Osmanlı İmparatorluğu'nun son demlerinde batılılaşma fikrinin en radikal savunucularından biri olan yazar, hekim, şair, çevirmen ve siyasetçi Abdullah Cevdet, 1869 senesinde Arapkir topraklarında dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca II. Abdülhamit yönetimine muhalif bir duruş sergileyen ve Jön Türkler hareketinin kurucu çekirdeğinde yer alan bu aydın, Osmanlı entelektüel dünyasında derin izler bıraktı. Yaşamının sonuna kadar fikir üretmekten geri durmayan Cevdet, 1932 yılında İstanbul'da vefat etti. Fikirleri, mücadeleleri ve kaleme aldığı yetmişi aşkın eseriyle hem Osmanlı'nın son döneminin hem de Cumhuriyet tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri olmayı başardı.
Askeri Okul Yılları ve Cemiyetin Temelleri
Elhac Ömer Efendi'nin oğlu olan Abdullah Cevdet Karlıdağ, askeri disiplinle yoğrulan bir eğitim hayatı geçirdi. İlk ve ortaöğrenimini askeri okullarda tamamladıktan sonra yükseköğrenimini ünlü Kuleli Askeri Okulu'nda gördü. Mezuniyetinin ardından hekimlik mesleğine adım atarak Gülhane Hastanesi kadrosuna atandı. Doktorluk mesleğini icra etmek üzere İstanbul, Ankara ve Diyarbakır gibi farklı şehirlerde görev yaptı. Ancak sarayın baskıcı yönetimine karşı duyduğu rahatsızlık onu sürekli aktif bir muhalefete sevk ediyordu.
Nihayetinde siyasi faaliyetleri nedeniyle Trablus eyaletine sürgüne gönderildi. Sürgün gittiği bu topraklarda tıp çalışmalarına ara vermeden devam eden hekim, aynı zamanda ilerleyen yıllarda İmparatorluğun kaderini belirleyecek olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ilk tohumlarını atıyordu.
Avrupa Sürgünü, Gazetecilik ve Viyana'daki Tokat Vakası
Trablus'taki görev koşullarından memnun kalmayan hekim, 1897 yılında radikal bir kararla önce Fransa'ya, ardından da İsviçre'nin Cenevre kentine kaçtı. Cenevre'de muhalif Jön Türk çevreleriyle temaslarını sıklaştırdı. Burada dava arkadaşları İshak Sükuti ve Tunalı Hilmi ile birlikte Osmanlı gazetesini çıkararak neşriyat hayatına atıldı. Gazetede kaleme aldığı sert eleştiriler padişah II. Abdülhamit'in kulağına kadar gitti ve sarayda büyük endişe yarattı.
Padişah, bu kalemi susturabilmek için Cevdet'e Viyana elçilik doktorluğunu teklif etti. Bu teklifi kabul eden yazar, karşılığında Trablus'ta zindanda tutulan bazı siyasi mahkumların serbest bırakılmasını sağladı. Ancak Viyana'daki görevi uzun sürmedi. Büyükelçi Mahmut Nedim ile yaşadığı bir tartışma esnasında elçiye tokat atması üzere 1903 yılında görevinden alındı. Bu olay onun Avusturya'dan sınır dışı edilmesine yol açtı.
Sınır dışı edildikten sonra yeniden Cenevre'ye dönen yazar, burada fikir dünyasının en büyük kalesi olacak İçtihat basımevini faaliyete geçirdi. Bu matbaada hem batı düşüncesini yayan eserler bastı hem de İçtihat dergisi yayınına başladı. Fakat Osmanlı hükümetinin diplomatik baskılarına dayanamayan İsviçre yönetimi, 1905 yılında onu sınır dışı etti. Abdullah Cevdet pes etmeyerek matbaasını ve dergisini Kahire'ye taşıdı.
İstanbul'a Dönüş, Din Tartışmaları ve Son Yılları
1910 senesinde II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte nihayet vatanına dönebilen yazar, İçtihat dergisini İstanbul'da yayınlamaya devam etti. Ancak fikirleri ve çevirileri muhafazakar çevrelerde büyük infial yarattı. Çevirisini yaptığı Tarih-i İslamiyet eserine yazdığı önsöz nedeniyle dini çevrelerin şimşeklerini üzerine çekti ve "İslam düşmanı" olarak damgalandı. Kendi dergisinde kaleme aldığı din konulu makaleler nedeniyle dergisi defalarca kapatıldı. 1922 yılında peygamberi küçük düşürmek iddiasıyla yargılansa da bu davadan beraat etmeyi başardı.
I. Dünya Savaşı sonrasında takındığı İngiliz yanlısı tutumu ve Kürt milliyetçisi örgütlerle kurduğu ilişkiler, siyasi iktidarla arasının tamamen açılmasına sebep oldu. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte devlet kadrolarında çalışması yasaklanan yazar, ömrünün geri kalanını kitaplarına, dergisine ve çevirilerine adayarak gözlerden uzak, sakin bir hayat sürdü. Türkiye'de kadın ve işçi haklarının ilk savunucularından biri olan bu sıra dışı aydın, sosyoloji, felsefe, tıp ve siyaset alanlarında 70'den fazla eser üretti veya tercüme etti. 1932 yılında İstanbul'da 63 yaşında sessizce hayata veda etti.
Seçme Eserleri
Abdullah Cevdet'in edebiyat, bilim ve felsefe dünyasına kazandırdığı başlıca yapıtlar şunlardır:
Şiir Kitapları
- Hiç
- Tulüat
- Masumiyet
- Gizli Figanlar
- Karlı Dağdan Ses
Bilimsel Eserleri
- Fen ve Felsefe
- Fizyolacya-i Tefekkür
Önemli Çevirileri
- Asırların Panoraması (Weber)
- Rubaiyat (Ömer Hayyam)
- Hamlet (Shakespeare)
- İlm-i Ruh-i İçtimai (Gustave Le Bon)
