Yılanlı Sütun'un Tarihi ve Önemi
Yılanlı Sütun veya diğer adıyla Burmalı Sütun, İstanbul'un Sultanahmet semtinde yer alan Hipodrom'dan (bugünkü At Meydanı) kalan, birbirine dolaşmış üç piton yılanının tasvir edildiği bronzdan yapılmış son derece önemli bir Antik Yunan anıtıdır. İstanbul'un klasik döneminden günümüze kadar ulaşmış en eski büyük boyutlu anıtı olma özelliğini taşıyan bu eserden günümüze 5 metrelik bir bölüm gelebilmiştir. Sütunun alt ve üst kısımları kırık olup, yılan kafalarından ikisi kayıptır; kurtarılan üçüncü kafa ise günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi bünyesindeki Çağlar Boyu İstanbul Sergi Salonunda sergilenmektedir.
Platea Savaşı ve Eserin Kökeni
MÖ 479 yılında Platea Savaşı'nda Pers ordusunu yenilgiye uğratan birleşmiş 31 Yunan şehri, savaşta elde ettikleri bronz ganimetleri eriterek bu eseri yaptırmış ve Delfi'deki Apollo mabedinin karşısına dikmişlerdi. Apollon'un üç başlı bir yılanı öldürdüğüne dair mitolojik anlatı nedeniyle sütunun yapımında birbirine dolanmış üç yılan figürü seçilmiştir. Orijinal halinde çan biçimli bir kaide üzerinde yer alan sütun 6,5 metre yüksekliğindeydi; tepesindeki altın veya altın kaplama olduğu düşünülen kazanla birlikte yüksekliği 8 metreyi bulmaktaydı. Savaşın kahramanı Sparta kralı Pausanias, anıtın kaidesine kendisini zaferin tek kahramanı gibi gösteren bir yazıt yazdırmış olsa da bu yazıt kısa süre sonra Spartalıların isteğiyle silinerek, Perslerin yenilmesinde rol oynayan 31 Helen şehir devletinin adları doğrudan doğruya sütunun üzerine kazınmıştır.
İstanbul'a Getirilişi ve Çeşme Dönemi
Yazılı kaynaklara göre Yılanlı Sütun'un MS 4. yüzyılda, en geç MS 5. yüzyıl başında adandığı yer olan Delfi'den alınarak Constantinopolis'e getirildiği kabul edilmektedir. Bilim insanlarının büyük bölümü, eserin MS 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun yeni başkenti olan Constantinopolis'e İmparator Büyük Konstantin tarafından getirildiğini onaylar. Constantinapolis şehrinin kurulduktan sonra yılan ve böcek istilasına uğradığı ve İmparator Konstantin'in yeni başkenti zararlı hayvanlardan kurtarmak için büyülü güçleri olduğuna inanılan bu sütunu şehre getirmeyi saplantı haline getirdiği söylenir. 9. yüzyılda Hipodrom'da spinanın üzerine yerleştirilen anıt, 1204 yılında Haçlılar tarafından yağmalanmaktan çeşme olarak yararlı bir işleve sahip olması sayesinde kurtulmuştur.
Yılan Başlarının Kopması ve Arkeolojik Kazılar
Yılanlı Sütun, üç yılan başlı haliyle en son Avrupalı gezgin A. De la Motraye'nin 1699 tarihli gravüründe görünmüştür. Başların nasıl koptuğuna dair Fatih Sultan Mehmet'in kargısını fırlatarak yılanın alt çenesini kırması veya bir yeniçerinin kılıç darbesiyle başı koparması gibi çeşitli rivayetler bulunsa da, tarihi kayıtlara göre 20 Kasım 1700 tarihinde başlar kopmuş ve kaybolmuştur. Kaybolan yılan başlarından birinin üst çene ve başın üst yarısına ait parçası, 1848 yılında Ayasofya'yı onaran mimar Fossati tarafından bulunarak yetkililere teslim edilmiştir. Yılanlı Sütun'un çevresindeki ilk arkeolojik çalışmalar 1855-1856 yıllarında İngiliz arkeolog Charles Thomas Newton tarafından yürütülmüş ve anıt kaidesiyle birlikte tamamen meydana çıkarılmıştır.