Kırklareli ilinin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy, etrafı göz alıcı ormanlarla çevrili ve Karadeniz kıyısında konumlanmış tarihi bir sahil beldesidir. İstanbul'dan günübirlik geziler ve turlar için son derece uygun olan bu şirin kasaba, doğa ile tarihin buluştuğu benzersiz noktalardan biridir. Beldenin içinden geçen Pabuçdere ve Kazandere dereleri Karadeniz'e dökülmekte olup, yöre halkının temel geçim kaynağını balıkçılık ve ormancılık faaliyetleri oluşturmaktadır. Kasabada ayrıca dünyanın en eski taş oyma manastırlarından biri olan tarihi Aya Nikola Manastırı yer almaktadır.
Kıyıköy'ün Eşsiz Doğası ve Kastro Körfezi
Kıyıköy sınırları içinde yer alan Kastro (Çamlıkoy) Körfezi Tabiatı Koruma Alanı, 329 hektarlık geniş bir alan üzerinde yayılmaktadır. Bu özel körfezin batı kısmı Kırklareli sınırlarında kalırken, orta kısmı Tekirdağ, doğu kısmı ise İstanbul il sınırları içerisindedir. Trakya'nın yegane karaçam (Pinus nigra) ormanlarına ev sahipliği yapan bu bölgede; Macar meşesi, sapsız meşe, doğu gürgeni, kayın, ıhlamur ve kızılağaç gibi çok çeşitli bitki türleri korunmaktadır. Doğal yaşamın sürdüğü koruma alanında karaca, yaban domuzu, kurt, çakal, porsuk ve tavşan gibi yaban hayvanları yaşamını sürdürmektedir. Ayrıca beldeye yakın konumda bulunan Bahçeköy, meşhur manda yoğurdu ile bilinmektedir.
Antik Çağlardan Günümüze Tarihsel Yolculuk
Karyalılar tarafından kurulduğu kabul edilen Kıyıköy'ün antik çağdaki ismi Salmydessus olarak tarihe geçmiştir. Yüzyıllar boyunca stratejik önemini koruyan belde, 17 Aralık 1986 tarihinde belediye statüsü alarak resmi olarak beldeye dönüşmüştür. Rusya'dan gelerek Karadeniz altından Türkiye'ye doğalgaz aktarması planlanan Türk Akımı boru hattı projesinin de kara çıkış noktası olarak bu sahil beldesi belirlenmiştir. Belde, hem antik dönem izleri hem de yakın tarihteki ticari canlılığı ile Trakya'nın en dikkat çekici tarihi duraklarından biridir.
1892 Salnamesinde Kıyıköy (Midye)
Edirne Vilayet Matbaası Müdürü Şevket Dağdeviren'in kaleme aldığı 1892 tarihli salnameye göre, o dönemki adı Midye olan bu kaza, Kırkkilise sancağına bağlı hareketli bir yerleşimdi. İki derenin birleştiği yükseklikte kurulan kasabada o yıllarda 1 şeriat mahkemesi, telgrafhane, belediye binası, gümrük, I. Sultan Selim tarafından yaptırılan bir cami ve çeşitli dükkanlar bulunmaktaydı. Ticari açıdan oldukça aktif olan kazada o dönem 7 han, 93 mağaza, 98 dükkan, 25 kahve, 8 fırın ve 26 değirmen yer almaktaydı. Bölgeden deniz yoluyla yüklü miktarda kalkan balığı, torik, palamut ve çiroz balığı ihraç edilmekteydi.