Gazi Süleyman Paşa Camii Tarihçesi
Gazi Süleyman Paşa Camii veya bilinen diğer adıyla Küçük Ayasofya, Kırklareli'nin Vize ilçesinde bulunan tarihi bir camidir. Yapının inşa tarihi hakkında kesin bir fikir birliği olmamakla birlikte, genel olarak Roma İmparatoru I. Justinianus döneminde 6. yüzyılda bazilika tarzında bir kilise olarak inşa edildiği kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra yapının 9-10. yüzyıllarda veya 12-13. yüzyıllardaki Erken Paleologos devrinde inşa edildiğine dair farklı görüşler de bulunmaktadır. Bir Ortodoks kilisesi olarak inşa edilen yapının, 1205 yılında Vize'deki Latin hakimiyeti döneminde nasıl kullanıldığı ise bilinmemektedir.
Osmanlı Dönemi ve Camiye Çevrilmesi
Osmanlı Devleti'nin Vize kalesini fethetmesinin ardından yapı camiye çevrilmiştir. Bu dönüşümün, Vize'nin kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçmesiyle 15. yüzyılda gerçekleştiği düşünülmektedir. Caminin adını aldığı Süleyman Paşa'nın kim olduğuna dair araştırmacılar arasında farklı iddialar mevcuttur. Bir görüşe göre cami, Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa'nın fetihten önce vefat etmesi nedeniyle onun hatırasına isimlendirilmiştir. Diğer bir iddiaya göre ise Edirne ve Ferecik'teki camileriyle bilinen Rumeli Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa veya Mihaloğullarından Gazi Mihal'in torunu Süleyman Paşa tarafından camiye dönüştürülmüştür. Evliya Çelebi ise yapının Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'un fethinin ardından camiye çevrildiğini ve Fatih Camii olarak anıldığını belirtmektedir. Ancak Osmanlı arşiv belgeleri, cami vakfındaki kişinin Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa olduğunu net bir şekilde göstermektedir.
Yapılan Onarımlar ve Yaşanan Değişimler
Osmanlı döneminde bilinmeyen bir tarihte yapının kuzey cephesinin tamamı ile kubbesinin yarısı yeniden inşa edilmiştir. Yapının batı kısmındaki galerinin üzeri ahşap bir çatıyla örtülmüş, güneybatı köşesine taş bir minare eklenmiş ve 19. yüzyılda yapıya ahşap bir mahfil dahil edilmiştir. Yapının Sultan Abdülmecid döneminde, Tanzimat Fermanı'nın ilanından önce 1839 yılında tamiratına başlandığı ve 1848 yılında tamir edildiği bilinmektedir. II. Abdülhamid döneminde ise Mayıs 1900'de başlayan kapsamlı onarım süreci yaklaşık 2-3 yıl sürmüş ve en geç Kasım 1903'te tamamlanarak resmi bir törenle açılmıştır. Yapının taş minaresi, 1912 yılındaki Birinci Balkan Savaşı sırasında Bulgar ordusu tarafından yıkılmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Çalışmaları ve Arkeolojik Bulgular
Cami çevresinde yer alan çok sayıdaki mezar taşı, geçmişte yapının etrafında büyük bir hazirenin bulunduğunu göstermektedir. Cumhuriyet döneminde, 1952-1953 yıllarında planlanan restorasyon uygulanamamış, yapı cemaatini kaybederek terk edilmiştir. 1979 yılında Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından başlatılan çalışmalar ise 1983 yılında maddi imkansızlıklar nedeniyle yarım kalmıştır. Bu kazı ve temizlik çalışmaları sırasında alanda daha eski tarihli bir kiliseye ait olduğu düşünülen yarım daire planlı bir tuğla apsis kalıntısına ulaşılmıştır. 1995 yılında narteks bölümünde yapılan temizlikte dua eden bir figür tasvirli fresklerle karşılaşılmış olsa da bu freskler günümüze ulaşamamıştır. 2000'li yıllarda gerçekleştirilen büyük ölçekli restorasyon projesi kapsamında yıkık durumdaki narteks tonozu yeniden yapılmış, minaresi inşa edilmiş ve cami günümüzde tekrar ibadete açık hale getirilmiştir.