Kasımağa Mescidi'nin Tarihçesi ve Önemi
İstanbul'un Fatih ilçesinde yer alan Kasımağa Mescidi (veya bilinen diğer adıyla Kâsım Bey Mescidi), Osmanlı İmparatorluğu tarafından camiye çevrilmiş olan eski bir Bizans yapısıdır. Ne son restorasyon çalışmaları sırasındaki araştırmalar ne de Orta Çağ kaynakları, bu tarihi yapının kökenine ve olası ilk işlevine dair net bir bilgi sunmamaktadır. Oldukça küçük boyutlara sahip olması nedeniyle doğrudan bir kilise olarak tanımlanamayan bu yapının, Bizans döneminde ana kilisesi Odalar Camii olan bir manastır kompleksinin eki olduğu tahmin edilmektedir. Kompleksin su ihtiyacının ise hemen yakındaki İpek Sarnıcı'ndan karşılandığı bilinmektedir.
Yapının Konumu ve Çevresi
Mescit; Fethiye Camii ile Kariye Camii'nin yaklaşık olarak tam ortasında, Edirnekapı'ya (eski adıyla Porta Harisius) yakın bir konumda, Fatih ilçesinin Salmatomruk mahallesinde yer almaktadır. Odalar Camii kalıntılarının yaklaşık 100 metre güneybatısında bulunan bu küçük cami, günümüzde Koza Sokak ile Kasım Odalar Sokak arasında ağaçlı bir bahçe içinde, modern apartmanlarla çevrili bir alandadır. Coğrafi olarak ise Konstantinopolis'in altıncı tepesinin üstünde, Aetios Sarnıcı (günümüzde futbol sahası olarak kullanılmaktadır) ve Osmanlı döneminde Boğdan Sarayı olarak adlandırılan Bizans yapılarının yer aldığı bir düzlükte kurulmuştur.
Osmanlı Dönemi Dönüşümü ve Yaşanan Afetler
1453 yılında İstanbul'un Fethi sırasında harap durumda olan yapının çevresindeki mahalleye, fetihten sonra ağırlıklı olarak Hristiyan bir nüfus yerleşmiştir. Buna rağmen, Sultan II. Bayezid (h. 1481-1512) saltanatı döneminde, 1506 yılında Abdullah oğlu Kasım Bey (muhtemelen dönemin Sekbanbaşısı yani Yeniçeri ağası) tarafından kurulan bir dini vakıf vesilesiyle Bizans yapısı kalıntıları üzerine küçük bir cami inşa edilmiştir. Camiye yakın konumda bulunan vakıf mülkleri arasında, Osmanlı döneminde geniş kapalı mekan ipek dokuma atölyesi olarak kullanılan İpek Bodrum adlı Bizans sarnıcı da bulunmaktadır. Yüzyıllar boyunca ayakta kalan yapı, 1894 yılındaki Büyük İstanbul depreminde ve 2 Temmuz 1919'daki Salmatomruk yangınında ağır hasar görmüş, geriye yalnızca çevre duvarları ile minaresinin tabanı kalmıştır. 20. yüzyılın ortalarında terk edilip bir dönem gecekondu olarak kullanılan mescit, 1970'lerde tamamen restore edilerek yeniden ibadete açılmıştır.
Mimari Özellikleri
Kasımağa Mescidi, tuğla ve kesme taş malzemeler kullanılarak kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda kabaca kare planlı bir mimariyle inşa edilmiştir. Yapılan restorasyon sırasındaki tuğla analizleri, yapının farklı inşaat aşamalarından geçtiğini göstermiş, temellerinin ve ayakta kalan duvarlarının tuğla-taş karışımından yapıldığını ortaya koymuştur. Orijinal Bizans yapısının planında kuzeydoğuda bir atriyum, arkasında tek bir nef ve doğu tarafında bir çıkıntı odası bulunmaktaydı. 1506 yılında yapının camiye dönüştürülmesi esnasında atriyum ve mihrap duvarı yeniden inşa edilmek zorunda kalmış, aynı süreçte binanın kuzeydoğu tarafına büyük bir minare dikilmiştir.