Erzurum ilinin Oltu ilçesine bağlı kırsal bir yerleşim yeri olan Toprakkale, zengin tarihi geçmişi ve coğrafi konumuyla dikkat çeken özel bir destinasyondur. Erzurum il merkezine 105 kilometre, Oltu ilçe merkezine ise 15 kilometre uzaklıkta konumlanan mahalle, coğrafi açıdan Oltu'nun güneyinde yer almaktadır. D.955 numaralı Ardahan-Muş (Oltu-Narman) devlet yoluna 1,2 kilometrelik bir köy yoluyla bağlanan bu yerleşim, bölgenin köklü geçmişini yansıtan sessiz ve huzurlu bir atmosfere sahiptir.
Toprakkale'nin Tarihsel Gelişimi ve Kökeni
Tarih boyunca farklı isimlerle anılan yerleşimin eski adı Osmanlı kayıtlarında Toprak olarak geçmektedir. Köy, 1692-1734 yıllarını kapsayan Osmanlı cebe defteri ile 1835 tarihli Osmanlı nüfus defterinde bu adla anılmış; 1928 tarihli Osmanlıca idari teşkilat belgelerinde ise Toprak Kala şeklinde yazılmıştır. Orta Çağ'da Gürcistan'ı oluşturan tarihi Tao bölgesinde bulunan köy, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1549 yılındaki Gürcistan seferinin ardından Gürcülerden ele geçirilmiştir.
İdari Geçmiş ve Nüfus Yapısı
Çıldır Eyaleti'nin 1694-1732 dönemine ait Osmanlı cebe defterine göre köy, Mamirvan livasının Mamirvan nahiyesine bağlıydı ve 1721/1722 yıllarında 3.000 akçelik hasılası Ahmed adında bir kişiye bırakılmıştı. 1835 nüfus defterinde Oltu sancağına bağlı olan köyde 4 hanede 11 erkek nüfus kaydedilmiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından Berlin Antlaşması gereği savaş tazminatı olarak Rusya'ya bırakılan köy, 1886 Rus nüfus sayımında Topryang adıyla Oltu kazasının Avdost nahiyesine bağlı 40 haneli ve 159 kişilik tamamı Türk bir nüfusla kaydedilmiştir. 1940 yılında 162, 1965 yılında ise 291 nüfusa ulaşan yerleşim, 2012 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı yasa ile Erzurum'un büyükşehir olmasıyla mahalle statüsüne kavuşmuştur.
Tarihi Toprakkale Kilisesi
Yerleşim merkezinin 2,7 kilometre doğusunda, Orta Çağ Gürcü döneminden kaldığı değerlendirilen tarihi bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Günümüzde tamamen yıkılmış olan bu tarihi yapıdan geriye yalnızca harçlı küçük bir duvar parçası ulaşabilmiştir. Bölgenin kaybolmaya yüz tutmuş tarihi miraslarından biri olan bu kalıntı, yazılı kaynaklarda ilk kez 2016 yılında yayımlanan Tao-Klarceti Tarihi Eserleri Araştırma Gezisi raporlarında belgelenmiştir.