Tarihçesi ve Kurucusu
İstanbul'un Eğrikapı semtinde konumlanan Kazasker İvaz Efendi Camii, 1585 yılına tarihlenmektedir. Caminin giriş kapısı üzerinde yer alan levhada, yapının büyük usta Mimar Sinan'ın bir eseri olduğu açıkça belirtilmektedir. Caminin banisi olan İvaz Efendi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kanuni Sultan Süleyman'ın kazaskerlerinden biri olarak görev yapmıştır. Aslen Manavgatlı olması sebebiyle halk arasında "Manav İvazağa" olarak da anılan İvaz Efendi, Anadolu ve Rumeli kazaskerliği görevlerinde bulunmuştur. Vefatının ardından caminin bahçesinde yer alan hazireye defnedilmiştir.
Mimari Yapısı ve Malzeme Özellikleri
Cami, malzeme yapısı bakımından taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Yapının mimari planında, klasik camilerden farklı olarak alışılagelmiş bir ana giriş kapısı bulunmamaktadır; bunun yerine ön cephede sağlı sollu yerleştirilmiş iki adet kapı mevcuttur. Minaresi kıble duvarının köşesinde yükselen Kazasker İvaz Efendi Camii, tek kubbeli bir ana yapıya sahiptir ve bu ana kubbeyi destekleyen beş adet yarım kubbe ile desteklenmiştir.
Çevresi ve Külliyeden Kalanlar
Tarihi yarımada sınırları içerisinde yer alan caminin bahçe bölümünde geniş çukurlar ve tüneller bulunmaktadır. Yapı, tarihi Anemas zindanları kalıntılarının hemen çevresinde konumlanmıştır. İlk inşa edildiği dönemde bir külliye formunda olan bu kompleksten günümüze yalnızca caminin kendisi ve karşısındaki çeşme ulaşabilmiştir. Avlu girişinin karşısında konumlanan tarihi İvaz Efendi Çeşmesi ise restore edilerek korunmuştur.
Sakal-ı Şerif ve Önemli Detaylar
Caminin tarihinde dikkat çeken bir diğer önemli husus ise kutsal emanet barındırmış olmasıdır. Camide 1998 yılına kadar muhafaza edilen Muhammed'in Sakal-ı Şerif'i, bu tarihten sonra bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve günümüzde de akıbeti hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.