Antik Çağlardan Osmanlı'ya Havsa Tarihi
Edirne il merkezine 25 kilometre uzaklıkta yer alan Havsa, tarihi boyunca stratejik konumuyla dikkat çekmiş köklü bir yerleşim yeridir. İlk olarak Antik Romalılar tarafından kurulan ilçe, Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasının ardından Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyetine geçmiştir. 1331 yılında Türklerin Rumeli'ye geçmesiyle birlikte, I. Murat vasıtasıyla Osmanlı topraklarına katılmış ve ilk etapta "Hosa" adını almıştır. Osmanlı Devleti'nin hükûmet merkezinin Edirne'ye taşınmasının ardından kasaba, Anadolu'dan getirilen göçmen aileler vasıtasıyla Türkleştirilmiştir. İlçenin gelişiminde ve Türklüğün yerleşmesinde Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa'nın bölgeye verdiği özel önem büyük rol oynamıştır. Günümüzde Hacı İsa, Hacı Gazi ve Helvacı Baba gibi mahalle isimleri, o dönemde bölgeye yerleştirilen göçmen ailelerin isimlerini taşımaya devam etmektedir. İlçenin ismi ise, Hafıza Sultan'ın buraya yerleşmesinin ardından kullanılan "Hafse" adı ile "Hosa" adının karışımından türeyerek günümüzdeki halini almıştır.
Mimar Sinan İmzalı Tarihi Yapılar ve Kültürel Miras
Havsa, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan çok değerli mimari eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Bu eserlerin en önemlilerinden biri, Sokollu Mehmet Paşa tarafından oğlu Kazım Paşa adına Mimar Sinan'a yaptırılan ve tarihi kayıtlarda 1531 veya 1578 yıllarıyla anılan Sokollu Camii'dir. Aynı dönemde yine Mimar Sinan tarafından inşa edilen ve günümüzde de kullanılmaya devam eden tarihi çeşme, ilçenin su mimarisinin en canlı örneğidir. İlçede ayrıca, geçmişte bölgedeki canlı ticaret hayatının bir göstergesi olan fakat günümüzde yalnızca kemeri ayakta kalan tarihi bir kervansaray ile harap vaziyette bulunan Sokollu Hamamı yer almaktadır. Fukaraya Bektaşilerinden olduğu söylenen Kurt Bey Anıtı da ilçenin manevi ve kültürel durakları arasında yer alır. Öte yandan, tarihi kaynaklarda adı geçen Hafsa Hatun ve Abdülselam Camii'nden günümüze maalesef hiçbir iz kalmamıştır.
Coğrafi Yapı ve İklim Özellikleri
Ortalama deniz seviyesinden yüksekliği 80 metre olan Havsa, jeolojik açıdan oldukça genç bir kütle oluşumuna sahiptir. İlçe arazisi genel olarak düzlüklerden ve ovalardan oluşmakta olup, dağlık bir alan bulunmamaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda sıralanan alçak ve yayvan tepelerin en yükseği Doğruk Tepe'dir. Derinliği az olan vadilerden birinin geniş tabanı Osmanlı Ovası olarak adlandırılır. İlçenin başlıca akarsuları ise Ergene Irmağı'nın kolları olan Oğulpaşa, Necatiye, Kuleli dereleri ile Darıdere ve Aşırıdere'dir. Havsa'da doğal göl bulunmamakla birlikte yapay göletler mevcuttur. Yıl boyunca sert karasal bir iklimin hakim olduğu ilçe arazisi, ormanlık alanların bulunmayışı nedeniyle neredeyse tamamen tarım faaliyetleri için elverişli topraklardan oluşur.
Geçmişten Günümüze Sosyal ve İdari Yaşam
Havsa, idari olarak Edirne'ye bağlı bir bucak statüsündeyken, 1969 yılında kabul edilen 6231 Sayılı Kanun ile ilçe statüsüne kavuşmuştur. Tarihsel kayıtlara bakıldığında, 1892 tarihli Edirne Vilayet Salnamesi'nde kazaya bağlı Zalif ve Aslıhan köylerinde yılda 1.500.000 kilyeyi aşan miktarda yüksek kaliteli şarap üretildiği, bu şarapların bazı yıllarda Avrupa'ya ihraç edildiği ve bu ticari hareketlilik sebebiyle Edirneli tüccarlara ait 10 kadar şarap mağazası ile bir posta şubesinin bulunduğu belirtilmektedir. Günümüzde toplu yerleşim düzeninin hakim olduğu ilçede halk, devlet otoritesine ve hukuk düzenine son derece saygılı bir sosyal yapı sergilemektedir.