Sancaktar Hayrettin Camii (Sancaktar Hayreddin Mescidi) ya da Bizans dönemindeki adıyla Azize Gastria Manastırı (Vazolar Manastırı), İstanbul'un tarihi Fatih ilçesinde yer alan ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde camiye dönüştürülen tarihi bir yapıdır. Günümüzde cami olarak kullanılan bu kısmın, aslında çok daha büyük bir manastır kompleksinden ayakta kalan küçük bir bölümü olduğu sanılmaktadır. Komnenos ve Paleologos dönemi Bizans mimari yapıtlarının küçük bir örneği olan bu mabedin kökenine dair bilgiler oldukça yetersizdir. Halk arasındaki yaygın anlatıya göre I. Konstantin'in annesi Helena'nın 325 yılında Samatya Limanı'ndan şehre getirdiği kutsal vazoları buraya bırakıp bir manastır kurduğu söylense de, Konstantinopolis'te 4. yüzyılın son çeyreğinden önce bu tür manastır yapılarına rastlanmadığından bu sav bir şehir efsanesi olarak değerlendirilmektedir.
Tarihsel Süreç ve Bizans Dönemi Kayıtları
Gastrion Manastırı adına tarihi kayıtlarda ilk kez 9. yüzyılın başlarında rastlanır. İmparator Theofilos'un karısı Theodora'nın annesi Theoktisti, Samatya semtinden bir ev alarak burada bu manastırı kurmuştur. Theoktisti'nin vefatıyla manastırın kurucusu unvanı kızı Theodora'ya geçmiş, Theodora tahttan indirildikten sonra ise kardeşi Bardas tarafından çocukları Anna, Anastasya ve Pulcherya ile birlikte buraya getirilmiştir. İmparator VII. Konstantin'in De Ceremoniis adlı eserine göre burası aynı zamanda Theodora'nın aile mezarlığı olarak kullanılmış; kendisi, annesi, kardeşi Petronas ve üç kızı buraya gömülmüştür. Şehrin fethinden önce yazılı kaynaklardaki son kayıt ise 15. yüzyılın ikinci çeyreğinde surların yakınında kutsal emanetler barındıran bir manastırdan söz eden bir Rus gezginin notlarında yer almaktadır.
Osmanlı Dönemi Dönüşümü ve Depremler
İstanbul'un fethinin ardından, II. Mehmed'in sancaktarı Hayrettin Efendi yapıyı bir mescide çevirmiş ve vefatından sonra naaşı buraya defnedilmiştir. Mescidin ikamesi için kurulan vakıf günümüze ulaşamamıştır. Yapı, 1894 yılındaki büyük İstanbul depreminde ağır hasar görerek bir bölümü çökmüştür. Depremden önce 1877 yılına ait kayıtlarda yapının kubbesiz olduğu, çatısının kırmızı kiremit ile kaplı olduğu ve doğu duvarında derin bir çatlak bulunduğu belirtilmektedir. Deprem sonrası çevresi gecekondularla dolan cami, 1973-1976 yılları arasında gerçekleştirilen kapsamlı onarım çalışmalarıyla restore edilmiştir.
Mimari Yapısı ve Özellikleri
Oldukça küçük boyutlara sahip olan bu yapının, bir kiliseden ziyade Bizans döneminde önemli kişilerin defin şapeli (türbesi) olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Düzensiz sekizgen planlı yapının iç kullanım alanı haç planlıydı ve doğuya doğru çıkıntı yapan bir apsisi bulunuyordu; ancak bu apsis ve haç planı 1973 yılındaki onarımlarda yeniden inşa edilmemiştir. Kubbenin özgün biçimi bilinmediği için onarım sırasında kubbe yapılmamış, tavan kırmızı kiremitli çatı ile örtülmüştür. Yapının dış cephesine çok renkli bir görünüm veren tuğla ve yontmataş birlikteliği, Paleologos dönemi Bizans mimarisinin en yaygın özelliklerindendir. Yapı camiye ilk çevrildiğinde kısa bir minareye sahipken, günümüzdeki uzun minare de 1973 yılındaki restorasyon çalışmaları sırasında eklenmiştir.
Ulaşım ve Konum
Sancaktar Hayrettin Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde, Samatya semti Teberdar Sokağı'nda yer almaktadır. Ulaşımı oldukça kolay olan bu tarihi mekân, Sirkeci-Halkalı banliyö hattının Kocamustafapaşa istasyonuna sadece 500 metre uzaklıkta bulunmaktadır. Caminin etrafı günümüzde çeşitli dükkânlar ve esnaflarla çevrilidir.