
Doçentlik unvanını almasının ardından çalışmalarını derinleştiren akademisyen, 1963 senesinde Ege Üniversitesi Fen Fakültesi kadrosuna atanmıştır. İzmir'e gelişi, bölgedeki astronomi çalışmalarının çehresini tamamen değiştirecek büyük adımların başlangıcı olmuştur. Ege Üniversitesi'ne adım attığı o ilk yılda, fakülte bünyesinde Astronomi Kürsüsü'nün kurulmasını sağlamıştır. Bununla da yetinmeyerek, gökyüzü gözlemlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için Ege Üniversitesi Gözlemevi'ni kurmuştur. Kuruluşuna liderlik ettiği bu gözlemevi, dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen Türkiye'nin en aktif uzay gözlem merkezlerinden biri olmuştur. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi'nde görev yaparken, bilimsel araştırmalarının uluslararası standartlara ulaşması için gayret göstermiştir. Onun kurduğu gözlemevi, gökbilim alanında uzmanlaşmak isteyen araştırmacılar için önemli bir buluşma noktası olmuştur. Kızılırmak'ın kurucu vizyonu, sadece Ege Bölgesi ile sınırlı kalmamış, Doğu Anadolu'ya da uzanmıştır. Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi'nin kuruluş aşamasında kritik görevler alan seçkin gökbilimci, buranın kurucu dekanlığını da üstlenerek bölgenin bilimsel gelişimine katkıda bulunmuştur. Fırat Üniversitesi'ndeki kurucu dekanlık görevi ise onun idari yeteneklerinin ve teşkilatçı yapısının açık bir göstergesidir. Doğu Anadolu'daki bilimsel gelişime yön veren bu fakülte, onun dekanlık vizyonu sayesinde sağlam temeller üzerinde yükselmiştir.
Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak'ın Türk yükseköğrenimine ve bilim dünyasına kazandırdığı başlıca kurumlar şunlardır:
- Ege Üniversitesi Astronomi Kürsüsü
- Ege Üniversitesi Gözlemevi
- Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi (Kurucu Dekanlık)
Türkçe Hassasiyeti ve Ölümsüz Mirası
Abdullah Kızılırmak, hem bilim çevrelerinde hem de sosyal hayatında dile verdiği önemle tanınan saygın bir şahsiyetti. Bilim dilinin Türkçe olması gerektiğine inanan gökbilimci, eserlerinde ve derslerinde bu konudaki duruşunu daima korumuştur. Onun dile olan bu bağlılığı, yabancı dildeki kavramların Türkçeleştirilmesini sağlamış ve camiaya yepyeni terimler kazandırmıştır. Gökbilim camiasına kazandırdığı sayısız Türkçe terim sayesinde yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulan Türk astronomi literatürü, onun attığı sağlam adımlarla çok daha zengin bir yapıya kavuşmuştur. Bilim insanının vefatı İzmir'de gerçekleşti. Bilim dünyasına sunduğu eşsiz hizmetler sebebiyle, vefatından tam 13 yıl sonra TÜBİTAK Hizmet Ödülü'ne layık görülmüştür. Ölümünün ardından çeşitli yerlerde anıldı. Bornova Belediye Meclisi tarafından 7 Aralık 2011 tarihinde oy birliğiyle alınan anlamlı kararla, Mevlana Toplum ve Bilim Merkezi'nde yer alan çok amaçlı salona değerli bilim insanının adı verilerek hatırası ölümsüzleştirilmiştir. Onun adı Bornova'da yaşatılmaktadır.
