İstanbul'un Fatih ilçesinin Edirnekapı semtinde yer alan Kariye Camii (eski adıyla Azize Kurtarıcı Hora Kilisesi), Doğu Roma İmparatorluğu döneminde büyük bir yapı topluluğu olan Hora Manastırı'nın merkezini oluşturan son derece önemli bir tarihi yapıdır. Hâlâ ayakta duran Theodosius Surları'na yaklaşık yüz metre uzaklıkta konumlanan bu eşsiz eser, Bizans mimarisi ve Osmanlı mimarisinin izlerini bir arada barındırmaktadır. Geçmişi 6. yüzyıla kadar uzanan yapı, iyi korunmuş mozaik ve freskleriyle dünya çapında büyük bir üne sahiptir.
Yapının Tarihsel Dönemleri ve Mimari Gelişimi
Kariye'nin kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, kimi kaynaklara göre ilk defa 536 yılında İmparator I. Justinianus döneminde Aziz Theodore tarafından yaptırılmıştır. Kent surlarının dışında kalması nedeniyle manastıra Grekçe "kırsal alan" veya "kent dışı" anlamına gelen Hora ismi verilmiştir. 557 yılındaki depremde yıkılan ilk yapının yerine İmparator tarafından daha büyük bir manastır inşa ettirilmiştir. Yapı, tarih boyunca birçok kez onarım görmüştür; 11. yüzyılda Maria Dukaina ve 1120 yılında İsaakios Komnenos tarafından kapsamlı onarımlar gerçekleştirilmiştir. Latin istilasında harap olan yapı, Bizans döneminin sonlarına doğru devletin baş hazinedarı Teodor Metokhites tarafından yenilenerek dış narteks ve pareklezyon (yan şapel) eklenmiş, içi muhteşem fresk ve mozaiklerle süslenmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Camiye Dönüştürülme Süreci
İstanbul'un fethi sırasında hiçbir zarar görmeyen Kariye, fetihten 58 yıl sonra, 1511 yılında Sultan II. Bayezid'in sadrazamlarından Atik Ali Paşa tarafından camiye dönüştürülmüştür. Bu süreçte yapının çan kulesinin yerine minare inşa edilmiş ve güneydoğu köşesine mermer bir mihrap eklenmiştir. İçerisinde yer alan Hristiyanlık sembolleri, freskler ve mozaikler, yapıya zarar verilmeden ince bir boya ve kireç badanası ile örtülerek korunmuş ve bu sayede günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.
Müze Dönemi ve Günümüzdeki Durumu
1945 yılında ulusal anıt ilan edilen Kariye, Bakanlar Kurulu kararıyla 1948 yılında Müzeler İdaresi'ne bağlanarak müze hâline getirilmiştir. Türkiye'nin en çok ziyaret edilen kültürel miraslarından biri olan bu tarihi yapı, 2019 yılında Danıştay'ın iptal kararı sonucu Cumhurbaşkanı tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredilmiş ve 6 Mayıs 2024 tarihinde yeniden ibadete açılmıştır. Yapı, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan "İstanbul'un Tarihî Alanları" parçası olarak tescillenmiştir.