Antik Dönem Kökenleri ve İlk Tarihsel Süreç
Trabzon ilinin doğusunda yer alan Sürmene, zengin tarihi geçmişiyle Karadeniz Bölgesi'nin en köklü yerleşim alanlarından biridir. Bölgedeki yazılı tarih, MÖ 8. yüzyılda Miletli kolonicilerin Sinop ve ardından Trabzon'a (MÖ 756) yerleşerek Kolhis halkları olarak bilinen yerli topluluklarla ticarete başlamasına dayanmaktadır. Sürmene'nin bu dönemden itibaren koloniciler ile yerli halkın ticari faaliyetlerini yürüttüğü bir pazar yeri olarak kurulduğu tahmin edilmektedir. Bölge, MÖ 6. yüzyıl başlarında Pers İmparatorluğu'na katılmış olsa da koloniciler ayrıcalıklı haklarla ticaretlerini sürdürmüşlerdir. Ünlü tarihçi Herodotus, Pers İmparatoru I. Serhas'ın Yunanistan seferi sırasında ordusunda Trabzon bölgesinden Tiberenler, Makronlar ve Mosinikler gibi yerel toplulukların yer aldığını belirtmiştir. Ksenophon'un MÖ 4. yüzyıla ait Anabasis eserinde bahsettiği Makronlar ise günümüzde Lazlar ve Megrellerin ataları olan Zanların öncülleri olarak kabul edilmektedir. Bölge sırasıyla Pontus Krallığı (MÖ 281-66) ve sonrasında MÖ 63 yılında kesin olarak Roma İmparatorluğu idaresine girmiştir.
İsim Kökeni ve Antik Limanların Askerî Önemi
Roma ve Bizans döneminde, MS 3. yüzyıldan itibaren Sourmania, Susurmena ve Sousourmena olarak anılan yerleşimin ismi zaman içinde Sürmene'ye evrilmiştir. Roma Valisi Arrianus'un MS 131/132 yıllarında kaleme aldığı Periplus Ponti Euxini adlı eserde geçen İssiporto (Hyssiporto) Limanı, bugünkü Araklı Limanı'nı işaret etmektedir. MÖ 6. yüzyıl coğrafyacısı Pseudo-Skylax'ın bahsettiği Psaron Limanı'nın da burası olduğu düşünülmektedir. Limana adını veren Isso (Hyssos) Nehri günümüzde Karadere olarak bilinmektedir. Karadere'nin denize döküldüğü bu stratejik noktayı kontrol etmek amacıyla kurulan kalede bir Roma garnizonu (Hyssus Lejyonu) bulunmaktaydı. Bu garnizonun Canayer Platosu'ndaki kalede veya Araklı Burnu'ndaki kalede konuşlandığı varsayılmaktadır. Limanın, Gümüşhane'deki Satala Lejyonu ile Karadere güzergâhı üzerinden kara bağlantısı bulunmaktaydı. Bu yol, Trabzon'un iç kesimlerle olan hem askerî hem de kervan ticareti bağlantısını sağlayan hayati bir geçitti.
Hristiyanlaşma Süreci ve Orta Çağ Stratejisi
Trabzon bölgesi ve Sürmene çevresindeki yerli halk, 2. yüzyıldan itibaren Hristiyanlaşmaya başlamıştır. İmparator I. Konstantin'in Hristiyanlığı resmi din ilan etmesiyle Trabzon'da piskoposluk kurulmuş ve bölgedeki Hristiyan topluluğu ilerleyen yıllarda Rum olarak adlandırılmıştır. Bizans ile Sasaniler arasında 541-562 yılları arasında yaşanan Lazika Savaşı sırasında, Canayer Platosu'ndaki kale askerî üs olarak öne çıkmış ve Sürmene ismi bu stratejik bölgeyle anılır olmuştur. Bizans ve Trabzon İmparatorluğu dönemlerinde Sürmene, askerî ve idari bir bölge olan Sürmene Bandonu'nun merkezi konumundaydı. Yerleşim, 1458 yılında Halanik (günümüzde Sürmene Zeytinli Mahallesi) bölgesinde önemli bir pazar yeri olarak yeniden kurulmuştur. Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan, 1457/58 yılında Trabzon İmparatoru IV. İoannis'in kızı Despina Hatun ile evlendiğinde, Zeytinli köyü manastır mülkü olarak drahoma (çeyiz) şeklinde kendisine verilmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Demografik Gelişim
Sürmene, 1461 yılında Hersekzade Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun Karadere Vadisi üzerinden sahile inerek kaleyi ele geçirmesiyle Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Trabzon'un fethiyle birlikte Sürmene, yeni kurulan Trabzon sancağına bağlı bir nahiye statüsü kazanmıştır. 1486 tahrir kayıtlarına göre bölgede askerî görevliler dışında yerleşik Müslüman nüfus bulunmamaktaydı; ancak 1486'da 26 hane ve 1515'te 9 hane Müslüman nüfus nahiyeye yerleştirilmiştir. Buna karşın Hristiyan nüfustan 10 hane Giresun'a, 4 hane ise Tirebolu'ya göç ettirilmiştir. 1520 yılı tahrir kayıtlarında Sürmene nahiyesinin Aho, Araklı, Halanik, Hamandos, Hara, İpoforya, İvyan, Kahora, Koloynasa-civara, Mahnovi, Mahora, Makavla, Manahos, Manhano, Misohor, Samayeri, Yarakar, Zaniki, Zaroha, Zavendika, Zavlı, Zavzaka ve Zeraniki olmak üzere 23 köyü ve 2 mezrası bulunmaktaydı. Bu dönemde nahiyede 124 Müslüman ve 2.390 Hristiyan olmak üzere toplam 2.514 hane kayıtlı olup, Müslüman nüfus oranı %2,15 civarındaydı. 1583 yılına gelindiğinde ise köy sayısı 54'e, mezra sayısı 22'ye yükselmiş ve Müslüman nüfus oranı %16'ya ulaşmıştır. 1819 yılında Trabzonlu P. Minas Bıjışkyan, Hemşin bölgesinden göç eden Ermenilerin çoğunlukla Karadere Vadisi civarına yerleştiğini kaydetmiştir.