Muğla'nın Akdeniz ve Ege Bölgeleri'nin birleştiği yerde konumlanan doğa harikası ilçesi Köyceğiz, kendi adıyla anılan gölü, büyüleyici koyları ve köklü tarihi mirasıyla Türkiye'nin en özel turizm merkezlerinden biridir. Narenciye bahçeleri içindeki sakin yapısıyla dikkat çeken ilçe, 16 Mart 2019 tarihinde İtalya'nın Greve in Chianti şehrinde gerçekleştirilen Uluslararası Cittaslow İcra Kurulu Toplantısı'nda “sakin şehir” üyeliğine kabul edilmiştir. Türkiye'nin 16. Cittaslow'u olan Köyceğiz, bu unvanı özgün yaşamı ve eşsiz doğal güzellikleri sayesinde kazanmıştır.
Köyceğiz'in Köklü Tarihi ve Mitolojik Efsanesi
Köyceğiz'in tarihi M.Ö. 3400 yıllarına kadar uzanmaktadır. Yörede varlık gösteren ilk uygarlık Karyalılardır. Tarih boyunca sırasıyla İskitler, Asurlular, İyonyalılar, Dorlar, Akalar, Persler, Hellenler, Seleykoslar, Romalılar, Selçuklu Hanedanı, Menteşeoğulları ve Osmanlılar bölgede hakimiyet kurmuştur. İlçenin tarihi hakkındaki ilk yazılı bilgileri tarihçi Herodot, coğrafyacı Strabon ve İngiliz arkeolog Hoskin vermektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Yunanlar ve Akalar'ın deniz yolu ile Ege kıyılarına çıkmasıyla sahilde yeni koloniler kurulmuş, iç kısımlarda ise Karyalıların kolonileri ile gelişim sağlanmıştır. Osmanlı döneminde 1884 yılında Hurşit Paşa'nın Muğla Mutasarrıflığı döneminde ilçe bugünkü yeri olan Yüksekkum'a taşınmıştır. İstiklal Savaşı'nda düşman saldırısına uğrayan yörede, 1919 yılı sonunda Tahirağa, Mehmet Zeki Osman Ağa ve Tevfik Bey'lerin öncülüğünde Kuva-i Milliye Teşkilatı kurulmuş olup, bölgenin Kuva-i Milliye komutanlığını Dr. Hikmet Kıvılcımlı üstlenmiştir.
İlçenin ismine dair anlatılan efsaneye göre Köyceğiz, gölün şu an bulunduğu ovada kuruludur. Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış ve bu felaketi izlemeye gelenler gölün doğusunda kalan birkaç evi görünce "Bütün şehir batmış, sadece kıyıda bir Köyceğiz kalmış" demişlerdir. Günümüzde bile gölün altında bir batık şehir olduğuna dair inanış varlığını sürdürmektedir.
Görülmeye Değer Doğa Harikaları ve Tarihi Mekanlar
Köyceğiz Gölü
İlçe sınırları içerisinde yer alan ve kükürtlü suya sahip olan Köyceğiz Gölü, 54 km²lik yüzölçümüyle bölgenin en önemli doğal değeridir. Denizden yüksekliği 8 metre olan gölün derinliği 15 ile 150 metre arasında değişmektedir. Göl; Namnam, Kargıcak ve Yuvarlak Çaylarından beslenmekte olup, gölde ve Akdeniz'e bağlanan Dalyan Boğazı'nda kefal balığı üretimi yapılmaktadır.
Sultaniye Kaplıcaları
Köyceğiz Gölü'nün güneybatısında, Ölemez Dağı'nın eteklerinde yer alan Sultaniye Kaplıcaları, binlerce yıllık köklü bir şifa geçmişine sahiptir. M.Ö. 100 yıllarında Kaunoslular tarafından kullanıldığı bilinen kaplıcalar, Roma döneminde kapsamlı bir hastane haline getirilmiştir. Tarihi kaynaklara göre hastanenin girişine "Tanrılar adına buraya ölüm giremez" yazılmış ve kaplıcanın yer aldığı dağ adını bu ünlü ifadeden alarak Ölemez Dağı olmuştur. Kaplıca suları romatizma, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkleri, metabolizma bozuklukları, ruhsal yorgunluk, cilt ve kadın hastalıkları gibi birçok rahatsızlıkta şifa arayanlar tarafından tercih edilmektedir.
Kaunos Antik Kenti ve Kaya Mezarları
Köyceğiz Gölü ile denizin birleştiği bölgede yer alan antik kent, Karia'nın önemli liman ve ticaret merkezlerinden biri olarak kurulmuş, daha sonra ise Büyük İskender'in hakimiyetine girmiştir. Akropol, ünlü mabetler ile Harab ve Susan kaleleri görülmeye değer önemli kalıntılardır. Bu tarihi alana Dalyan'dan kalkan tekneler vasıtasıyla ulaşım sağlanabilmektedir.
Ekincik Koyu ve Aktiviteler
Köyceğiz'in Akdeniz kıyısında yer alan mahallesi Ekincik Koyu; uzun plajı, nefis koy yapısı ve yat limanı ile su sörfü, su kayağı ve yüzme için son derece elverişlidir. Ayrıca ilçe genelinde rafting ve trekking aktiviteleri için Dalaman Çayı, safari turizmiyle öne çıkan Yayla Köyü ve kuzeyindeki Gökçeova bölgesi, 800 metre rakımlı Ağla Yaylası, Toparlar Şelalesi ve Yuvarlak Çay gibi pek çok doğal cazibe merkezi bulunmaktadır. Çandır Köyü Horozlar mevkiinde ise çamur banyoları ve tesisleri yer almaktadır.