İstanbul'un Kalbinde Tarihî Bir Merkez: Sultanahmet Meydanı
Sultanahmet Meydanı, İstanbul'un Fatih ilçesinin Binbirdirek mahallesinde yer alan, medeniyetlerin izlerini taşıyan son derece önemli tarihî bir meydandır. Bizans İmparatorluğu döneminde Konstantinopolis şehrinin en canlı noktalarından biri olarak Hipodrom adıyla anılan bu alan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise Atmeydanı olarak adlandırılmıştır. Meydanın doğusunda görkemli Sultanahmet Camii yükselirken, batı kısmında ise tarihî İbrahim Paşa Sarayı ve günümüzde bu sarayda faaliyet gösteren Türk ve İslam Eserleri Müzesi yer almaktadır. Trafiğe kapalı, iki yönlü geniş yürüme yollarına sahip olan meydanın tam ortasında ise Örme Dikilitaş, Yılanlı Sütun, Theodosius Dikilitaşı ve Alman Çeşmesi gibi asırlık anıtlar ziyaretçilerini karşılamaktadır.


Bizans İmparatorluğu'nun İhtişamlı Spor ve Eğlence Alanı
Bizans ve Roma imparatorlukları devrinde Hipodrom, 10. yüzyıla kadar şehrin adeta kalbi konumundaydı. Dev bir U harfi şeklinde inşa edilmiş olan bu muazzam yapının doğu uzun tarafında, çatısında meşhur dört bronz atın bulunduğu balkon şeklinde bir imparator locası yer alırdı. Kum kaplı yarış sahasını ikiye bölen alçak bir duvarın (spina) üzerinde, imparatorluğun UAE ve dünyanın dört bir yanından getirilmiş benzersiz abideler ile şöhretli at yarışçılarının ve atlarının heykelleri sergilenirdi. Burada düzenlenen heyecan dolu araba yarışlarının yanı sıra akrobatlar, müzisyen toplulukları, dansözler ve vahşi hayvan dövüşleri halkın en büyük eğlence kaynakları arasındaydı. Yarışçılar ise yeşil, mavi, beyaz ve kırmızı gibi politik güçleri de olan takımlara ayrılmıştı. Bu hareketli alan aynı zamanda büyük ayaklanmaların da sahnesi olmuştur; İustinianos döneminde patlak veren meşhur Nika Ayaklanması burada Komutan Belisarios tarafından yaklaşık 30.000 ayaklanmacının öldürülmesiyle bastırılmış, 1185 yılında ise İmparator I. Andronikos yine bu meydanda linç edilmiştir.



Asırlara Meydan Okuyan Anıtlar ve Eşsiz Sarnıçlar
Hipodromdan günümüze, zemini 4-5 metre kadar yükselmiş olarak gelebilen üç büyük anıt ulaşmıştır. Bunlar; görkemli Örme Dikilitaş, Mısır'dan büyük çabalarla getirilen Theodosius Dikilitaşı (Obelisk) ve Delfi'deki Apollon tapınağından getirilen bronz Yılanlı Sütun'dur. Meydanın güney ucunda ise büyük kemerlerle donatılmış tuğla bir yapı olan antik Hipodromun yuvarlak dönüş kısmı (sphendone) yer alır; diğer tüm taş ve sütunlar sonraki dönemlerde farklı yapıların inşasında kullanılmıştır. Meydanın hemen yakınında ise İstanbul'un su ihtiyacını karşılayan devasa sarnıçlar bulunur. Bunlardan 4. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen ve 224 sütuna sahip olan Binbirdirek Sarnıcı ile MS 527-565 yılları arasında inşa edilen 336 sütunlu Yerebatan Sarnıcı, Osmanlı döneminde ikişer kez restore edilmiştir ve günümüzde kültürel faaliyetler için halkın kullanımına açıktır.




Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Ulaşan Kültürel Miras
Osmanlı İmparatorluğu döneminde de meydan, önemini yitirmeyerek adeta sosyal hayatın merkezi olmuştur. Burada kırk gün kırk gece süren görkemli şehzade sünnet düğünleri, şenlikler ve festivaller düzenlenirken, aynı zamanda Yeniçeri isyanları gibi tarihi değiştiren askeri ayaklanmalar da bu sahada yaşanmıştır. Meydanın batısında konumlanan ve Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı İbrahim Paşa'ya ait olan İbrahim Paşa Sarayı, 16. yüzyılın zengin ve tipik özel saray mimarisinin günümüze ulaşabilen tek örneğidir. Günümüzde Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet veren bu yapıda Hipodrom'a ait antik kalıntılar da sergilenmektedir. Meydanın orta yerinde ise Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm'in ziyareti anısına yaptırılan zarif Alman Çeşmesi yer alır. Yakın tarihimizin en hüzünlü ve kararlı anlarından biri olan, Halide Edip'in işgale karşı o meşhur ve etkili konuşmasını yaptığı 1920 Sultanahmet Mitingi de bu meydanda gerçekleştirilmiştir. Sultanahmet Meydanı, günümüzde de İstanbul'un en önemli turistik merkezi olarak ziyaretçilerini büyülemeye devam etmektedir.



