İstanbul'un tarihi Fatih ilçesinde, Çarşamba semtinde yer alan Mehmed Ağa Camii, 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin ve süsleme sanatının en değerli örneklerinden biridir. Manyasizade caddesinde, Fethiye otobüs durağının hemen arkasında konumlanan bu tarihi ibadethane, Çilekeş sokağı ile Mehmet Ağa Camii sokağı arasında yer alır. Cami, III. Murad döneminin Dârüssaâde ağası Habeşî Mehmed Ağa tarafından yaptırılmış olup, Mimar Sinan'ın yetenekli çıraklarından Hassa Mimarı Mimar Davud Ağa'nın eseridir. Doğu avlu kapısı üzerinde yer alan Asârî mahlâslı şairin on altı mısralık kitabesine göre yapı Hicri 993 (Miladi 1585) yılında inşa edilmiştir. Kitabenin son dört mısrasında yer alan “Oldu mimarı Kamil Davud / Yaptı caniyle dercedüp san’at / Dedi Asârî tarihin hatif / Beyti Hadi ve Camii-i ümmet” dizeleri de bu tarihi tescillemektedir.
Mimari Yapısı ve İç Mekan Tasarımı
Tuğla ve taş malzeme kullanılarak inşa edilen Mehmed Ağa Camii, sekiz sütunlu merkez kubbe etrafında şekillenmekte olup dört köşede ve mihrab çıkıntısında yer alan yarım kubbelerle desteklenmektedir. Yapının sağ tarafında beyaz taşlı zarif bir minare yer alır. Caminin ana girişini mukarnaslı ve mermer çerçeveli ahşap bir sahın kapısı süslemektedir. Buradan geçilen camekanlı son cemaat yeri revaklı yapıda olup, sağ ve sol platformlarda olmak üzere iki adet mihraba ev sahipliği yapar. Bu son cemaat yeri 1980'lerin sonunda camekânla kapatılmıştır. Caminin iç kısmı beyaz boyalı olup, ince sütunlara yaslanan şık bir üst kata sahiptir. Ayrıca iç mekanda mermer bir minber, ahşap bir kürsü yer almakta ve kubbe tavanında ayet hattı işlenmiş bulunmaktadır.
Eşsiz Çiniler ve Nakledilen Tarihi Kütüphane
Mehmed Ağa Camii'nin iç mekanını süsleyen en dikkat çekici unsur, 16. ve 18. yüzyıl çini sanatının en güzel örnekleriyle kaplı duvarlarıdır. Sır altı boyama tekniğiyle yapılmış olan bu çinilerin bir kısmının 16. yüzyıl İznik ve Kütahya çinileri, bir kısmının ise 18. yüzyıl Tekfur Sarayı çinileri olduğu bilinmektedir. Bu çini panoların sanatsal değeri, Topkapı kale dışında bulunan Takyeci İbrahim Efendi Camii'ndekiler kadar yüksek kabul edilmektedir. Alt pencerelerin üzerinde, çini üzerine yazılmış hat sanatının mükemmel örnekleri göze çarpmaktadır. Caminin hariminden parmaklıklarla ayrılmış olan Mehmed Ağa'nın şahsi kütüphanesi ise günümüze ulaşamamış; içerisindeki eserler sırasıyla 1914'te Sultan Selim Kütüphanesi’ne, 1920’de Murat Molla Kütüphanesi’ne ve en son 1949’da Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledilmiştir.
Külliye Yapıları, Restorasyonlar ve Çevre
Bir külliye halinde tasarlanmış olan bu yapıda türbe, medrese, çeşme ve hamam gibi kısımlar yer almaktaydı. Ancak külliyeye ait olan medrese ve tekke günümüze kadar ulaşmayı başaramamıştır. Mehmed Ağa'nın cami avlusunda yer alan kare planlı ve kubbeli türbesi ise 2016 yılında restorasyona alınmıştır. Külliyenin sahip olduğu iki çeşmeden biri restorasyon görmüş, diğeri ise bakımsız vaziyette kalmıştır. Cami, yüksek dış duvarlarla sokaktan ayrılmakta ve üç avlu kapısına sahiptir. Şadırvanı bulunmayan camide bir abdestlik alanı mevcuttur; avlunun karşısında külliyenin hamamı, hemen arkasında ise camiyle aynı adı taşıyan bir park yer almaktadır. Ana giriş kapısının sağında meşrutası da bulunan cami, 1743 ve 1938 yıllarında tamir görmüş, 1982'de Vakıflar İdaresi'nce gerçekleştirilen onarımda son cemaat yerinin bazı çatlayan sütunları demir halkalarla takviye edilmiştir.