Zilan Deresi Tarihi Konumu ve Önemi
Zilan Deresi, günümüzdeki adıyla Hatun Çukurovası, Van ilinin Erciş ilçesinde yer alan ve tarihi açıdan büyük öneme sahip bir coğrafi bölgedir. Bölge, 1926 ile 1930 yılları arasında Ağrı Dağı ve çevresini kapsayan geniş bir coğrafyada meydana gelen Ağrı ayaklanmaları (Ararat İsyanı) sırasında tarihi gelişmelere sahne olmuştur. Bu isyanlar esnasında, 1927 yılında İhsan Nuri Paşa önderliğinde Hoybun Merkez Komitesi tarafından Ağrı Cumhuriyeti ilan edilmiştir.
Harekât Hazırlıkları ve Askeri Kararlar
Türkiye Cumhuriyeti, direnişçileri vazgeçirmek amacıyla 9 Mayıs 1928 tarihinde bir af kanunu çıkarmış; ancak doğrudan yapılan müzakerelerden sonuç alınamamıştır. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Birinci Umumî Müfettişi İbrahim Talî Öngören'in katılımıyla gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında 29 Aralık 1929 tarihli ve 8692 sayılı kararname çıkarılmıştır. Bu kararnamede Haziran ayında Ağrı'ya yönelik büyük bir askeri harekât planlanmıştır. 7 Ocak 1930'da Genelkurmay Başkanlığı tarafından 9. Kolordu Komutanlığına gönderilen emir doğrultusunda, asilerin sığındığı köylerin ele geçirilmesi ve bölgenin eşkıyadan temizlenmesi hedeflenmiştir. 18 Mart 1930'da ise Salih Omurtak 9. Kolordu Komutanlığına atanmıştır.
Askeri Harekât ve Zilan Deresi Olayları
Temmuz 1930 tarihinde 9. Kolordu komutasındaki askeri güçler tarafından Üçüncü Ağrı Harekâtı başlatılmadan önce, Zilan Deresi'ne sığınan gruplara yönelik askeri operasyon gerçekleştirilmiştir. Operasyonda 7. Kolordu, 9. Kolordu ve 80 uçaktan oluşan hava gücü kullanılmıştır. Dönemin basınına ve raporlarına göre, isyana katılan köyler yakılmış ve çok sayıda kişi etkisiz hale getirilmiştir. Cumhuriyet gazetesi muhabiri Yusuf Mazhar 15.000'den fazla kişinin etkisiz hale getirildiğini aktarmış, Berliner Tageblatt gazetesi ise 220 köyün imha edildiğini ve 4.500 kadın ile yaşlının katledildiğini yazmıştır. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı raporlarında ise harekât başarısının büyük çoğunluğu savaşçı olmayan kişilere karşı elde edildiği belirtilmiştir. Ayrıca Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi raporlarında bölgedeki vadilerden birinde 1.550 kişinin kesildiği ve Erciş bölgesinde 200 köyün yakıldığı iddia edilmiştir.
Kültürel İzleri ve Hukuki Süreçler
Zilan Deresi'nde yaşanan bu tarihi olaylar, Türk edebiyatında da derin izler bırakmıştır. Ünlü yazar Yaşar Kemal, 1950'li yıllardaki röportajlarında bu olaylardan etkilendiğini ifade etmiş ve Deniz Küstü adlı romanında konuya yer vermiştir. Olayın ardından bölge halkının el konulan mallarını geri almak amacıyla 1950 yılında Erciş Asliye Ceza Mahkemesi'ne açtığı davalardan sonuç alınamamıştır. Konu, 2012 yılında mirasçılardan Mehmet Gürbüz ve diğer köylüler tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınmış ve dava kabul edilmiştir. Ayrıca, 2007 yılında Dicle Haber Ajansı muhabirleri Oktay Candemir ve Ercan Öksüz'ün, olayın canlı tanığı Kakil Erdem ile yaptıkları "Zilan Katliamı'nın Tanığı Konuştu" başlıklı röportaj nedeniyle yargılanarak hapis cezası almaları da konunun yakın tarihteki yankılarından biri olmuştur.