Harran Höyüğü, Şanlıurfa il merkezinin 44 kilometre güneydoğusunda, Harran ilçesinin merkezinde yer alan tarihi bir höyüktür. Yaklaşık 50 x 30 metre boyutlarındaki bu tepe, Harran Ovası'nda saptanan 250 höyükten biri olma özelliğini taşır. Coğrafi konumu itibarıyla Mezopotamya'dan Samsat ve Malatya üzerinden İç Anadolu'ya, Karkamış üzerinden ise Akdeniz Bölgesi'ne uzanan tarihi ana ticaret yolu üzerinde stratejik bir noktada yer almaktadır.
Tarihi ve Kültürel Önemi
MÖ 3. ve 2. binyıllarda önemli bir kült merkezi olan yerleşme, bu niteliği ve ticaret yolları üzerindeki konumu sayesinde büyük bir kültür merkezine dönüşmüştür. Harran ismi, Asur ve Sümer dillerinde "yolculuk" anlamına gelen "Harran-u" kelimesinden gelmektedir. Eski Babil döneminde "Uru-ki-kaskal-al Harran" olarak anılan yerleşim, MÖ 2. binyılda Yakındoğu'da Asur'dan sonraki ikinci en büyük kent konumuna ulaşmıştır. Geç Asur Dönemi'nde kısa süreliğine başkent olan Harran, MÖ 612 yılında Asur'un yıkılmasının ardından göç eden Asurlular tarafından yeni bir başkent olarak seçilmiş, ancak bu yeni başkent MÖ 610 yılında saldırıya uğrayarak yakılıp yıkılmıştır.
Arkeolojik Kazılar ve Katmanlar
Höyükte katmanları ve tabakalanmayı belirlemek amacıyla ilk kazılar 1959 yılında D. S. Rice başkanlığında başlatılmış, 1983 yılından itibaren ise N. Yardımcı başkanlığında çalışmalara devam edilmiştir. Rice'ın tepenin doğu yamacında gerçekleştirdiği 10 metrelik derin sondaj çalışması, höyüğün MÖ 5. binyıldaki Halaf yerleşmesinden Eyyubiler Dönemi'ne kadar kesintisiz olarak iskân edildiğini kanıtlamıştır. Höyükte Kalkolitik Çağ, Er Hanedanı II ve III, Erken Tunç Çağı sonu (Akad ve Ur III) ile Orta Tunç Çağı'na geçiş dönemlerini kapsayan çeşitli arkeolojik tabakalar saptanmıştır.
İç Kale ve Önemli Buluntular
Höyüğün kuzey kesiminde, kuzey yönü hariç oldukça iyi korunmuş, köşelerinde kuleleri bulunan dikdörtgen planlı bir iç kale yer almaktadır. Yapım dönemi kesin olarak bilinmeyen bu kalenin Asur, Hitit ve Yeni Babil dönemlerinde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kazılarda ele geçen ve MÖ 6. yüzyıla tarihlenen çivi yazılı adak kitabeleri, Yeni Babil Kralı Nabonidus'un Ay Tanrısı adına yaptırdığı tapınağın yerini belirlemiştir. Ayrıca, tapınak inşasında kullanıldığı saptanan farklı boyutlarda 52 adet çivi yazılı pişmiş tuğla parçası da höyüğün önemli buluntuları arasındadır.