Türk edebiyatının toplumcu ve lirik seslerinden biri olan A. Kadir Paksoy, 10 Mayıs 1954 tarihinde Malatya'nın Darende ilçesinde dünyaya geldi. Yaşamı boyunca öğretmenlik, şairlik ve yazarlık mesleklerini bir arada yürüten Paksoy, toplumsal meseleleri lirik bir dille işleyerek Türk şiirinde kendine has bir yer edindi. Çiftçilik, işçilik ve çerçilik yapan Mustafa Hilmi Paksoy ile ev hanımı Zeynep Hanım'ın evladı olan yazar, eğitim hayatına doğduğu topraklarda adım attı.
Siyasi Mücadeleyle Şekillenen Gençlik Yılları
Paksoy'un eğitim hayatı farklı şehirlerde şekillendi. Ortaokulu sırasıyla Adana Yavuzlar ve Darende ortaokullarında okuyarak 1969'da bitirdi. Lise eğitimi ise Malatya Turan Emeksiz Lisesi'nde başlayıp 1973 yılında Osmaniye Lisesi'nde son buldu. Yükseköğrenim için 1974'te Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'ne kaydolarak başkente yerleşti. Bu yıllarda aktif siyasete yönelen genç adam, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi bünyesinde çalışmaya başladı. Partinin gençlik kanadı olan Sosyalist Gençlik Birliği'nin sözcülüğünü yürüterek siyasi mücadelenin merkezinde yer aldı. Okulda başlayan uzun soluklu boykot sürecinde partinin Anadolu örgütlenmesinde aktif görevler üstlendi. 1976 yılında TSİP Aydın il sekreterliği görevini yürütürken komünizm propagandası suçlamasıyla tutuklanarak hapse atıldı. Bu tutukluluk, okuldan çıkarılmasına yol açtı. Cezaevinden çıktıktan sonra Danıştay kararıyla okuluna geri dönen Paksoy, 1979 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü'nü başarıyla tamamladı ve ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü'nde lisans eğitimini bitirdi.
Öğretmenlik Yılları ve Edebi Uyanış
Okulunu bitirdikten sonra, 1979 yılında İzmit'te öğretmenlik mesleğine ilk adımını attı. Mesleki hayatı tayinler ve farklı şehirlerdeki görevlerle geçti. 1983 yılında İstanbul'daki Halkalı - Taştepe Ortaokulu'na tayin edilerek öğretmenlik hayatını burada sürdürdü. Öğretmenlik görevini sürdürürken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam ederek eğitim hayatını zenginleştirdi. Iğdır'ın Taşburun köyündeki okula atanması sebebiyle hukuk alanındaki bu eğitimini yarıda bırakmak mecburiyetinde kaldı. Yurdun dört bir yanında başarıyla öğretmenlik yaptıktan sonra Ankara'ya yerleşerek meslek yaşamına burada devam etti. Uzun yıllar süren eğitimcilik hayatını, 2002 senesinde Ankara Çankaya Lisesi'nden emekli olarak noktaladı. Bu dönemden sonra kendisini tamamen edebiyata ve şiire verdi.
Dergicilik Faaliyetleri ve Şiir Dünyası
Edebi dünyadaki varlığı henüz gençlik yıllarındayken yayımladığı eserlerle belirginleşen Paksoy, ilk şiirlerini 1977 senesinde Gerçek gazetesinde yayımlayarak edebiyat camiasına adım attı. İlk şiir kitabı olan Ayrılığın ve Ölümün Dışında ise 1984'te Yeditepe Yayınları arasından çıktı. Yazın hayatında dergiciliğe büyük önem veren şair, 1987 yılında bir grup genç meslektaşıyla Yeni Şiir dergisini kurdu. Toplamda 16 sayı yayımlanan bu derginin ardından, 1990'da Ümit Sarıaslan ile ortaklaşa Anadolu Ekini dergisini çıkarmaya başladı. Kültür dünyamıza önemli katkılar sunan ve geniş bir yazar kadrosuyla aralıklı yayın hayatını sürdüren bu dergi, Ocak 2001 tarihine gelindiğinde toplamda kırk sayıya ulaşmıştı. Ankara Sanat Kurumu, şairin Türk edebiyatındaki üretkenliğini ve başarısını onurlandırmak amacıyla 19 Ocak 1993 tarihinde onun adına özel bir saygı toplantısı düzenledi. Edebi üretimini kesintisiz sürdüren yazar, 2005 yılının sonlarında tek başına çıkardığı Tan Edebiyat dergisiyle yayıncılık serüvenine devam etse de bu dergi yalnızca 6 sayı basılabildi.
A. Kadir Paksoy'un yayıncılık ve edebiyat hayatında önemli yer tutan dergiler şunlardır:
- Yeni Şiir (1987)
- Anadolu Ekini (1990)
- Tan Edebiyat (2005)
Toplumcu Gerçekçilik ve Lirik Bir Söylem
A. Kadir Paksoy, Türk edebiyatında toplumcu çizgiyi korurken şiirsel estetikten ödün vermeyen bir duruş sergiledi. Toplumun acılarına tanıklık ederken asla bağırmadı. Şiirlerindeki dervişçe eda, üslubunun en belirgin simgesidir. Kendi edebi sınırlarını aşarak uluslararası edebiyata da ilgi gösteren sanatçı, 2009 yılının sonlarından beri özellikle çağdaş Fransız şairlerinden dilimize kazandırdığı kıymetli tercümelerle şiir dünyamızı zenginleştirmeyi sürdürüyor. Geleneksel mirası modern bir bakışla harmanlayan yazar, Türk ve dünya şiirinin büyük nehirlerinden beslenerek kendi özgün yatağını oluşturmayı başarıdı.