Kuzey Mezopotamya'nın Kadim ve Köklü Kenti: Harran
Şanlıurfa ilinin Suriye sınırına yakın bir ilçesi olan Harran, il merkezine 44 kilometre uzaklıkta konumlanmıştır. 904 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip olan ilçe, deniz seviyesinden ortalama 362 metre yüksekliktedir. Kuzey Mezopotamya'nın bu kadim yerleşim yeri, dünyanın hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden biri olma unvanını taşımaktadır. Günümüzde Şanlıurfa'da yer alan Harran Üniversitesi de adını bu tarihi ve köklü ilçeden almıştır.
Tarih Sahnesindeki İlk İzler ve Etimolojik Kökeni
Harran adına tarih sahnesinde ilk kez, MÖ 2250 yıllarına tarihlenen Ebla çivi yazılı tabletlerinde rastlanmaktadır. Bu tabletlerde kent "Ha-ra-an" olarak adlandırılmakta ve Harran'daki Sin Mabedi'nde imzalanan bir antlaşmaya dair belge içermektedir. MÖ 2. binyıl başlarına tarihlenen Kültepe ve Mari tabletlerinde ise kentin ismi "Har-ra-na" veya "Ha-ra-na" şeklinde geçmektedir. Köken olarak Sümercede ve Akatçada "seyahat" veya "kervan" anlamına gelen "haran-u" sözcüğünden türeyen bu ismin, bazı kaynaklarda "kesişen yollar" ya da "şiddetli sıcak" manasına geldiği de öne sürülmektedir.
Pagan İnanışının Merkezi ve Kadim Krallıklar Dönemi
Bilinen tarihi MÖ 2. binyıl başlarına kadar giden Harran, Mezopotamya pagan inanışının en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Burada ay tanrısı Sin ile güneş tanrısı Şamaş adına yapılmış mabetler bulunmaktaydı. MÖ 2. binyılın ortalarında Hititler ile Mitanniler arasında yapılan antlaşmaya da bu iki tanrı şahit tutulmuştur. Stratejik konumuyla Akdeniz ile Dicle Nehri civarındaki ovalar arasında önemli bir ticaret merkezine dönüşen kent, MÖ 2000'lerde Hurriler ve Mitannilere ev sahipliği yapmış, MÖ 11. yüzyıldan sonra ise Süryânîlerin atası olan Ârâmîlerin bölgeye yerleşmesiyle Fırat'ın iki yakasında Bit-Adini Devleti kurulmuştur. MÖ 857'de Asur İmparatorluğu'na bağlanan kent, imparatorluğun başkenti Ninova'nın düşüşünden sonra son Asur kralı II. Asur-Uballit'in sığındığı kale olmuş ve Asur İmparatorluğu burada üç yıl daha varlığını sürdürmüştür.
Sürgünler, Kutsal Anlatılar ve İnanç Tarihi
MÖ 722 yılında Asur Kralı II. Sargon'un İsrail'i istila ederek Yahudileri bölgeye sürmesiyle Harran ilk kez bir Yahudi topluluğuyla tanışmıştır. MÖ 586'daki Babil Sürgünü sonrasında kentin Yahudi nüfusu daha da güçlenmiştir. MÖ 539'da Perslerin hakimiyetine geçen kentte, Pers Kralı I. Darius sürgünü sonlandırsa da güçlü bir Yahudi kolonisi varlığını korumuştur. Yahudi Kutsal Kitabı Tanah'ta "Hārān" biçiminde geçen şehir, tufandan sonra kurulan ilk şehir olarak nitelendirilir ve Nuh peygamberin torunlarından Kaynan tarafından kurulduğu anlatılır. Harran; İbrahim peygamber, Lut peygamber, Şuayb peygamber ve Elyesa peygamber ile doğrudan ilişkilendirilen, semavi dinler açısından son derece kutsal bir mekandır.
Helenistik Dönemden İslamiyet Dönemine Uzanan Yolculuk
Büyük İskender'in MÖ 331'de Pers İmparatorluğu'na son vermesinin ardından Yunan hâkimiyetine giren Harran, önemli bir Yunan kolonisi haline gelmiştir. İskender imparatorluğunun parçalanmasıyla Selevkoslar'da kalan, MÖ 137'den sonra Partlar'ın ve ardından Romalıların eline geçen şehir, MS 217'de Roma İmparatoru Caracalla'nın Sin Mabedi'ni ziyaret etmek için giderken öldürüldüğü yerdir. Romalılar ile Sâsânîler arasında sürekli mücadele konusu olan Harran, Urfa'nın Hristiyanlaşmasına karşılık pagan Helenizm kültürünü korumuş ve bu yüzden kilise babalarınca Helenopolis olarak adlandırılmıştır. MS 640 yılında Hz. Ömer devrinde İyâz b. Ganm tarafından fethedilen şehirde Sin Mabedi camiye çevrilmiştir. Emevî Halifesi II. Mervân döneminde devletin başkenti yapılan şehir, 750 yılındaki Büyük Zap Suyu Savaşı'nın ardından Abbâsîlerin eline geçmiştir. Abbâsîler döneminde yaşayan ünlü astronom, astrolog ve matematikçi Battanî gibi bilim insanlarının yetiştiği Harran, İslam dünyasındaki bilimsel çalışmaların zirve noktalarından biri olmuştur. 833 yılında Halife Me'mûn'un baskısıyla kitabi din statüsü kazanmak için "Sâbiî" adını alan pagan Harranlılar, 11. yüzyıldaki kıtlık ve Şii ayaklanması sonucu tapınaklarını kaybederek tarihten silinmiş, yerlerine Arap Numayri kavmi yerleşmiştir.