Kırklareli'nin doğusunda, İstanbul'a 140 km uzaklıkta bulunan ve sakin şehir (Cittaslow) unvanına sahip olan Vize, Neolitik Çağ'dan günümüze uzanan kesintisiz yerleşim geçmişiyle Trakya'nın en önemli tarihi merkezlerinden biridir. Tarih boyunca Byzia, Bizye, Bida, Biza, Vyza ve Vizii adlarıyla anılan şehir, adını mitolojide Poseidon'un oğlu veya su perisi Semestra'nın oğlu olan efsanevi Trak Kralı Byzas'tan almıştır. Yunan mitolojisinde kaynak perisinin adının Byzia olması ve kentin her dönem suyunun bolluğu ile anılması bu kökeni desteklemektedir.
Antik Trakya Krallığı'nın Kadim Başkenti
Coğrafyacı Strabon'a göre antik Trakya kabilesi Asti'nin başkenti olan Bizye, daha sonra son Trak kralları Cotys IV, Rhoemetalces I, Rhoemetalces II ve Rhoemetalces III'ün de başkenti ve ikametgâhı olmuştur. Roma İmparatorluğu'na dahil edilmesinin ardından Trajan döneminde özerk polis statüsü kazanan kent, Hadrianus döneminde kendi sikkelerini basmaya başlamıştır. MS 247 yılında Roma İmparatoru Arap Philip'in de bölgeden geçtiği tahmin edilmektedir.
Binlerce Yıllık Arkeolojik Katmanlar
Bölgede yapılan araştırmalar, tarih öncesi dönemlere ışık tutmaktadır. Çömlektepe Höyüğü'nde 1962 yılında Feridun Dirimtekin, 1995'te Özkan Ertuğrul ve sonrasında Mehmet Özdoğan tarafından yapılan çalışmalar kentin tarihini MÖ 3000 yıllarına kadar indirmektedir. Çakıllı köyündeki Eski Tekke mezarlığında bulunan Neolitik Çağ'a ait çanak çömlekler ve cilalı el baltaları, Karakoçak Tepe ve Soğucak köyündeki Orta Tunç Çağı kaya sunakları kentin ne denli köklü bir geçmişe sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Ayrıca kentin karşısındaki ovada Trak hükümdarları için inşa edilmiş birçok tümülüs yer almaktadır.
Bizans ve Orta Çağ Dönemi Mirası
Hristiyanlığın yayılmasıyla piskoposluk merkezi olan Vize, MS 303'te Diocletianus Zulmü sırasında Aziz Memnon ve Severos'un öldürüldüğü yerdir. Kentin yukarısındaki akropol bölümünde mükemmel şekilde korunmuş MS 5. veya 6. yüzyıla ait Bizans Ayasofya Kilisesi (Küçük Ayasofya) ve yamacında bir antik tiyatro kalıntısı bulunmaktadır. 6. yüzyıldan itibaren Konstantinopolis'e su taşıyan tarihi boruların bir kısmı bugün de görülebilmektedir. İmparator V. Konstantin'in 773 veya 774 yılında inşa ettirdiği köprü de bu dönemin izlerindendir. 925 yılında Bulgar imparatoru I. Simeon tarafından beş yıl süren kuşatma sonrasında ele geçirilen kentin surları yıkılmış ve nüfusunun çoğu Medea'ya (Kıyıköy) kaçmıştır. 12. yüzyılda Arap coğrafyacı El-İdrisi, kenti gelişen ticaret ve sanayiye sahip büyük ve iyi tahkim edilmiş bir yer olarak tanımlamıştır.